Tarımın STK’ları ses verdi, Hazine destekli sübvansiyonlu kredi faizlerinde geri adım atılıyor 

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “2026 yılı bütçesinden tarıma 888 milyar TL ayrıldı” açıklamasının hemen ardından, sektörde soğuk duş etkisi yaratan bir karar geldi. 31 Aralık 2026’ya kadar geçerli olacak Hazine destekli tarımsal kredilerde faiz sübvansiyonu oranı %50’ye düşürüldü.

Daha önce %100’e kadar faiz indirimi uygulanabilen birçok üretim alanında destekler azaldı, bazı kredi türlerinde üst limitler yarıya çekildi. Tarımın çatı örgütleri, üretici birlikleri ve kooperatifler Hazine ve Tarım Bakanlığı ile temasa geçti. Edindiğim bilgilere göre, gelen yoğun tepkiler üzerine faiz sübvansiyonu oranının yeniden yükseltilmesi için süreç başlatıldı. 

Durum, tarım STK’larının doğru iletişim, yapıcı diyalog ve ortak akılla ne kadar etkili olabileceğinin güçlü bir göstergesi.

Neden böyle bir karar alındı?

Kısa cevap, Hazine’nin nefesi daraldı. Artan bütçe yükü, yüksek kamu harcamaları ve kredi sübvansiyonlarının maliyeti ekonomi yönetimini “tarımda rasyonelleşme” arayışına itti. Kimilerine göre tarımsal desteklerin etkisi düşük.

Tarımdan çıkan çiftçi, yatırımcı geri dönmez 

Tarımda yapılan her kesinti, gıda enflasyonu, arz daralması ve toplumsal kırılganlık olarak sofralara geri dönüyor. Tarımdan çıkan bir üretici, sanayideki yatırımcı gibi uygun piyasa koşullarında geri dönemez. 

Planlı daralma mı, finansal yeniden yapılanma mı?

BDDK verilerine göre, tarımsal kredi hacmi son bir yılda 855 milyar TL’den 1,2 trilyon TL’ye çıktı. Artış, bir yandan üreticinin finansmana eriştiğini, diğer yandan iklim felaketleri ve artan maliyetler nedeniyle sektörün krediye bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Hazine’nin amacı, faiz yükünü azaltmak olsa da, üretici açısından bu, finansal oksijenin kesilmesi anlamına gelir. 

Sübvansiyon kalsın, hibe gitsin

Türkiye’de tarımsal desteklerin büyük bölümü, etki analizi yapılmadan dağıtılan hibelerden oluşuyor. Yıllardır milyarlarca lira harcanmasına rağmen ne destek alan ne destek veren memnun. Oysa bankalar aracılığıyla verilen krediler, takip edilebilir, ölçülebilir, hesap verebilir nitelikte. Kredi, çiftçiyi disipline eder, üretimi planlamayı, verimliliği teşvik eder. 

Destekler, sadece finansal değil, bilgi ve teknoloji transferi içermeli. Çin’in fakirliği azaltma projesi, sadece para değil, know-how aktardığı için başarılı oldu. Benzer biçimde Brezilya’da tarımsal kalkınma bankaları, üreticiye finansmanla birlikte teknik danışmanlık ve pazarlama desteği sağlıyor.

Türkiye’de Ziraat Bankası ve TKDK, tarımsal yatırım haritasını iyi bilen iki kurum. Bu kurumlar, finansal kaynak kadar bilgi ve denetim gücünü sahaya taşıyabilirse, tarımsal yatırımların başarı oranı dramatik biçimde artabilir.

Dünyada tarım finansmanı nereye gidiyor?

Avrupa Birliği’nde 2027’den itibaren Yeşil Mutabakat çerçevesinde tarımsal finansman “iklim uyumlu krediler” üzerinden yürütülecek. Fransa ve Almanya’da faiz indirimi yerine karbon azaltımı ve su verimliliği performansına dayalı kredi modelleri geliştiriliyor. ABD’de Tarım Bakanlığı’nın “Farm Resilience Credit” programı, üreticinin iklim riskine dayanıklılığını ölçen bir skor sistemine bağlı.

Tarımın iklim kredisi çok kırılgan

Türkiye’nin de benzer biçimde iklim riskini dikkate alan kredi mekanizmalarına geçmesi gerekiyor. McKinsey Global Institute verilerine göre, 2030’a kadar küresel tahıl üretiminde yüzde 15 düşüş riski iki katına çıktı. 1,5°C’lik ısınmada tahıl ambarlarının yüzde 35’i, 2°C’de yüzde 50’si aşırı sıcaklıklardan etkileniyor. Tablo finansman kararlarının sadece bütçe dengesiyle değil, gıda güvenliğiyle de doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.

Tarımın STK’larının güçlü lobisi 

Faiz kararına sektörün paydaşlarından tepki gecikmedi. Tohumculuk sektörü TSÜAB, “Karar üretim maliyetlerinin oldukça yüksek seyrettiği bir dönemde Tohum Sanayicileri ve üreticilerimiz için önemli bir mali yükü ve özellikle Sertifikalı Tohum üretim hacminde daralmayı da beraberinde getirecektir” diyerek olası sorunlara dikkat çekti.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Tarım kesimine verilen destekler içerisinde en önemlisi, hazine destekli zirai kredilerdir. Son yıllarda kuraklık, don, aşırı sıcaklıklar, dolu ile hayvancılıkta yaşanan şap zaten çiftçimizin çok zor günler geçirmesine neden olmuştur. Talep eksikliği, yatırımların düşmesi ve faizlerdeki yükselme sebebiyle tarım sektörümüz olumsuz etkilenmiştir.  Ucuz finansmana ulaşamayan çiftçi ya girdilerini kısacak ya da yüksek faizle borçlanarak üretim maliyetini arttıracak. Hazine destekli zirai kredilerin yeniden düzenlenmesi bir zarurettir” diyerek taleplerini dile getirdi.

Velhasıl, rakamlar her zaman endüstrilerin tüm gerçeklerini ortaya koyamaz. Tarım finansmanının çarpan etkisi yokluğunda sıfırdan çok daha büyük kayıplara neden olur. Tarımı yönetmek için artık, sağlam bir finansman altyapısı, ilham veren bir gelecek vizyonu, etkili bir destek sistemi, güçlü teknoloji entegrasyonu ve multidisipliner bilim anlayışına ve elbette daha çok devlete ihtiyaç var. 

Yazara Ait Diğer Yazılar