Tarım ve gıdada 2022 yılı daha zor geçecek

Ali Ekber YILDIRIM
Ali Ekber YILDIRIM TARIM DÜNYASINDAN aey@dunya.com

İthalata dayalı tarım ve dış ticaret politikaları, yüksek girdi fiyatları, kuraklık, sel, don, hortum, dolu, aşırı yağış, aşırı sıcak gibi iklime bağlı ani hava değişiklikleri nedeniyle tarım sektörü 2021 yılında ciddi zararlarla karşı karşıya kaldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) toz pembe verileri bile özellikle hububat ve bakliyat ürünlerindeki üretim kayıplarının ne kadar korkunç seviyede olduğunu gösteriyor.

Ayrıntılarını geçen hafta yazdık. TÜİK’in 2021 yılı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ne göre, buğdayda son 14 yılın, arpada son 32 yılın en düşük üretimi bekleniyor. Buğday üretimi 17 milyon 650 bin ton olarak tahmin ediliyor, bu Türkiye tüketimin oldukça altında. Arpa üretimi ise 5 milyon 750 bin ton ile son 32 yılın en düşük seviyesine indi.

Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) aylar öncesinde Türkiye’nin buğday üretimini 16. 5 milyon ton, arpa üretimini de 4.5 milyon ton olacağını açıklamıştı. Üretim azalınca fiyatlar yükseliyor, ithalat daha da pahalıya geliyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) neredeyse her hafta bir ihale açarak ithalata tam gaz devam ediyor. Buğday, arpa, mısır, çavdar, nohut, mercimek, ayçiçeği tohumu ve ham yağda gümrük vergileri yılsonuna kadar sıfırlandı. Özel sektör ithalata devam ediyor. Dövizdeki artış hem ithalatı daha pahallı hale getiriyor hem de fiyatları artırıyor.

Ürün çiftçinin elinden çıktıktan sonra fiyatlar katlandı

TMO, 2021 ürünü makarnalık buğday alım fiyatını ton başına 2 bin 450 lira olarak açıkladı. Bugünlerde fiyat ortalama 3 bin 720 lira, ekmeklik buğday alım fiyatını 2 bin 250 lira olarak açıklamıştı, fiyat 3 bin 130 liraya ulaştı. Arpa alım fiyatı ton başına 1750 lira açıklanmıştı şimdilerde arpanın tonu 2 bin 740 lira. Yani, açıklanan fiyatın üzerine 1000 lira zam geldi.

Açıkladığı fiyatlarla buğday, arpa alamayan TMO, 24 Haziran’dan Ekim ayı sonuna kadar 4 ayda arpa ithalatı için 8, buğday ithalatı için 5 kez ihale açtı. Tarlalardan elde edilemeyen arpa ve buğday, gemilerle Türkiye’ye taşınıyor.

İthalatın en fazla yapıldığı Rus buğdayının Türkiye'ye giriş fiyatı ton başına 340-350 dolar, arpanın tonu 300 doların üzerinde.

Bakliyat üretimi 1 milyon tonun altında

Bakliyat ürünlerinde de durum pek farklı değil. TÜİK’in tahminine göre 2021 üretim yılında bakliyat üretimi geçen yıla göre yüzde 18.5 oranında azalarak 1 milyon 53 bin ton olacak. Bu iyimser bir veri. Bakliyat üretiminin 1 milyon tonunun altında olduğunu sektör temsilcileri çok iyi biliyor. Mercimek üretimi geçen yıla göre yüzde 30 azalarak 230 bin tona düştü.

Son yıllarda üretimini artırmakla övündüğümüz nohutta üretim yüzde 24.6 düşüşle 630 bin tondan 475 bin tona geriledi. Türkiye, 1990’lı yıllarda 2 milyon ton bakliyat üretimi ile dünyada en önemli üretici ve ihracatçı konumundaydı. Bugün de ihracat yapılıyor ama ithalatımız çok daha fazla. Üretim ihtiyacı karşılamaya bile yetmiyor. İthal edilen bakliyatın bir bölümü içerde tüketiliyor bir bölümü işlenerek ihraç ediliyor.

Tüketici çok yüksek fiyata almak zorunda

Tüketici açısından bakıldığında azalan üretimin faturası fiyat artışı olarak etiketlere yansıyor. TMO, 1.sınıf kırmızı mercimek alım fiyatını ton başına 5 bin lira, yeşil mercimek için 4 bin 150 lira fiyat açıkladı. Nohut alım fiyatı ise 4 bin 50 lira olarak belirlendi.

Şu anda toptan fiyatlar kırmızı mercimekte 9 bin 400 lira, nohutta 8 bin 600 lira. Marketlerde ise çok farklı fiyatlar var. Kanada mercimeği en ucuz markette kilosu 13-14 liradan başlıyor. Nohudun kilosu 16-17 liradan başlıyor. Markalı ve organik bakliyat ürünleri 25-30 lira seviyelerinde. Daha yüksek fiyatlar da var.

Bunlar iyi günlerimiz, 2022 daha zor geçecek

Koronavirüsün etkileri önümüzdeki yıl da devam edecek gibi görünüyor. İklim değişikliğine bağlı olarak kuraklık, ani hava değişiklikleri, felaketler yine devam edecektir.

Bütün bunlara ilave olarak 2022’de yüksek girdi fiyatları nedeniyle üretimden kaçış, verim kayıpları, üretim düşüşü daha büyük olabilir. Gübrede son 1 yıllık dönemde yüzde 150’yi aşan zamlar çiftçinin kimyasal gübre kullanımını büyük oranda azaltması bekleniyor. Avrupa merkezli, dünyayı etkileyen doğal gaz krizi ve buna bağlı olarak gübrede yaşanan kriz sadece fiyat artışı değil gübrenin bulunmasını bile sorun haline getirdi.

Kimyasal gübre kullanımına karşı olabilirsiniz. İyi ki gübre fiyatları artıyor, daha az kimyasal kullanılacak diye düşünebilirsiniz. Fakat kimyasal gübreye alıştırılmış topraklar ve çiftçiler, gübre olmadan verim artışının sağlanamayacağına inanıyor.

Bu yıl gübre kullanımı azalacak. Buna bağlı olarak üretimde büyük bir düşüş olabilir.

Son günlerde yapılan zamlarla mazotun litresi 8 liranın üzerine çıktı. Mazot ve gübre kadar olmasa da tohum, ilaç ve diğer girdilerde de fiyatlar artıyor.

Girdi fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle çiftçi üretim yapmamanın maliyetini hesaplıyor. “Tonu 10 bin lira sınırına dayanan gübre ile litresi 8 liranın üzerinde olan mazotla üretim yaparsam ürünümü satabilir miyim? Bu maliyetleri çıkarabilir miyim” diye hesap yapan ve hesabın içinden çıkamayan çiftçilerin bir bölümü ya tarlasını boş bırakacak ya da kiraya verecek.

Kuraklık, pandemi, dünya fiyatları üzerine bir de bu yüksek girdi fiyatları tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek.

Çiftçi buğdayı 5 liradan satabilecek mi?

Adana Çiftçiler Birliği 2022 buğday üretim maliyetini bugünkü verilerle ton başına 4 bin liranın üzerinde olacağını açıkladı. Hasat zamanı çiftçi buğdayı 4.5-5 liradan satabilecek mi?

Çiftçi buğdayı bu fiyata satarsa ekmek fiyatı ne olacak? Bunu birçok ürüne uygulayabilirsiniz. Bu nedenle 2022 yılı tarım ve gıda için çok daha zor geçecek. Çiftçi yeterince desteklenmediği için, destekler geç açıklandığı ve geç ödendiği için üretim yapmaya çekiniyor. Üretim azalınca fiyatlar yükseliyor. Geliri hızla eriyen tüketici ise gıdaya para yetiştirememekten şikâyetçi. Özetle, 2021 yılı tarım ve gıda için zor bir yıldı. Umarım tahminlerimiz doğru çıkmaz ama, 2022 bu yıldan da daha zor geçecek. Bir ülkede çiftçi üretimin değil, üretim yapmamanın maliyetini hesaplamaya başlamışsa o ülkede tüketicinin de işi çok zor olur.

Merkez Bankası da gıda fiyatlarının düşmeyeceğini ilan etti

Gıda fiyatlarının düşürülemeyeceğini Merkez Bankası da itiraf etti. Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu geçen hafta enflasyon raporunu açıklarken gıda fiyatlarındaki artışa özel olarak dikkat çekti. Merkez Bankası’nın 2021 yıl sonu gıda enflasyon hedefini yüzde 15’ten yüzde 23.4’e, 2022 yılı hedefini ise yüzde 10.1’den yüzde 13.9’a çıkardıklarını ilan etti. Merkez Bankası’nın hedefl eri pek tutmuyor. Bu hedeflerin de çok üzerinde gıda enflasyonu olacağını söyleyebiliriz.

Zincir marketlere kesilen ceza gıda fiyatlarını düşürür mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fahiş fiyat uygulamakla suçladığı 5 zincir markete ve 1 tedarik şirketine toplamda 2,7 milyar lira ceza kesildi. Bu cezalar etiketlerde fiyat değişikliğine neden olur mu? Daha önce defalarca yazdım, söyledim, gıda fiyatlarındaki artışın tek bir nedeni yok. Keşke fiyat artışının tek sorumlusu 5 zincir market olsaydı. O zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting meydanlarında suçlamasına gerek kalmazdı. Yakından tanıdığı bu zincir marketlerinin sahiplerini telefonla arar fiyatları indirtirdi. Gıda fiyatlarındaki artışın nedenleri tarladan sofraya kadar olan sürecin tümünü kapsıyor. Yanlış tarım politikası, dış ticaret politikası, girdi fiyatlarının çok yüksek olması, desteklerin yetersiz kalması, üretim yerine ithalatın desteklenmesi, iklim değişikliği, lojistik maliyetleri, ihracattaki artış ve daha birçok neden sayılabilir. Bu kadar çok nedeni olan bir soruna sadece zincirin bir halkasına yönelik ceza veya önlem almak sorunu çözmez.

Ankara Kitap Fuarı'ndan

Cumhuriyetimizin 98. yılında, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara’daydım. Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kitap Fuarı’nda sevgili arkadaşım Ozan Bingöl ile SİA Kitap standında okurlarımızla buluştuk, Hem söyleştik hem de kitaplarımızı imzaladık. FOX TV’nin başarılı sunucusu İlker Karagöz ile 30 Ekim sabahı Çalar Saat programında tarım ve gıdadaki güncel konuları konuştuk. Kitap Fuarı’na “Üretme Tüket/ İthalat, Siyaset, Rant Kıskacında Tarım” kitabımı daha önce okuyanlar da geldi, ilk kez kitabı alanlar da. Gelen okurlarımızın hemen hepsine aynı soruyu sordum. “Tarımla ilginiz var mı?” Okurlarımızın verdiği yanıtların yüzde 99’u neredeyse aynı:

● “Annem babam köyde çiftçilik yapıyor”

● “Babam çiftçi, ama para kazanamıyor”

● “Eskiden çiftçilik yapıyorduk ama artık yapmıyoruz”

● “Babama zarar ediyorsun bırak diyorum bırakmıyor.”

● “Köyde büyüdük, ama şimdi üretim yapmıyoruz.”

● “Her şey çok pahalı, keşke köye dönebilsem.”

● “Pandemi zamanı küçük bir yer aldık, kendimiz yetiştirmeye çalışıyoruz ama çok zormuş.”

● “Biz tüketiciyiz, işimiz çok zor.” Yanıtlardan anlaşılan şu ki, hepimiz tarımdan bir şekilde koparıldık, kopmak zorunda kaldık. Köyde anneler, babalar, dedeler yani yaşlı nüfus kaldı. Onların üretim gücü zayıf. Gıda fiyatlarındaki artışın bir nedeni de bu. Gençleri mutlaka tarıma kazandırmamız gerekiyor.

Okurlarımıza ve SİA Kitap yönetici ve çalışanlarına gösterdikleri sıcak ilgi için çok teşekkür ederim.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Tarımda en büyük tehlike 21 Aralık 2021