TCMB: “TÜFE’nin yüzde 43.82'si beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor”

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ "Politika faizi enflasyonun altında kalmayacak" sözünün altında ezilen Merkez Bankası çareyi enflasyon tanımını değiştirip manşetten çekirdeğe geçmekte buldu ya, böyle yapılarak TÜFE'nin neredeyse yüzde 44'ü dışlanmış oldu.

✔ Merkez Bankası adeta "Faiz belirlerken bana TÜFE'nin yüzde 56'sı yeter" diyor. Ama gelecekte ya o yüzde 56'dan oluşan çekirdek de politika faizini zorlarsa ne olacak? Merkez'in yeni çekirdekler bulması ya da yeni yaklaşımlar geliştirmesi gerekiyor.

Her ne kadar başlıktaki ifadeyi tırnak içinde vermişsek de Merkez Bankası’nın bire bir böyle bir açıklaması yok. Ama Merkez Bankası’nın söylediği dolaylı olarak bu.

Hani manşet enflasyon da denilen genel enflasyon oranı, yani TÜFE artışı, yıllık bazda temmuz sonunda yüzde 18.95’e çıkmış ve yüzde 19’luk politika faizi enflasyonu ensesinde hisseder olmuştu ya, belli ki o günlerde Merkez Bankası’nda yoğun bir koşuşturma, yoğun bir arayış da başlamıştı. Ya yıllık enflasyon politika faizinin üstüne çıkarsa ne olacaktı. Koskoca Merkez Bankası “Politika faizi enflasyonun üstünde belirlenmeye devam edilecektir” sözünü yiyecek değildi ya. O zaman yapılacak olan belliydi, gerekirse enflasyon kavramı değiştirilecekti.

Değiştirildi de... Merkez Bankası politika faizini belirlerken manşet enflasyon yerine bazı mal ve hizmetlerin kapsanmadığı çekirdek enflasyonu dikkate almayı kararlaştırdı.

Çekirdek = Yüzde 43.82

Literatürde özel kapsamlı TÜFE diye geçen, piyasaların ise çekirdek enflasyon olarak bildiği türde altı enflasyon hesaplaması var. Ama tabii ki bu altı hesaplamadan en düşük oranı veren hangisiyse, doğal olarak onun kullanılması gerekiyor!

İşte Merkez Bankası'nın tercihi olan çekirdek enflasyon, “enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ve tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE”den oluşuyor.

TÜFE’nin tümü yüzde 100. Çekirdek enflasyon olarak nitelenen ve TÜFE’den düşülen bir önceki paragrafta saydığımız ürünlerin payı ise yüzde 43.82.

Yani Merkez Bankası’nın söylediği de bu:

“TÜFE’nin yüzde 43.82'si beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.”

Cümleyi şöyle de okuyabiliriz:

“Faiz belirlerken TÜFE’nin yüzde 56.18'i bana yeter.”

Ne diyelim, şahane bir yaklaşım!

Ama yüzde 56.18 de çok değil mi! Çekirdekleri çoğaltsak, TÜFE’yi daha da ayıklayarak ortaya yeni yeni çekirdekler çıkarsak, siz de daha düşük artış sonucu verenleri kullansanız! Ne bilelim, TÜFE’nin yüzde 40'ı, hatta 30'u neyimize yetmiyor.

Hatta ne diye çekirdek enflasyona bağlı kalıyorsunuz ki, talimat niteliğinde bir açıklama yapın olsun bitsin:

“Bu ay faizin şu düzeyde belirlenmesi uygun bulunmuştur, uygulana!”

“Daha önceleri neredeydiniz?”

Durum özünde bundan ibarettir. Merkez Bankası, “Ben TÜFE’nin yüzde 43.82'sini oluşturan kalemleri dışlarım ve ona göre hesaplanan çekirdek enflasyonu dikkate alarak faiz belirlerim" diyor. Bu yaklaşımın gerekçesini biliyoruz. Diğer ülke merkez bankaları da böyle yapıyormuş! Peki bu gerçeği, ki böyle bir gerçek varsa tabii ki, manşet enflasyon politika faizinin üstüne çıkma eğilimi gösterince mi fark ettiniz?

Fuat Edip Baksı’nın güftesine Selahattin Pınar'ın şahane bestesiyle ortaya çıkan o olağanüstü şarkının, "Bir Bahar Akşamı”nın son dizesinden alıntı yaparak soralım: Manşeti değil de çekirdeği esas almak gerektiğini görmek için “Daha önceleri neredeydiniz”...

Ya faiz artışı ya yeni çekirdek icadı!

Merkez Bankası’nın faiz indirimi için can simidi gibi sarıldığı çekirdek enflasyon ağustos sonunda yıllık bazda yüzde 16.76 artmıştı. Merkez Bankası bir bu orana baktı, bir yüzde 19'luk politika faizine ve aradaki 2.24 puanlık farkı bir puan daraltarak 1.24'e indirdi.

Ancak eylül sonuna geldik, bir de baktık ki çekirdek enflasyon artık yüzde 16.98 düzeyinde. Yani aradaki fark 1.02 puana gerilemiş.

Şu durumda Merkez Bankası yine faiz indirebilir mi?

Bizde faiz hep 0.25 puanın katları olarak değiştiğine göre eğer bir indirim olacaksa 21 Ekim’deki PPK toplantısında faiz yüzde 17.75’e, yüzde 17.50’ye, yüzde 17.25’e ya da yüzde 17’ye çekilebilir.

Merkez Bankası buna cesaret edebilir mi, faizi şu koşullarda düşürür mü, hiç sanmıyoruz. Faiz 21 Ekim’de düşürüldükten sonra kasım başında açıklanacak ekim enflasyonuyla faizin üstünde bir çekirdek enflasyon oluşursa ne olacak?

Bu söylediklerimiz gerçekçi bir yaklaşım sergileneceği varsayımına dayanıyor tabii ki. O yaklaşımı terk ederseniz, her şey yapılabilir. Faiz çekirdek enflasyonun altına bile indirilebilir.

Ama Merkez Bankası’nın o kadar ileri gideceğine pek ihtimal vermiyoruz. Merkez Bankası’nın ve Merkez Bankası üstünde etkide bulunanların...

Yeni çekirdekler bulunmalı

Bir varsayımda bulunalım; şöyle bir seyir ortaya çıkarsa ne olur:

“Ekimin 21’ine yaklaşılmış, PPK toplantısı hazırlıkları sürüyor. Piyasadaki fiyat hareketlerinden elbette Merkez Bankası da bir şekilde haberdar ve çekirdek enflasyonda belirgin bir artış olacağı tahmin ediliyor. 21 Ekim toplantısında faiz indirimine gidilmesi gündemde hiç yok, kimse bunu dile bile getirmiyor. Kaygı, kasım başında açıklanacak çekirdek enflasyonun yüzde 18’in üstüne çıkma olasılığı. 3 Kasım’da ekimin fiyat gerçekleşmesi açıklanacak, Merkez Bankası’nın PPK toplantısı ise 18 Kasım’da. Çekirdek enflasyon bu iki hafta faizin üstünde oluşursa yaşanacaklarla nasıl baş edilecek?”

Böyle bir senaryonun gerçeğe dönüşmesi halinde Merkez Bankası ya kasımda faiz artırmak zorunda kalır ya da yeni bir çekirdek bulur. Ama 3-18 Kasım arası felaket günleri gibi geçer. Tek teselli, çekirdek enflasyonun ekim sonunda yıllık bazda yüzde 18'i aşma olasılığının pek bulunmaması.

Ama yine de sonraki aylarda kullanmak gerektiğinde piyasaya sürmek için yeni çekirdekler yaratmak gerekiyor. Kimse öyle kafasına göre yeni çekirdekler oluşturamayacağına göre yapılacak belli; ya faiz artırılacak ya da kestirip atılacak:

“Faiz bu, işinize gelirse!”

“Geçmiş değil, gelecek enflasyon” tezi ne güne duruyor?

Dedik ya yeni çekirdek yaratmak kolay değil. Ama nasıl ki manşetten çekirdeğe geçme mahareti sergilenmişse, çare tükenmez, bir başka çıkış yolu daha var.

Açıklanan enflasyon geride kalan bir yılın oranı. Oysa ilan edilen faizler gelecek bir yılın... Biz geride kalan bir yıl ile gelecek bir yılı kıyaslıyoruz.

2022 yılının TÜFE artış hedefi yüzde 9.8. Diyelim ekimden ekime yüzde 10, hadi yüzde 12. Faiz kaç; yüzde 18. Yüzde 10 ya da 12 enflasyon olacak bir dönemde yüzde 18 faiz uyguluyoruz.

Merkez Bankası’nın çekirdek çaresi de tükenirse başvuracağı tez budur:

“Faiz oranı gerçekleşen enflasyona değil, hedef enflasyona göre belirlenecektir.”

Teoride bu çok yerinde bir adım olur elbette. Ama küçük bir ayrıntı var:

“Öngördüğünüz enflasyonu gerçekleştirebiliyorsanız..."

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir hafta izin... 22 Kasım 2021
Bakalım ne diyecekler! 18 Kasım 2021
Ulus ne yapar, ne yapmaz! 16 Kasım 2021