Sürdürülebilirlik toplumsal rıza meselesi

Bugün sürdürülebilirlik adına konuşu­lanların büyük bölümü, toplumun gün­delik hayatına temas etmiyor. Hatta çoğu zaman tam tersine, hayatı zorlaştıran bir dizi kararın süslü gerekçesi hâline geliyor. Enerji maliyetleri artıyor, şehirler dönüşü­yor, demografik yapı hızla değişiyor, kamu hizmetleri zorlanıyor; ama bütün bu süreç­lerin neden gerekli olduğu, kime ne kazan­dırdığı ve bedelinin kim tarafından ödendi­ği açıkça konuşulmuyor.

Burada durup sormak gerekiyor: Toplumun rızasını üretmeden hangi dönü­şüm gerçekleşebilir?

Toplumsal rıza yerine idare etme kültürü

Sürdürülebilirlik, teknik bir planlama meselesi değil. Aynı zamanda siyasal, sos­yal ve yönetsel bir denge meselesi. Bir ka­rar, uzun vadeli olabilir; ama eğer geniş ke­simler açısından adil, anlaşılır ve makul değilse, o kararın ömrü teknik hesaplardan çok daha kısa olur. Çünkü sürdürülebilir­lik, yalnızca kaynakların değil, toplumsal sabrın da yönetilmesini gerektirir.

Türkiye’de ise tam tersi bir tablo var. Ka­rarlar alınıyor, ardından bu kararların ile­tişimi yapılıyor. Yani önce sonuç, sonra gerekçe üretiliyor. Bu yaklaşım sürdürü­lebilirlik değil, olsa olsa idare edilebilirlik olabilir. Kısa vadede sistem yürür gibi gö­rünür; ama orta vadede çatlaklar büyür, iti­razlar artar, toplumsal bağ zayıflar.

Bugün kent politikalarından göçe, eko­nomiden çevre düzenlemelerine kadar bir­çok alanda yaşanan sorunların ortak nok­tası burada yatıyor. Toplumdan rıza üret­mek yerine, toplumun tepkisini yönetmeye odaklanan bir anlayış hâkim. Oysa bu ikisi aynı şey değil. Tepkiyi bastırmak mümkün; ama rızanın yokluğunu telafi etmez.

Doğruluk başka, meşruiyet başka

Bir başka temel yanılgı da sürdürülebi­lirliğin “doğru” olduğu varsayımıyla yeti­nilmesi. Doğru olmak, tek başına yeterli değildir. Toplum açısından meşru olmayan hiçbir doğru, uzun vadede ayakta kalamaz. Meşruiyet ise raporlarla, sunumlarla, kam­panyalarla değil; karar alma süreçlerine dâ­hil edilerek üretilmeli. Bugün birçok politi­ka, “uzmanlar böyle diyor” cümlesiyle sa­vunuluyor. Oysa uzman görüşü, toplumsal rızanın yerine geçmez. Tam tersine, rıza üretmeyen teknokrasi, sürdürülebilirliğin en büyük düşmanlarından biridir.

Çünkü toplum, kendisine rağmen kurulan gelecek projelerine güvenmez. Sürdürülebilirlik tartışmasının bir diğer eksik boyutu da be­del meselesi. Her dönüşümün bir maliyeti vardır. Asıl soru, bu maliyetin kim tarafın­dan ve ne kadar süreyle taşınacağı. Eğer yük sürekli aynı kesimlerin üzerine yıkılıyorsa, burada sürdürülebilirlikten değil, sistema­tik bir dengesizlikten söz edilir. Bu denge­sizlik de zamanla toplumsal rızayı aşındırır.

Toplumdan sabır ödünç almak Bir diğer sorun da yükün dağılımı. Sürdürü­lebilirlik dili çoğu zaman herkesi kapsayan bir “hepimiz” kuruyor. Ama bu “hepimiz”, bedel konuşulmaya başlandığında hızla da­ralıyor. Bazıları için sürdürülebilirlik bir tercih, bazıları için sürekli bir zorunluluk. Bu fark görmezden gelindikçe, anlatılan ge­lecek daha da uzaklaşıyor. Bu yüzden mese­le toplam yükün, kimin hayatında neye kar­şılık geldiği. Toplumun büyük bir kısmı için sürdürülebilirlik, ortak bir gelecek vaadin­den çok, katlanılması gereken bir dizi ka­rarın adı hâline gelmişse, burada bir kopuş vardır. Bu kopuş çevresel ya da ekonomik değil; siyasal ve toplumsaldır.

İnsanlar gele­ceğe itiraz etmiyor, ama kendileri yok sayı­larak kurulan bir geleceğe mesafe koyuyor. Asıl soru da burada duruyor: Bugün sürdü­rülebilirlik adına alınan kararlar, gerçekten toplumun geleceğini mi inşa ediyor, yok­sa toplumdan sabır ödünç alarak zamanı mı satın alıyor? Eğer yapılan şey ikincisiy­se, bu bir strateji değil, bir erteleme biçimi. Sürdürülebilirlik, ertelendikçe ve rıza üret­mediği yerde uzun vadeli bir hedef olmak­tan çıkar; sadece ne kadar daha idare edile­bileceğinin hesabına dönüşür. Bu hesabın sonucu ise hiçbir zaman raporlarda yazmaz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.180,48 2,85 %
Dolar 43,6446 0,00 %
Euro 51,9401 0,01 %
Euro/Dolar 1,1871 0,01 %
Altın (GR) 6.908,75 0,14 %
Altın (ONS) 4.918,53 0,04 %
Brent 67,2500 -0,04 %