Tahsis değil borsa

Fehmi KÖFTEOĞLU
Fehmi KÖFTEOĞLU BU AÇIDAN fehmi@dunya.com

Geçen haftaki arazi tahsisi ile ilgili yazımız üzerine aralarında dostlarımızın da olduğu, konuyu teknik yönleri ile de bilenler aradı.     

Özetle söyledikleri şu: Arazi tahsisinin amacından saptığına ilişkin değerlendirmeniz ne yazık ki doğrudur. Bu sapmanın somut kanıtı da, adı tahsis olan işlemin, turizme yatırımı özendirmek amaçlıyken bugün zaten yatırımlar zirveye ulaşmışken siyasi iktidarın kamu arazisi satışı yoluyla gelir elde etmek amaçlı kullandığı bir hal almasıdır.       

Bu da yasada yapılan değişiklik ile tahsise çıkarılan araziyi almak isteyenin buraya yapılacak yatırıma göre belirlenen miktarda altyapı katkı bedeli ödemesidir. Yani yapılan arazi tahsisi değil arazi satışıdır. Bunun üzerine konuyla ilgili mevzuatı inceledik, uygulamaları gözden geçirdik.          

Vardığımız sonuç şu:        

Yapılan, kamu arazilerinin yatırıma tahsisi değil kamu arazilerinin açık artırma ihaleleriyle en yüksek parayı verene satılmasıdır. Altyapı katkı bedeli öyle bir hal aldı ki, kimi yerde o paraya üstü ile birlikte alınabilecek tesise ödenecek para talep ediliyor.       

Örneğin son teklif verme süresi 19 Ağustos olan 50 yer içinde Antalya Belek’teki bir yer için 500 milyon TL, Kemer, Bodrum ve Özdere’de başlangıç rakamı 250 milyon TL katkı bedeli istenen yerler var. Buralar için düzenlenecek açık artırma ihalelerinde rakamlar daha da yükselebilecek. Bunlardan 500 milyon TL katkı payı istenen yer Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un iki oteli Maxx Royal ve Voyage’ın olduğu yere komşu.           

Kemer’deki yer de NG Phasels’in bitişiği. Bu tür yerleri orada tesisi olanlar yanı başlarına başkası gelmesin diye ihaleye giren başkası olursa fiyatı ne kadar artırırsa onun üzerine çıkarak alıyor. İstenen altyapı katkı payı ile faaliyette olan bir tesis alınabilecekken 500 milyon TL’ye varan parayı kim neden niçin veriyor.          

Altyapı katkı payı olarak başlangıç miktarı 200 milyon TL istenen ihale ile daha da artabilecek yerlere yapılacak tesisin yatak kapasitesine bakıldığında, bunun işletmecilik açısından rantabl olmayacağı açıkça görülüyor. 50 yatak kapasiteli yer için 200 milyon TL altyapı katkı parası verenler burayı neden alıyor?             

Alaçatı gibi bölgelerde olan bu tür yerlere bakalım kimler talip olacak. Bu arada ilk ilan edilen listede yer alan 1000 yatak kapasiteli Alaçatı’da orman arazisi listeden çıkarıldı.         

Bu arada tahsise çıkarılan yerler arasında, halen faaliyette olan tesisin bitişiğindeki yeri defakto olarak fiilen kullananlar var. Bu tür yerlere inşaat yapanlar da var. Bu tür yerler yıkılmıyor. Bakanlık tesis sahibinin kendisine ait olmadığı halde hiçbir ücret ödemeden kullandığı böyle yerler için bir fiyat belirleyip “ek tahsis” denilen ihalesiz olarak tesis sahibine verip yasal hale getirmeyi öneriyor.             

Tahsise çıkarılan 50 yer içinde dikkat çekenlerden bir de Alanya; Mahmutlar, Okurcalar ve Emişbeleni’de 200, 250 ve 400 yatak kapasiteli otel de içeren her biri için 15 milyon TL gibi diğer yerlere göre daha mütevazı olan katkı payı istenen üç golf sahası yatırımıdır.     

Buralar Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun girişimi ile yeniden golf yatırımı için tahsise çıkarıldı.            

Okurcalar ve Emişbeleni’deki yerler 2016 yılında golf tesisi için tahsise çıkarılmış, talip çıkmayınca kalmıştı.          

Sonuç olarak arazi tahsisi ilk ortaya çıktığı 1983’ten bu yana siyasi iktidarlar yaptıkları değişikliklerle bugünkü haliyle amacından sapmış olarak başka amaçlarla kullanılıyor. Bu alandaki gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Arazi tahsisleri 22 Temmuz 2022
Personel yetersizliği 01 Temmuz 2022