Tahıl ambarı tehlikede
Savaş fiyatlaması deyince hepimizin aklına ilk önce petrol geliyordu. Sonra işin daha büyüğünün gaz olduğunu öğrendik. Daha sonra helyumdan tutun da sülfürik aside kadar acayip bir yelpazeye yayıldı. Az da olsa konuşulan bir konu ise yiyecek fiyatlarına olan etkisiydi. Ama şimdi bu konu gerçek anlamda önemli bir yere geldi. Çünkü Asya’da birçok pirinç çiftçisi ekim – dikim için hazır olan çeltik tarlalarında maliyetlerden dolayı üretim yapmamayı düşünüyor. Çünkü ilk olarak gübresi artık çok pahalı. Ardından ise çalışacak makine/motorun yakıt bedeli konusu var. Petrol fiyatındaki artış nedeniyle her türlü makinanın yakıtı da çok ciddi şekilde pahalı oldu.
‘’Peki, girdilerin fiyatı arttı da bu üretilen tarım ürününün fiyatı hiç mi artmıyor?’’ diyebilirsiniz. Haklısınız ama biraz yüzeysel düşünüyorsunuz. Evet, ürünün de fiyatı artar ama hemen hemen hiçbir zaman girdilerdeki artış kadar olmaz. Bu nedenle de bir noktadan sonra artık bu tarımı yapmak ekonomik açıdan anlamsızlaşıyor.
Ne yalan söyleyeyim, geçen sene memleketteki fındık için biz de aynısını düşündük de aile büyüklerinin ısrarına dayanamadık, yine girdik bağ-bahçeye. Ama para kazandın mı dersen, kesinlikle hayır.
Şimdi bunu bütün dünya ölçeğinde düşünelim; çiftçilerin çoğunluğu toprağının işlemezse ne olur? Evet, işleyen azınlık çok para kazanır. Ama işleyen azınlığın zaten maliyetlere katlanma gücü olduğu için tam bir kapitalizm örneği ortaya çıkar ve sermaye bir kez daha üstün gelir. Ama daha önemlisi piyasada yeteri kadar ürün olmaz ve ekmeğinden pastasına, çikolatasına her türlü yiyecek fiyatı yukarı gider. Bunun enflasyonist etkisinin yanında insanların düşük fiyatlı yiyeceğe erişimi ile ilgili sorunların çıkması başka birçok probleme yol açabilir; Allah göstermesin.
Bu anlamda sermaye piyasalarında işlem gören tarım şirketlerinin hisseleri zaten güçlü bir performans göstermişti, büyük ihtimalle bu fiyatlama devam edecektir. Buna ek olarak mısır, buğday, soya gibi ana tahıl grubu ürünlerin fiyatlarının da yukarı gitme ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Eve makarna, bulgur, pirinç almanın yanında belki de yatırım portföylerine yukarıda bahsettiğim kıymetleri eklemek de fena olmayabilir.
Macaristan seçiminden bize ne? (mi acaba?)
Kendi alanım olduğu için seçimin daha çok yatırım piyasaları ile ilgili olan kısmını değerlendireceğim, geri kalanını yazan bir sürü kaynak var zaten. Son 3 senedir bir türlü gerçek bir büyüme gösteremeyen ve 2021’de küçülen Macaristan ekonomisi belki de seçim sonucuna etki eden en güçlü faktör oldu.
Yeni yönetim ise hem Rusya, hem de Avrupa ile ilişkileri iyi tutacakmış gibi görünüyor. Bu tür bir durum özellikle dış kaynak bulma konusunda belli bir güven ve sempati tesis edecektir. İlerleyen aylarda ülkeye yabancı para girişi oldukça ilk olarak Macar Forint’i değer kazanırken faizler düşecek, borsası yükselecektir – eğer yeni bir savaş olmazsa. Bu durumda, artık dünyanın her yerinden finansal varlık almak sadece bankacınıza edeceğini bir telefona bakarken, Macar tahvilleri hiç de fena görünmüyor. Zaten geçen hafta hareketlenen tahvil piyasasında 10Y vadeli tahviller bir miktar fiyatladı olan biteni ama hala imkan var gibi duruyor çünkü oyun daha yeni başlayacak. Ayrıca zaten bir süredir güçlenmeye başlayan Forint seçim sonrasında yeni bir atak daha yaptı. Ülkeye para girişi devam ettikçe lokal paranın güçlenmeye devam etmesi sıklıkla yaşana senaryo olur ve bu fiyatlama sahneye yeni çıktı. İlerleyen birkaç sene içinde Macaristan’ın euroya geçmesi de gündeme gelecektir. Ama o zamana kadar EURHUF ikilisinde piyasa defalarca takla atar.
Savaş ve barış
Gündemin sıcak başlığına değinmeden olmaz. Hafta sonu masadan anlaşamadan kalkan takımların ardından Asya açılışında piyasa korkarak haftaya başladı ve satarak açıldı. Ama ABD seansı yaklaştıkça alıcılar etkilerini gösterdi ve ‘’bu da geçer’’ şarkısını söylemeye başladılar. Doğrusunu isterseniz ABD’nin zamana karşı hassasiyeti nedeniyle öyle ya da böyle savaşın sonlandırılacağını düşünüyorum. Bu nedenle piyasadaki umut alışlarını anlayabiliyorum. Yine de size bir sır vereyim mi? Piyasa alıyor ama içi çok da rahat değil. Bundan önceki 3 senede satışların ardından en çok alınan hisseler ABD’de işlem gören piyasada değeri yüksek şirketler, en çok shortlanan hisseler ve nakit yakan hisselerdi. Bu turda nakit yakanları almıyorlar. Büyükler zaten güvenli oldukları için alıcı buluyor. En çok shortlananlar ise piyasa düzeldiğinde gelecek alımlar nedeniyle shortçuların karları azalacağı için shortlayanlar da pozisyonlarını alarak kapattıkları için bu hisseler alıcı buluyor. Ama nakit yakanların işi zor.