28 °C
A. Levent ALKAN
A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Tarımda “e-çiftçi” modeli

“Tarım, hayvancılık, gıda, savunma”; bu sektörlerde asla siyaset olmaz. Tarih, ders almak için okunmalıdır. Hatırlarsak, Balkan Savaşları ordunun siyasallaşmasıyla vatana ağır bedeller ödetmişti. Açlık ve düzenli ordudaki ince hatlar, sektör hassasiyetlerini her dönem gün yüzüne çıkartır. Ama biz görmeyiz. 2020’ye kadarki yakın küresel ekonomi tarihine bakarsak, Çin ve çevresindeki ülkeler, “küresel arz üsleri” gibi yeni bir sıfat edinmişlerdi. Önceleri ucuz işçilik özellikleri öne çıkmıştı. Aralık 2019 itibarı ile küresel gündeme giren COVID-19, zamanla bir küresel arz şokuna dönüşmüştür. Eskisi gibi tarım, hayvancılık ve gıda; eğer küresel bir savaş koşulu yaşanmamaktaysa, basit bir ticaret metadır. Ya savaş şartlarında isek? İşte o zaman her şey iki sektör üzerine biner; gıda ve savunma. Bu nedenle “tarım, hayvancılık, gıda, savunma” siyasetler üstü sektörlerdir. Partiler kurulur, kapanır. Nesiller yaşar, yaşatır ve ölür. Kuşaklar gelir, geçer. Oysa bu sektörlerin temel stratejileri hiç değişmez. Vatan oldukça varlığı sürer.

2019’un ikinci yarısından itibaren Çin ile ABD amansız bir ticaret savaşına tutuştular. Bugün bu savaş korumacılık üzerinden sürdürülmektedir. COVID-19, dünya ticaretine yepyeni bir ivme kazandırmıştır. Nitekim üretimi kesmeyen İsveç’te bile ilk çeyrek büyümesi sadece %0,4 olabilmiştir. (İsveç’te ölüm oranı en yüksektir) Fitch Ratings, COVID-19 salgınının sonrasında 2020 büyüme öngörüsünü tekrar revize etmek zorunda kalmıştır. Kuruluş ekonomik etkileşimlerdeki derinleşmenin etkileriyle, %3,9 küçülme beklentisini %4,6 daralma şeklinde güncelledi. COVID-19 küresel anlamda bir kaos yarattı. Ülkeler ilk tepkilerinde içe kapandılar. İç kaynaklarıyla üretim ve hizmetler bütününü yerine getirilmeye odaklandılar. Bizim gibi, kendi üretebileceği birçok şeyi dışardan temin eden ülkeler, ilk etapta dış açıklarını azalttılar. İlerleyen zamanlarda yerli üreticinin üretim maliyetleri yukarı yönlü hareketlendi. Bu da ürün genel fiyatlar düzeyini artırdı. Salgına dikkatli bakmak çok işe yarar. Bu dönem tarım ve hayvancılığın üzerine eğilmek iyi bir fırsattır. “Kendi kendine yetebilmek” bir üretim felsefesine dönüşebilirse büyüme dönemlerinde önemli bir dış açık finansman aracı da elde edilebilir. Türk tarımı bir bütüncül olarak nasıl bir görelim:

Türk tarımının köşe taşları nelerdir?

1. Tarım ve hayvancılık sektöründe üreticinin eğitimi resmin en tepesinde yer almaktadır. Hayvancılık, yün, et ya da süt üretimi aşamalarında önemli eğitim açığımızın olduğunu söylememiz gerekmektedir. Cumhuriyet sonrasında köylerdeki nüfusu eğiten sağlam projeler ortaya konulmuş olsa da, siyasal tercihler nedeniyle sürdürülememiştir. Asya kaplanlarının kalkınma modellerinde temel olarak kullandıkları modeli belki bugün revize edilmiş şekliyle de olsa uygulamaya alabiliriz.

2. Toprak reformu II. Dünya Savaşı yıllarında TBMM’den geçmiş olmasına rağmen uygulanamamıştır. O yıllarda toprak reformu uygulanmış olsaydı, bugün daha fazla tarım alanını ekip biçebilmek mümkün olacaktı. Tarımın güncel resmi şöyledir: 1-50 dekar grubundaki küçük tarım işletmelerinin (2001 tarım sayımına göre) toplam işletme sayısındaki payı %64 kadardır. Küçük tarım işletmelerinin sahip olduğu arazi toplamı, bütün işletmelerin arazilerindeki pay sadece %21’dir. Küçük tarım işletmeleri tarım politikası oluşturamazlar. Ürün, girdi ve kredi piyasalarını etkileyebilecek güçten yoksundurlar. Küçük tarım işletmeleri için tarımsal örgüt dokusu içinde birleşmek zorunludur.

3. Tarımın üretimini oluşturan unsurlar; gübre, sulama, elektrik, ilaçlama, aşılama, tohum, fidan gibi maiyetlerden oluşur. Buna rağmen çiftçinin satış fiyatı çoğu kez bunu karşılayamaz. Bunu çözebilecek 2 temel adım öne çıkar.

a. Üretim maliyetlerini aşağı çekecek yatırımlara öncelik vermek. Örneğin GAP. 2020 itibarı ile GAP’ta sulamanın sadece %20’si tamamlanabilmiştir.
b. Çiftçinin ürününü doğrudan tüketiciye satabileceği ulaşım-satış-lojistik destek altyapısının devlet eliyle bir an önce tamamlanması gerekmektedir. Tarla-Raf farkını ortadan kaldıracak bu adım, enflasyondaki en tehlikeli kalem olan gıdayı dizginleyecektir. Gıda fiyatları tüm dünyada en oynak enflasyon alt kalemidir. Kendi kaynaklarımızla daha öngörülebilir, daha ehil sınırlar içinde hareket ediyor olacaktır.

4. Çiftçi desteği için bugüne kadar sayısız yöntem denenmiştir. En başarılısı 2005-2015 döneminde uygulanan doğrudan hasada yönelik destekleme primleri olmuştur.

5. Teknolojiyi tarımda kullanmaya bir an önce başlamalıyız. Türkiye’nin ekilebilir tarım haritası çıkartılmalıdır. Nerede ne ekilebileceğinin detaylı tespiti, çiftçileri bu plana göre yönlendirecektir. Uydu teknolojileri kullanılabilir ya da yapay zeka, 4G robotik üretimi, erken uyarı sistemleri işlerlik kazanabilir.

6. Başarılı kooperatifçilik uygulamalarını hayata geçirmek gerekiyor. Elektronik ticaret platformunun “tarladan-mutfağa” şekliyle taçlanması gerekmektedir. İnternet satış ortamının ilk yatırımı bakanlık tarafından üstlenilecektir. Uzun vadede hisseleri borsada halka arz yöntemi ile özelleştirilebilecektir.

7. Ulaşım altyapımızı, demiryolu ağı ile genişletmeye devam edelim. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, demiryolu ile bütünleşmiş denizyolu ulaşımı, çok şeyleri başarabilecektir.

Kendi kendimize yetelim diyorsak, öncelikle kafa kafaya vermeliyiz. COVID-19 döneminin sağlık bilim kurulunu, tarımda da oluşturmalıyız. Tarım bilim kurulunu, sağlık bilim kurulu ile de koordine edelim. Bence kurulun ilk işi, devlet eliyle bir elektronik satış platformu kurmak olmalıdır. Uzun lafın kısası, Jeff Bezos’un www.amazon.com’u gibi bir internet platform altyapısını, biz de Türkiye için inşa edeceğiz. “1-50 dekar çalışan küçük tarım işletmeleri” %64 payları ile artık söz sahibi olabileceklerdir. Yeni modelin adı da “e-çiftçi” olmalıdır. “e-çiftçi” bizi kısa zamanda “tarla – mutfak” üzerine odaklayacaktır. “e-çiftçi” internet satış platformu, Artvin kara kovan balını Edirne’ye kısa sürede ulaştırırken çok şeyler başaracaktır. Tarımsal üretici, aracıların komisyon yükü altında hep diri kalacaktır. Çünkü üretimden direkt satış, onlara daha çok kazandıracaktır. “e-çiftçi” tedarik modeli, hem tüketiciye hem üreticiye fayda sağlayacaktır. Bu, COVID-19 döneminin getirdiği başlangıçtır. Bence tarım bakanlığı hemen kolları sıvamalıdır. Verimli bir girişim modelinin yatırım geri dönüşü sadece 5 yılda tamamlanacaktır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap