Talep görünümü enflasyona destek mi, köstek mi?
TCMB geçen haftaki Enflasyon Raporu’nda, talep görünümüne ilişkin olarak son PPK’daki mesajını tekrarlayarak, “talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü” belirtti. Öncü göstergeler ise talep koşullarının son çeyrekte hız kazandıktan sonra bu senenin ilk çeyreğine de güçlü başladığını düşündürüyor. Bu durumda enflasyonu düşürmek konusundaki bütün yük, kur politikasına kalıyor.
Son çeyrekte hızlanma var
İç talebin en önemli öncü göstergeleri perakende satış ve hizmet üretim endeksleridir. Aralık ayı verilerinin son hafta içerisinde açıklanmasıyla geçtiğimiz senenin son çeyrek görünümü de netleşmiş oldu.
Perakende ticaret hacim endeksi Aralık’ta aylık bazda %1.7 arttı. Altın talebini ayrıştırmak üzere “saat ve mücevher hariç” bakıldığında, endeksteki artış aylık %0.8 oldu. 2025 4. Çeyrek ortalamalarının bir önceki çeyreğe göre artış oranları ise ana endekste %4, altın hariç endekste %2.7 olarak gerçekleşti. Bu oranlar, önceki çeyrekteki artışın üzerinde yer alıyor ve perakende satışlardaki güçlü artış eğiliminin sürdüğünü gösteriyor.
Hizmet üretim endeksi Aralık ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda %1 arttı. Yıllık artış oranı, önceki aydaki %4.0 seviyesinden %4.2’ye çıkarak Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Endeksin 2025 dördüncü çeyrek ortalaması, üçüncü çeyreğe göre %0.5 büyüme gösterdi. Bu da ikinci çeyrekte %0.1 ve üçüncü çeyrekte %0.3 oranlarında artan hizmet üretiminin son çeyrekte bir miktar daha ivmelendiğini gösteriyor.

İlk çeyrekte büyüme devam
Kredi kartı harcamaları bu verilerden önce açıklandığı için daha erken sinyal vermektedir. Son dönemde kayıt dışı (nakit) harcamaların azalması nedeniyle bu göstergenin büyümeyi abarttığı yönünde eleştiriler olsa da grafikte de görüldüğü üzere, perakende satış verisiyle gösterdiği yüksek korelasyon bu göstergeyi önemli kılmaktadır.
Haftalık açıklanan kredi kartı harcamalarından vergi, emeklilik ve kuyum harcamalarını çıkardıktan sonra günlük bazda enterpolasyon yapıyor ve aylık ortalama harcama değerlerini hesaplıyoruz. Ardından perakende satış deflatörü ve TÜFE’yi kullanarak seriyi reel hale getiriyor ve Tramo-Seats yöntemiyle mevsimsel etkilerden arındırıyoruz.
Bu göstergeye göre Ocak ayında perakende satış artış hızı bir miktar yavaşlasa da büyüme devam ediyor. Bu da yılın ilk ayına güçlü bir başlangıç yaptığımızı düşündürüyor. Şubat ayına ilişkin elimize ulaşan ilk veriler ise hızlanmanın daha da belirginleştiğine işaret ediyor.
Kredi kartı ve KMH limitlerine getirilen kısıtlamaların iç talep üzerinde ne ölçüde kısıtlayıcı etki yaratacağı ise belirsiz. Ortodoks ekonomi politikaları yerine makro ihtiyati politikalarla sonuç almaya çalışmanın en önemli sorunu, daha önce benzeri uygulanmadığı için ekonomik aktörlerin buna nasıl tepki vereceğinin öngörülememesidir. Tepki bazen beklenenden daha güçlü olabilir; bazen de alternatif yollar bulunur ve istenen etki sağlanamaz.
Bütün yük yine kur politikasında
Enflasyonda sene başındaki vergi ve fiyat ayarlamalarının yanı sıra gıda fiyatlarındaki yüksek artış nedeniyle Ocak ve Şubat ayı verilerinden net sinyal almak kolay değil. Enflasyon Raporu sunumunda buna dikkat çeken Başkan Fatih Karahan da enflasyon görünümünün biraz daha netleşmesi için Mart ve Nisan verilerinin önemli olduğunu vurgulamıştı.
TCMB’nin enflasyon patikası tahminleri ise Karahan’ın da belirttiği gibi, Mart ayından itibaren enflasyon eğiliminin Kasım-Aralık aylarında gözlenen daha düşük seviyelere gerilemesinin beklendiğini yansıtıyor. Talep görünümünün bu süreçte kayda değer bir katkı sağlamayacağını düşündüğüm için yükün büyük ölçüde kur politikasına kalacağı anlaşılıyor. Bu da reel kur değerlenmesinden zarar gören kesimlerin şikayetlerinin artmasına yol açıyor.