Tarım ekonomisinin 10 gündem maddesi
Kurban Bayramı’nın yoğunluğunu atlattıktan sonra, DÜNYA Gazetesi’nde Stratejik Düşünce başlıklı köşemde, bugüne kadar yayımladığım 189 köşe yazımı inceledim ve sıklıkla işlediğim 10 konuyu belirledim.
Bu konular aynı zamanda, son dört yılda, tarım ekonomisinde ülke gündemini meşgul eden en önemli konular olarak öne çıkıyor. Bu yazıda, köşemin sınırları ölçüsünde, her bir konunun önemine ve ülkemizde yapılanlara kısa kısa değinmeye çalışacağım.
Toprağın ekonomisi ve güncel meseleler
İklim krizi ve su yönetimi: Yazılarımın neredeyse tamamının merkezinde bir şekilde yer alan bir konu. Ülkemizde kullanılabilir su miktarı 112 milyar metreküp. Bunun yüzde 79’unu kullandığımız tarımda sulama randımanı sadece yüzde 51. Acilen kapalı, basınçlı ve kotalı sulamaya geçilmeli. Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB) tarafından taslağı tamamlanan Su Kanunu bir an önce yasalaşmalı.
Tarımsal üretim planlaması: Başta iklim krizi olmak üzere artan küresel risklerle zorunlu hale gelen üretim planlaması; belirlenen stratejik ürünlerde, havza bazlı, esnek, şeffaf ve katılımcı yepyeni bir sistem oluşturması; katsayı ve katsayı değerleri üzerinden daha dinamik bir yönetimi mümkün kılması bakımından devrim niteliğinde bir dönüşümü başlattı.
Gıda güvencesi: Tarımda yeterlilik konusunda, dünyada en iyi ülkelerden biriyiz. Ancak gıda güvencesinin, üretmenin ötesinde sağlıklı gıdayı satın alabilmek ve bunu sürdürebilmek olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ayrıca tarımsal girdilerde büyük ölçüde ithalata bağımlı olmamız, her küresel krizde, gıda güvencesi konusunda bizi endişeye sevk ediyor.
Gıda enflasyonu: Manşet enflasyonun yüzde 24,44’ü gıda kaynaklı. Bununla birlikte gıda enflasyonu daha çok gündem oluşturur ve manşet enflasyonu körüklediği iddia edilir. Oysaki her ikisi de çoğu zaman birbirine paralel seyreder. Bugünlerde çokça konuşulan gıda enflasyonunun nedenleri ve çözüm yollarına dair geçmiş yazılarımızın birçoğunda yer vermiştik.
Tarımsal Örgütlenme: Tarımda birçok sorunun çözümünün başarılı tarımsal örgütlerde olabileceğini sürekli dile getirdik. Tarımsal desteklerde ve kredilerde, başarılı örgütlere sağlanan ayrıcalıklar, örgütler arasındaki rekabeti artırarak, gıda güvencesine, gıda enflasyonuna, sözleşmeli üretime önemli katkılar sağlıyor. 2024’te 105 olan başarılı örgüt adedinin, 2025’te 145’e yükselmesi, TOB’un başarılı uygulamasının sonucu.
Akıllı tarım: Yapay zekâ başta olmak üzere bilişim teknolojilerinin tarımda kullanımı, işletmelerimizin rekabet gücünü artırarak büyük bir sıçrama yapmalarını sağlayacaktır.
Kırsal gençlik, kadın ve istihdam: Kırsal nüfusun yaşlanması karşısında TOB’un gençlere ve kadınlara sağladığı öncelikler ve teşvikler giderek daha önemli hale geliyor.
Stratejik rezerv yönetimi: Hürmüz krizi gösterdi ki gıda başta olmak üzere, gübre, su ve enerjide stratejik rezervler oluşturmak ve bunu ülkemizin krizlere karşı dayanıklılığını artırmak için kullanmak durumundayız.
Arazi yönetimi: Küçük, parçalı ve dağınık arazi yapısı, tarım işletmelerinde verimsizliğin başta gelen nedeni. TOB’un 10 milyon hektar toplulaştırma hedefi ve Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi önemli adımlar.
Ormancılık: Türkiye›nin orman varlığını artırmadaki küresel başarısı ve yangınlarla mücadelede teknoloji kullanımı, sıklıkla ele aldığımız önemli bir konu. Ülkemizin yüzde 30’una karşılık gelen ormancılığımız, son 23 yılda yüzde 12,5 artışla; 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile ormancılıkta dünyanın en teknolojik filosu ile ağaçlandırmada Avrupa’da ilk ve dünyada üçüncü sırada yer alıyor olmamız tam bir başarı hikayesi. Buna rağmen dezenformasyon, orman kahramanlarımızın karşılaştığı en sinsi düşman.
Ülkenin geleceği, tarımın geleceği
Ezcümle; bu konuların zaman zaman bir bütün halinde değerlendirilmesi, zihin haritalarının yenilenmesi, yeni ve isabetli tarım politikalarının oluşumunda yardımcı olacaktır.