Tasarım ve sürdürülebilirlik aile şirketlerini dünya markası haline getirebiliyor

Fatoş KARAHASAN
Fatoş KARAHASAN Markalar & İçgörüler fkarahasan@gmail.com

Küresel markaların çoğu halka açık şirketler tarafından yönetiliyor.  Perakende ve yiyecek/içecek markaları “Küresel düşün, küresel davran” veya “Küresel düşün, yerel davran” modeliyle dünyanın her yerinde güçlü bir biçimde rekabet ediyorlar.

Teknoloji ve moda sektörlerindeyse durum daha farklı. Avrupa kökenli kuruluşların bir kısmı hala kurucu ailenin kontrolünde olarak faaliyet gösteriyor. Bu şirketler tasarım ve kurum felsefesiyle farklılaşıyor. Özellikle sürdürülebilirlik alanına yaptıkları yatırımlarıyla  öne çıkıyorlar.

Aile şirketi olan Danimarka kökenli ayakkabı üreticisi Ecco da değer sistemleriyle ve iş süreçleriyle farklılaşan bir kuruluş  Geçen hafta Ecco'nun Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürü Deniz Erda’yla İstanbul Galataport’ta açılan Ecco mağazasında buluştuk. Erda’dan Ecco’nun felsefesi ve faaliyetleri hakkında bilgi aldık.

Yılda 22 milyon ayakkabı satışı

Ecco, 1963 yılında Danimarka’da Karl Toosbuy tarafından kurulduğu günden beri bir aile şirketi olarak yoluna devam ediyor.  90 ülkede, yılda 22 milyondan fazla satış yapan kuruluş Toosbuy ve  Kasprzak aileleri tarafından yönetiliyor. Ecco Çin, Vietnam ve Slovakya’da bulunan toplam 6 üretim tesisine sahip. Ürünlerini 88 ülkede 14 bin satış noktasında ve 2.200’i aşkın sayıdaki mağazasında tüketicilerle buluşturuyor.

60 ülkeden 21,500’den fazla çalışanı bulunan kuruluş,  dünyada tüm üretim aşamalarını kendi tesislerinde gerçekleştiren tek ayakkabı üreticisi konumunda. Kendi tabakhaneleri ve fabrikaları ile üretimin tüketiciye ulaşana kadar zincirin her halkasını kontrol ettiği için  dünyaca ünlü lüks markalar derilerini Ecco’dan tedarik etmeyi tercih ediyorlar.  İskandinav yaklaşımıyla üretim yapan ve sürdürülebirliği merkeze alan kuruluş, bu özelliğiyle Apple ve Louis Vuitton gibi lüks markalara da ürün temin ediyor.

Türkiye ilk 10 pazar arasında

Ülkemizdeki faaliyetlerine 2014 yılında başlayan Ecco Türkiye, 2017 yılından beri Avrupa’daki tüm Ecco operasyonları içinde en hızlı büyüme rakamlarına erişerek öne çıktı. Ecco Türkiye, satış rakamları itibarıyla kuruluşun dünyadaki en büyük ilk on  şirketi arasına girdi.   

Sürdürülebilirlik

Ecco çalışanlarının yüzde 70’sinin kadın olması,  kuruluşu kapsayıcılık alanında öne çıkarıyor. Ecco sürdürülebilirlik çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Kuruluş,  devrim niteliğindeki su tasarrufu teknolojisi DriTan ™️ ile küresel deri endüstrisini dönüştürmeye hazırlanıyor.  

Dünyanın en gelişmiş araştırma ve geliştirme tesislerinden biri olan Ecco Leather, binlerce yıldır süregelen bol su kullanmadan deri işlemenin imkansız olduğu düşüncesini yıkacak bir teknoloji geliştirmeyi başardı. Beş yıllık bir çalışma sürecinin  sonucunda yaratılan bu teknoloji, tüm deri üretim sürecini susuz hale getirebilecek bir yolculuğun ilk adımı olarak görülüyor.

Ecco, devrim niteliğindeki yeni teknolojisinin yardımıyla, Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre yılda ortalama 25 milyon litreden fazla su tasarrufu sağlayacak. Bir başka deyişle her yıl 6 bin kişinin su ihtiyacını  karşılayacak su tasarrufu yapacak.

Pandemi sonrası büyüme

ECCO Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürü Erda 2021’nin pandemiye rağmen en iyi yıllarından birisi olduğunu belirterek: 2022'den bekletimiz çok daha yüksek. 2021 en iyi yılımız olmasına rağmen 2022’nin ilk 5 ayında 2021 cirosunu yakaladık. Bunda turistlerin büyük payı var “yorumunu yapıyor.

Deniz Erda, faalliyetleriyle ilgili şu bilgiyi paylaşıyor: “Son 12 ayda Orta Doğu ve Türkiye’de 14 yeni mağaza açtık. Pandemi öncesi İstanbul Havalimanı dış hatlarda açtığımız mağaza, pandemi nedeniyle 1.5 yıl kapalı kaldı. Fakat şu anda en çok gelir getiren mağazamız halinde.  İstinyepark dünyadaki tüm Ecco mağazaları içindeki karlılık oranı en yüksek ilk üç mağazadan birisi Son olarak Türkiye'nin hatta dünyanın en keyifli ve prestijli konsept mekanlarından biri olan Galataport'ta bir mağaza açtık.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar