TCMB temkinli duruş vurgusu yaptı
TCMB Nisan ayı PPK toplantısını gerçekleştirdi. Toplantı öncesinde beklentiler iki gruba ayrılmıştı. İlk grup politika faizinin %37’den %40’a yükseltilip haftalık fonlama kanalının tekrar kullanılmaya başlanmasını bekliyordu. Bu senaryonun mevcut fonlama faizinin (gecelik repo) zaten %40 seviyesinde olması nedeniyle piyasa faizlerine etkisi olmayacaktı.
Fakat üst bandın %43’e yükselmesi nedeniyle TCMB kendine 300 baz puanlık bir alan yaratacaktı. Yerel ve küresel belirsizliklerin yüksek olduğu bir ortamda bu seçenek makul kabul edilebilir. Diğer görüş mevcut durumda bir değişiklik yapılmamasıydı. PPK üyeleri ikinci seçeneği tercih ettiler.
Metindeki iletişim ne anlama geliyor?
Kurul, faizleri sabit bırakırken ekonomik aktivite ve enflasyon konusunda beklentilerini de paylaşmış oldu. Mart ayında enflasyonun ana eğiliminin gerilediğini vurgulayan Kurul Nisan ayında eğilimde artış beklentisini dile getirmiş.
Öncü göstergelerin ekonomik aktivitede yavaşalamaya işaret ettiği vurgulanırken, son dönem gelişmelerin enflasyon üzerindeki ikincil etkilerinin takip edileceği dile getirilmiş. Enflasyonun tek hanede seyrettiği 2004-2018 döneminde nisan ayı enflasyonu ortalaması %1,05. 2018-2025 dönemi ortalaması ise %2,86. Son iki yılda %3,18 ve %3 olarak gerçekleşmiş. Internet üzerinden toplanan fiyatlar ile hesaplanan WEBTÜFE* Nisan ayı için %3,35’lik bir artış öngörüyor.
Bu tahmin gerçeleşirse yıllık enflasyon %30,87’den %31,3’e yükselecek. Artan enerji fiyatları, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda yapılan artışlar ve giyim ve ayakkabıda yeni sezona geçiliyor olması Nisan enflasyonunu yüksek tutacak. TCMB bu gelişmeleri öngörerek Nisan ayına dair yukarı yönlü riske değinmiş. Buna ek olarak ikincil etkilerin takip edileceğinden bahsedilmiş.
Enflasyonda ikincil etkiler ne demek?
Enerji fiyatı artışları gibi durumlarda enflasyonda bir seferlik bir artış meydana gelebilir. Örneğin, petrol fiyatları 60 dolardan 90 dolara yükselmiş olsun. Petrol fiyatlarındaki %50’lik artış mal ve hizmet üretim maliyetlerine zaman içinde yansıyacaktır. Petrol fiyatları artışı öncesi enflasyonun %5 civarında seyrettiğini varsayalım.
Petrol fiyatı artışı sonrası ise enflasyon geçici olarak %6’ya yükselsin ve bir süre sonra tekrar %5’lik seviyesine geri dönsün. Bu senaryo çerçevesinde merkez bankalarının petrol fiyat artışına tepki vermesi beklenmez. Petrol fiyatları 90 dolarda kalsa bile enflasyonist etkisi geçidir. Fiyatlar yeni petrol fiyatı seviyesine göre yeniden belirlenir ve ülke enflasyonu denge değeri olan %5’e bir süre sonra geri döner. Dikkat edilirse bu senaryoda enflasyon beklentileri bozulmamıştır.
Fiyatlara karar verenler artışların geçici olduğuna inanmaktadır. Alternatif senaryoda ise petrol fiyatlarındaki artışlar diğer maliyet unsurlarında artışları tetikler. Örneğin, artan fiyatlar sonrası ücretlerde artış talepleri gelebilir. Artan ücretler maliyet artışlarına ve sonunda enflasyonda yükselişe neden olacaktır. Ortaya çıkan döngü sonunda enflasyon beklentileri bozulabilir ve denge enflasyon artmaya başlar. Süreç artık bir kısır döngü haline gelir.
Benzer bir senaryoda petrol fiyatlarındaki artış sonrasında enflasyon beklentilerinin bozulduğunu ve döviz talebinin arttığını düşünelim. Artan döviz kurları üretim maliyeti ve ithal mamül ürün fiyatlarını artıracaktır. Bu durumun enflasyona yansıması sonrasında döviz kuru beklentileri daha da bozulabilir ve yine bir kısır döngü ortaya çıkar. Ülkenin denge enflasyon oranı bu döngü kırılana kadar yukarı yönlü hareket eder.
Bu nedenlerle merkez bankaları fiyat artışına neden olan şokların ikincil etkilerini takip ederler. Oluşabilecek ikincil etkilerin olumsuz etkilerini bertaraf etmeye çalışırlar ki enflasyonist kısır döngüye girilmesin. PPK üyeleri de enerji fiyatlarındaki artışın ikincil etkilerini takip ettiklerini, bu tür etkiler görüldüğünde gerekli tedbirlerini alınacağını vurgulamışlar.
Bundan sonra ne beklemeliyiz?
Bilindiği gibi mayıs aylarında PPK toplantısı yok. TCMB Orta Doğu’dan gelecek haberlere ve yurt içi gelişmelere bağlı olarak fonlama kanalını belirleyecektir. Olumlu haber akışı gerçekleşirse TCMB’nin faizleri %37’ye kadar düşürme alanı var. Olumsuz haber senaryosunda likidite koşullarını sıkılaştırmak ilk alterantif olabilir. Sıkılaşan likidite durumunda %60’lık TL mevduat hedefi nedeniyle piyasa faizleri hızlı bir şekilde artışa geçiyor.
* https://www.webtufe.com/