Tam işler rayında derken…

Tuğrul BELLİ
Tuğrul BELLİ GÜNDEM t.belli@turkishbank.com

MB’nın başına iç ve dış piyasalar tarafından bilinen ve saygı duyulan bir ismi getirip, enflasyon beklentilerinde gerileme, değeri çok gerilemiş olan milli parada yeniden bir değerlenme, döviz rezervlerinde artış, uzun vadeli borçlanma faizlerinde düşüş, dolarizasyon trendinde kırılma ve ülke risk priminde gerileme gibi bir para politikasının en önemli başarı kriterlerinde kısa sürede olumlu sonuçlar elde edilmişken ve üstelik uluslararası değerlendirmelerde ülke görünümü düzelirken ve bu seneki büyüme tahminleri de yüzde 6’ya kadar yükseltilmişken bu ismi sorgusuz sualsiz görevden alırsanız tabii ki tüm piyasa aktörlerini son derece rahatsız edip piyasalarda panik satışlara sevk eder ve bu takdirin nedenlerini de sorgulamaya itersiniz.

Tabiatıyla görevden alma ile ilgili ilk akla gelen neden iktidarın faizlere bakış açısı olmakta. Şu ana kadar bu konuda gerek yeni göreve başlayan Başkan, gerekse de Hazine bakanı Elvan kamuoyunu yatıştırıcı açıklamalar yaparak reel faiz verilmeye devam edileceğinin altını çizdiler. Ayrıca MB’nin para politikası toplantılarının aylık bazda devam edeceği (=faiz indirimi olmayacağı) de ifade edildi. Ancak, piyasada yeni başkanın gene de faizleri zamanından düşürecebileceği şeklinde bir algı da söz konusu. Bu da sene sonu ile ilgili enflasyon ve kur tahminlerini şimdiden yukarı yönlü etkiliyor. Bu noktada Sn. Kavcıoğlu’nun piyasalara güven verici açıklamalarına devam etmesi faydalı olacaktır.

İkinci neden ise bu kararın Sn. Ağbal’ın (şu anki devlet teamüllerine göre) fazlasıyla başına buyruk davranmasının ve son 2 faiz kararında da nihai karar merciini bilgilendirmemiş olmasının yarattığı rahatsızlıkla alınmış fevri bir karar olma olasılığı.

Sn. Ağbal’ın gereğinden fazla bir faiz artışı yapmış olduğu bir başka neden olarak dillendirilmekte. Şahsen ben de bu faiz kararının biraz da piyasaların baskısıyla alındığını ve 100 baz puanın yeterli olacağını düşünenlerdendim. Ancak, nisan ayında yüzde 17’e yaklaşması beklenen enflasyon karşısında önden yüklemeli bir 200 baz puan artışın görevden alınmayı gerektirecek büyüklükte bir politika hatası olduğunu iddia etmek de doğru olmaz.

Ortaya atılan bir başka neden ise bu kararın bazı sermaye gruplarının isteği doğrultusunda alınmış olduğu. Ancak sanayi şirketlerinin bilanço pozisyonuna bakıldığında döviz kurlarındaki artışların faizlerdeki artışlara göre çok daha menfi etki yarattığı görülüyor.

Saydığım piyasada konuşulan bu 4 nedenin de yakından incelendiğinde pek de mantıklı nedenler olmadığı görülmekte. Ancak nedenler ne olursa olsun, göründüğü kadarıyla alınan bu kararın piyasalar ve ekonomi açısından doğurabileceği menfi sonuçların pek tahmin edilememiş olduğu ortada. Unutmayalım ki, bu kararla birlikte Türkiye risk primi 300’lerden 450’lere, dolar kuru 7.20’den 7.90’lara ve 10 yıllık devlet tahvili faizleri de yüzde 14’den yüzde 19’a yükseldi.

Bundan sonrasında ise, özellikle dış yatırımcılar kredi açma konusunda daha dirençli olacaklardır. Her halukarda iç ve dış finansman maliyetlerinde ciddi bir artış göreceğimiz muhakkak. Geldiğimiz noktada TL’yi savunma konusunda ise Merkez Bankası’nın ana silahı olan faiz aracını yukarı yönlü kullan(a)mayacağı görülüyor. Diğer bir yöntem olan “sözlü yönlendirme” de şu an için etkisini kaybetmiş durumda. Son silahı olan döviz rezervleri ise özellikle geçen seneki 130 milyar dolarlık satış sonrasında oldukça düşük bir seviyede. Bir de bu senenin artan dünya emtia fiyatları ve ABD tahvil faizleri neticesinde zaten bizim gibi GOP’lar için kaynak çekmek için zor bir sene olacağını dikkate aldığımızda zorlu bir dönemin bizi beklediğini söylemek yanlış olmaz.

Öte yandan, piyasalar (eğer bir politika hatası daha yapılmaz ise) mutlaka yeni bir denge bulacaktır. Bankacılık sisteminin kısa vadeli yabancı yatırımlardan çıkışları karşılayacak döviz pozisyonu var. Bir kısım DTH sahibinin de kurun yükselmesiyle TL’ye döndüğü ifade ediliyor. Ancak bugünden sonra daha yüksek bir enflasyon, daha ileriye ötelenmiş bir faiz indirim süreci ve daha yüksek bir borçlanma maliyeti kaçınılmaz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar