Sürdürülebilir kalkınmanın görünmeyen bağları

Küresel kalkınma için gerekli üç sa­cayağı olan “çevresel, sosyal, ekono­mik sürdürülebilirlik” üzerine Birleşmiş Milletler’in belirlediği 17 amaç, birbir­lerini etkileyen görünmez bağlarla bağlı.

Gezegenin doğal kaynaklarının kapasi­tesine uygun yaşayarak, çevreyi koruyo­ruz. Dünyanın her yerindeki insanların ve toplulukların refahını koruyarak, top­lumsal gelişimi sağlıyoruz. Toplumsal ya­şamı ve çevreyi kaybetmeden gelişen bir ekonomi ile, kapsayıcı ekonomik kalkın­maya ulaşabiliyoruz.

Gezegende canlı yaşamının sürdüren başlıca doğal kaynaklarımız temiz su, ha­va ve gıda. Çözüm üretmemize doğrudan işaret eden küresel amaçlar: 6 Temiz Su ve Sanitasyon; herkes için erişilebilir su ve atık su hizmetlerini ve sürdürülebilir su yönetimini güvence altına almak. 14 Sudaki Yaşam; sürdürülebilir kalkınma için okyanusları, denizleri ve deniz kay­naklarını korumak.

15 Karasal Yaşam; sürdürülebilir ekosistem ve orman yöne­timini sağlamak, çölleşme ile mücadele ve biyolojik çeşitlilik kaybını engellemek. Birleşmiş Milletler 2026 yılı için Dün­ya Ormancılık Günü temasını “Ormanlar ve Ekonomiler”, Dünya Su Günü temasını ise “Su ve Cinsiyet” olarak belirledi. Böy­lece, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasındaki bağlantının önemi de bir defa daha belirtmiş oldu.

Doğanın dengesi ve toplumun geleceği

Türkiye’de değerli sivil toplum kuru­luşları önemli veriler paylaştı. Sürdürü­lebilir Üretim ve Tüketim Derneği, gü­venli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği için önemi­ne değinerek, su yönetimi çözümlerinde kadınlara öncelik verilmesi çağrısı yap­tı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüke­tim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Ka­raosmanoğlu “suyun aktığı yerde eşitlik büyür” söylemine değinerek şu bilgile­ri paylaştı: “Dünyada 1,8 milyardan fazla evde içme suyu yok, her üç haneden iki­sinde su toplamak kadın sorumluluğu. 53 ülkede kadınlar ve kız çocukları erkekler ve erkek çocuklarından üç kat daha fazla, günde 250 milyon saat su toplama işi ya­pıyor. Ülkelerin yaklaşık %14›ünde, ka­dınların suyla ilgili karar alma ve su yö­netimine eşit şekilde katılımını sağlayan mekanizmalar bulunmuyor.”

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başka­nı Deniz Ataç ise, ormanları koruma­nın ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini gösteren şu verile­ri paylaştı: Dünya genelinde 45 milyon insan, geçimini doğrudan ormanlar­dan sağlıyor. Milyarlarca insanın yaşa­mı, ormanların sağladığı gıdaya ve dü­zenlediği su döngüsüne bağlı olarak sü­rüyor. Orman kaybı hızla devam ediyor. 1990-2025 yılları arasında dünyada yak­laşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Böl­gesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı.”

BM sürdürülebilir kalkınma amaçları­nın kurumların gündemine girmesiyle, artık “bütünsellik” ve “kapsayıcılık” ko­nuları stratejilerde daha önemli bir yer alıyor. Meselenin hem çevreyi korumak, hem ekonomik büyümeyi sürdürmek, hem de bu iki alanı toplumsal gelişim ve adaletle birlikte ele alabilmek olduğu an­laşıldı. Gezegende yaşamın sürmesi için “çevre-insan-ekonomi” üçlüsünde bir uyum ve denge gerekiyor. Suya erişim­de eşitlik sağlanmadan, ormanlar korun­madan ve doğal kaynaklar iyi yönetilme­den ne refah kalıcı olabilir ne de kalkın­ma kapsayıcı. İç içe geçmiş çoklu krizler döneminde yaşıyoruz. Bu nedenle çö­züm de ancak bütünsel bir yaklaşımla, doğayı ve insanı birlikte merkeze alan stratejilerle mümkün olabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar