Sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir yaşam

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

"Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya üzerinde olmayacaktık." Bu sözlerin sahibini eminim kolaylıkla tahmin edebilmişsinizdir. Ulu Önder Atatürk neredeyse yaptığı her konuşmada, çiftçinin, köylünün ve dolayısı ile tarımın önemine değinerek aslında hep bu konunun altını çizmiş.

Şimdi birçok okurum ekonomide bu denli önemli gündeme rağmen neden tercihimi tarımdan yana kullandığımı merak ediyordur. Ekonomiyi, dövizi, faizi öylesine çok konuştuk ve konuşuyoruz ki, her zaman en önemli enerji olarak adlandırdığım tarımı ihmal ettiğimizi düşündüğümü itiraf edeyim. Oysa ki, dünyanın da ülkemizin de önündeki en önemli tehditlerden birisinin tükenen tarım kaynakları olduğunu çok daha sık konuşmalı ve hep gündemde tutmalıyız.

Günümüzde modern yaşamı daha çok tercih eden çiftçi ve köylülerin çocukları, ekonomik anlamda da karşılık alamadıklarını gördükçe ebeveynlerinin mesleklerinden uzaklaşır oldular. Tarım politikalarımızda yer alan sorunları çözemedikçe ve tartışamadıkça bu durumun düzelmeyeceği kesin. Miras yolu ile geçen tarım arazilerinin yıllarca bölünerek dağıtılması ile verimsiz ve küçük hacimli tarım alanlarına sahip olmamız da bugünkü olumsuz tablonun ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadı. Ne yazık ki birçok sektörümüzde olduğu gibi tarımda da yeterli envantere ve istatistiğe sahip olmadığımız hususunu evvela dile getirmem lazım. Ardından da Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru tarafından paylaşılan bir rapordan da istifade ederek sorunları sıralamaya çalışayım.

- Çiftçimizin bitkisel üretimde en önemli sorunlarından birisi gübre ve mazot gibi temel girdi maliyetlerinin yüksek olması. Hayvansal üretimdeki yem maliyetlerinin yüksek olması da bitkisel üretimdeki yüksek maliyetlerden kaynaklanmakta. Bu maliyeti düşürmek için desteklerin tabana yayılması ve her çiftçinin faydalanması açısından bu iki kalemin desteklerinin arttırılması olmazsa olmazlarımızdan.

- Stratejik tarım ürünlerinin ekimini teşvik için fiyat fark desteği uygulamasına devam edilmeli. Bu desteklemeler her yıl üretim miktarları, piyasada oluşan fiyatlar ve üretim maliyetleri göz önüne alınarak hesaplanmalı ve yeni yıl öncesinde de açıklanmalı. Susam gibi dışa bağımlı olduğumuz ve geleneksel gıdalarımızdan olan ürünler de bu destekleme kapsamına alınarak üretimi arttırılması da şart.

- Çiftçimizin önemli girdilerinden olan zirai ilaç ve bitki besleme ürünlerinin büyük bir bölümü ithal edilmekte olup, bu ürünlerin gümrük giriş fiyatları ile perakende satış fiyatları tespit edilerek gerekli tedbirler alınmadığı sürece, bu yüksek maliyetler tarımsal ürün fiyatlarına ve verimliliğe de yansımaya devam edecektir. 2021 yılında bu durumu yakinen test ettik.

- Tarıma yönelik yatırımlarda doğrudan ithalat vergileri, yanı sıra KDV muafiyeti uygulanmalı, yatırımlar için uzun vadeli krediler sağlanabilmelidir. Çiftçilere ve çiftçi adaylarına sektörün cazip hale gelmesi için yapılacak her tür yatırım sonsuz bir şekilde desteklenmelidir.

- Tarımın doğal bir sorunu olan; bir yıl boyunca talebi olacak ürünün, piyasaya kısa sürede hasat edilerek arz edilmesi fiyatların hasat zamanı düşmesine neden olmakta. Bunu önleyecek çözüm gelişmiş ülkelerde de uygulanan future borsalarıdır. Finans piyasaları ile lisanslı depolar ve ürün ihtisas borsaları entegre edilerek bu önemli yapısal sorun çözüme kavuşmalıdır.

- Ülkemizde koyun çiftlikleri kurulamamakta. Yeni ve verimli cinslerle, Doğu Anadolu ve İç Anadolu iklimine uygun büyük koyun çiftlikleri kurulması için politikalar üretilmeli ve teşvik edilmelidir.

- Yaş meyve sebzede üreticilerden direkt alım yapan ve satış ağı çok geniş market zincirleri, üretici kooperatifleri satış noktaları veya üretici birliklerinin kuracağı pazarlama zincirleriyle çözüme kavuşabilir. Buralarda satılacak ucuz sebze ve meyve piyasayı da regüle edecektir.

- Çiğ süt piyasalarını regüle etmek için süt tozu üretim tesislerinin sayısı arttırılmalı ve süt tozu ihracatına teşvik verilmelidir. Yerel mandıraların kurulması ve yerel markaların oluşması için Kalkınma Ajansları ve Kırsal Kalkınma fonundan yatırım teşvikleri verilmelidir. Çiğ süt primleri piyasa şartlarına göre aylık olarak belirlenmelidir. Çiğ süt fiyatına yapılan yüzde 47 oranındaki artış Ali Ekber Yıldırım üstadımın da belirttiği gibi, daha çiftçinin cebine girmeden ne yazık ki erimiştir.

- Yem fiyatlarını rekabete ve daha kaliteli üretime açmak gereklidir. Bu nedenle kesif yem ithalatının önündeki gümrük vergisinin kaldırılması da zorunlu konulardan biri halini almıştır.

Hastalıklar, salgınlar gelir geçer; ekonomik krizler gelir geçer. Ancak doğayı ve tarım alanlarını korumayı ve onları sürdürülebilir hale getirmeyi başaramaz isek dünyanın geleceğini büyük ölçüde riske sokmuş olacağız. Tüm krizleri ve sorunları konuşurken, tarım ve hayvancılıktaki sorunları ıskalamamamız lazım. Hiçbir krizin ve hastalığın açlığın ötesine geçemeyeceğini aklımızda tutmalıyız ki, dünya da bizi ıskalamasın.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Neden TÜSİAD? 01 Nisan 2022
Putİn mi, PutOut mu? 18 Mart 2022