Tarım politikaları

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Zafer ÖZCİVAN - Ekonomist

Fiyatlar hızlı periyotlarda artıyor. Üretici yana yakıla çözüm arıyor. Muzdan mercimeğe kadar birçok gıda maddesi ithal ediliyor. Tüketiciler de yüksek fiyatlardan yakınıyor.

Neredeyse her gün bu konuda haberler okuyoruz. Günümüzde fiyat denetimleri Ticaret Bakanlığı tarafından başladı. İki yıl önce tanzim satış mağazaları oluşturuldu. Haller Yasası üzerinde çalışıldı. Olmadı olmadı olmadı… Çözüm nasıl bulunabilir. Üreticiden tüketiciye 3-4 kat fiyat artışları neden kaynaklanıyor? Bugün çiftçilerimizin tarlası, traktörü hatta hayvanları haczediliyor. Çünkü aldıkları Tarım Kredi veya Ziraat Bankası kredilerini zamanında ödeyemiyorlar. Ürünleri para etmediği gibi bazıları da yüksek maliyetten dolayı toplamadan tarlada bırakıyor.

Bence bu problem devletin el atmasıyla çözülebilir. Nasıl mı? Gelin birlikte tartışalım:

- Türkiye’de üretim, ithalat ve ihracat miktarları en azından bölgelere göre bellidir veya hesaplanabilir. Örnekleyecek olursak Türkiye’nin tüketim miktarları; Patates 500 ton, domates 700 ton, baklagiller 500 ton, mısır 200 ton, buğday 900 ton, ıspanak 200 ton olduğunu düşünelim. Ekilebilen tarım alanlarımız da bu üretim miktarını karşılayacak düzeyde olduğunu varsayalım, yoksa devletten teşvik imkânları zorlanabilir.

- Çiftçiler gübre fiyatlarından, mazot fiyatlarından sürekli haklı olarak yakınıyorlar. Devlet tarım üreticilerine gübresini, mazotunu, traktörünü kredi olarak vermeli. (Tabi ki bunları verirken üretim kapasitesini dikkate alarak nominal şekilde belirlemeli.)

- Bunlara yetecek miktarda işçilik için nakit kredi verilmeli.

- Üretim programı uygulanmalı. Örneğin 500 ton patates ihtiyacımız var. Bunun 300 tonu Afyon’lu,200 tonu Sakarya’daki üreticilerimize kaynak temin edilerek üretim sağlanmalı. Ancak yukarıda sözünü ettiğim gibi bunlara yeterli üretim faktörleri bir araya getirecek kredi imkânı sağlanmalı. Ayrıca üretimin maliyeti hesaplanarak ve çiftçiye de bir kâr bırakacak şekilde devlet alım garantisi vermeli. Bu yapılırsa ne olacak? En başta aracıların sebep olduğu fiyat katlamaları bir nebze kalkacak ve eğer mümkünse bu karı devletimiz alacak ve o zaman tanzim satış mağazaları kullanılarak tüketicinin sofrasına ucuz olarak gelecek. Hem devlet kazanacak hem üretici kazanacak hem de tüketici ucuz alacak. Başka bir deyişle üreticinin malı sadece devlet aracılığıyla tüketicinin sofrasına ucuz olarak gelecek. Çiftçi hiç sıkıntısı olmadan üretim yapmaya odaklanacak ve dolayısıyla verim de artacak.

Eğer ülkemizin tüketimini karşılayamayacak durumda isek o zaman ithalat yoluna gidilmelidir. İthalatın vergisiz veya serbest bırakılması fiyatları düşürmüyor, hatta yükseltiyor. Yani ithalat çözüm değil. Bir taraftan da yetmemesi mümkün gözükmüyor. Örneğin yüzölçümü bizim Konya kadar olan Hollanda dünyaya buğday ihraç ediyor. Demek ki programlı tarım uygulamaları sonuç veriyor. Bizim de programlı tarım uygulamalarına ihtiyacımız olduğu açıkça gözüküyor.

Bu örnek diğer gıda ürünlerine de uygulanabilir.

Bu günlerde marketlerde gramaj oyunları gündemde, 1 kilo diye aldığımız bakliyat eve gelince çok küçük 900 gram. Etiket taşıdığını görüyoruz. Ayrıca semt pazarlarındaki fiyatlar bölgenin gelir seviyelerine göre belirlendiği gözleniyor. İşte denetim bu gibi olayları takip ve engellemek için gerekli oluyor.

Şu anda yaşadığımız düzende çiftçiden çıkan mal en az 2 defa komisyon ve hal rüsumuna tabi tutuluyor. Antalya’dan Mersin’den nakliye bedeli de üstüne eklenince fiyatlar ister istemez katlanıyor. Yeni yapılan otoyol maliyetleri de oldukça yüksek olduğundan fiyatlara yansıtılıyor.

Eskiden İstanbul’da Langa salatalığı (Langa Aksaray’da bir mahalle), Yedikule marulu, Çengelköy hıyarı gibi semtlerde yetiştirilen sebze ve meyveler satılırdı. Şimdi üretecek toprak kalmadı. Çünkü beton yığınından, çarpık şehirleşmeden topraklarımız yok oldu.

Bu konuda en belirgin örnek Bursa’yı verebiliriz. Lise yıllarımda şeftali bahçelerinde az da olsa çalışırken şimdiki Tofaş’tan başka her yer o bölgede şeftali bahçesiydi. Şehirleşme Uludağ’a doğru yapılsaydı ve üretim topraklarımız korunsaydı ne güzel olurdu. Yeşil Bursa’mız yeşil özelliğini kaybetti.

Hayvancılık olayında da aynı yol izlenebilir. Onlara da gerekli kredi olanakları sağlanabilir. Alım garantisi kendisini kurtarabilecek bir rakam üzerinden verilebilir. En önemli konu ise oy devşirme amacıyla köylerin mahalleye çevrilmesidir. Köyden şehre göç durdurulmalı, tarım politikaları iyileştirilerek şehirden köye göç başlatılmalıdır ki üretim artsın.

Özetin özeti: Arz talep dengesi oluşturulmadıkça fiyat dengesi oluşmaz.

Sağlıklı, mutlu günler dilerim.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
MUTFAĞIN TARİHİ 06 Mart 2021