Talebe uygun insan...

AROLAT'tan / Osman S.Arolat Ülkelerin eğitim sistemlerinin, üretimde talebe uygun insan yetiştirmeyi esas alması gerekir. Ancak böyle olduğunda, bir yanda hiçbir becerisi olmayan milyonluk işsiz orduları, öte yanda yaptıkları işe uygun kalifiye eleman bulamayan binlerce işyeri manzarasından kurtulabiliriz. Türkiye'nin bugünkü manzarasının böyle olduğu TUİK'in dün açıkladığı Hanehalkı İşgücü Anketi'nde bir kez daha ortaya çıktı. İşsizlik diz boyu, ama işe aygun eleman bulunamaması da hat safhada... "İşsizlik diz boyu" cümlesi TÜİK'in resmi işsiz kayıtlarına, iş arayan rakamlarına göre bile ürkütücü bir şekilde ortada duruyor ve giderek artıyor. Hanehalkı İşgücü Anketi 2008 yılının Şubat ayında 68 milyon 608 bin kişilik nüfusumuzun içerisinde 22 miyon 646 bin işgücü olduğunu ve bunun 20 milyon 58 bininin istihdam edilirken, 2 milyon 642 bin kişinin resmi işsiz olarak kayıt altında olduğunu ortaya koyuyor. Bu da 2007 yılına göre binde 2 oranında artışla işsizlik oranının yüzde 11.6'ya yükseldiğini gösteriyor. Daha önce de sık sık tekrarladığımız gibi bu rakam ve bu oran sadece TÜİK'in iş arayanlara dayalı resmi rakamı. İş aramaktan umudunu kesmiş 2 milyonu aşkın işsiz, ya da son üç ayda üç gün bile çalışmış olsa işi var kabul edilen 800 bin kişiyi de buna eklediğimiz zaman işsizlik 5 milyonu aşıyor. Ve işsizlik oranı da yüzde 20'lere dayanıyor. Bu madolyonun bir yüzü. Madolyonun diğer yüzünde ise, "İşçi bulamayanların feryadı" yer alıyor. Hangi Anadolu kentinin organize sanayi bölgesine gidersem gideyim, birçok fabrikanın kapısında "İşçi aranıyor", "işçi alınacaktır" ilanlarıyla karşılaşıyoruz. Bir yanda iş arayan milyonlar. Öte yanda çalıştırılacak uygun kalifiye eleman bekleyen binlerce işyeri. Bu garabet yıllardır sürüyor. Ve işsizlik de, kalifiye işçi sıkıntısı da her geçen gün artarak devam ediyor. Gelişmiş Avrupa ülkelerinde bile ortaeğitim sistemindeki öğrencilerin yüzde 70'i teknik okul, yüzde 30'u düz lisede iken, bizde bunun tem tersine bir durum var. Yüzde 70'i düz lise, yüzde 30'u meslek teknik okulda öğrenim görüyor. Son günlerde çok sık bir araya geldiğimiz meslek teknik liselerinde okuyan öğrenciler ve öğretim üyeleri, pratik yapmak için büyük eksiklikleri olduğunu, okullarında yeterli alet bulunmadığını, deney yapacak malzemeye sahip olmadıklarından şikayet ediyorlar. Sanayideki yeni tekniklerin eğitim sistemine katılmadığından şikayetçi oluyorlar. Ancak buna karşın mezuniyet sonrası hemen iş bulma oranları yüzde 80'lere ulaşıyor. Oysa, TUİK'in dün açıklanan verileri de gösteriyor ki, düz lise ve yüksekokul mezunları arasındaki işsizlik oranı da her geçen gün artıyor. Talebe tam uygun olarak eğitim göremeseler dahi, meslek liseleri mezunları işsizlikle yüz yüze kalmıyorlar. Buna karşın düz lise hatta yüksekokul mezunları yarın endişesiyle mezun olurken iş bulmakta zorlanıyorlar. Eğitim toplumun ihtiyacına uygun donanımlara sahip eleman yetiştirmeyi, ona uygun programlar hazırlamayı gerektirir. Bizim bugün yaşadığımız kaos, ülkemiz eğitim sisteminin toplum ihtiyacına ve gereklerine uygun olmadığını göstermektedir. Bir an önce hem teknik eğitimi önde tutan bir modelin hayata geçirilmesi çalışmalarının başlatılmasını gerekli kılmaktadır, hem de kısa vadeli yerinde eğitime dayanan kursları gerekli kılmaktadır. İşsizlik Fonu'ndaki birikimlerin bu yönde kullanılmasının soruna tam anlamıyla çözüm getirmese de, bir rahatlamaya yol açabileceği unutulmamalıdır. İş ararken, becerilerinden söz edebilecek, talebe uygun iş yapabilceklerini belirten insanların, "Her iş yaparım abi" söylemli işsizlerin yerini alması ancak böyle sağlanabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 15.098,62 0,24 %
Dolar 45,3818 0,07 %
Euro 53,4719 0,05 %
Euro/Dolar 1,1773 -0,11 %
Altın (GR) 6.807,86 -0,54 %
Altın (ONS) 4.665,30 -1,18 %
Brent 102,01 3,18 %