TCMB’den yeni iletişim adımı
Yılın ikinci Enflasyon Raporu toplantısı dün gerçekleştirildi. Önceki enflasyon raporu toplantısı 12 Şubat tarihinde gerçekleştirilmişti. Dolayısıyla, TCMB’nin son kapsamlı iletişimi savaş başlamadan önce gerçekleştirilmişti. O dönemde 2026 sonu için ara hedef %16 olarak belirlenmişti. Yıl sonu tahmin aralığı da %15 ile %21 arasındaydı. Ortalama petrol fiyatı 60,9 olarak tahmin edilmişti.
Savaş sonrası değişen dinamikler
İlk savaş haberi ile birlikte likidite yönetimi ve TL’nin cazibesini koruyacak tedbirler alındı. Kur istikrarı konusunda taviz verilmedi. Alınan bu tedbirlerin bekleyişler ve tasarruf sahipleri üzerindeki olumlu yönde etkilerini hep birlikte gözlemledik. Yurt içi tasarruflar TL’de kalmayı tercih ederken Türkiye piyasalarını terk eden yabancı yatırımcıların bir kısmı ilk panik döneminin geçmesinden sonra geri döndü.
TCMB savaş sonrası en kapsamlı iletişim fırsatını ikinci Enflasyon Raporu toplantısı ile bulmuş oldu. TCMB’nin artan enerji fiyatları ile birlikte yükselen enflasyon, bunun ekonomik aktiviteye ve cari açığa etkileri konusunda görüşleri merak ediliyordu. Doğrusu piyasaların bu konuda bir yönlendirmeye de ihtiyacı vardı. Çünkü savaşın ne kadar süreceği ve etkileri konusunda tahmin yapmak güçleşti. Savaşın erken dönemlerinde sürecin kısa süreceği varsayımı hakimdi. Fakat zaman geçtikçe savaşın tahminlerden uzun süreceği anlaşıldı.
Yurt dışı ve yurt içi piyasalar bardağın dolu tarafını görmek istedi ve beklentiler genelde olumlu yönde ayrıştı. Savaş ortamında gerek ABD gerek Türkiye’de hisse endeksleri rekor tazeledi. Fakat zaman geçtikte artan enerji fiyatlarının reel etkileri ortaya çıkmaya başlıyor. Enflasyon sadece Türkiye’de değil dünyada artışa geçti. Tedarik zincirinde sorunlar yaşandığını daha sık duyuyoruz. Avrupa’da bazı havayolu şirketleri uçuş sayılarını azaltma yoluna gidiyor. Böyle bir ortamda ekonomik anlamda geleceği daha iyi görebilen kurumların yönlendirmesine daha çok ihtiyaç duyuluyor. Bu bağlamda, son enflasyon raporu toplantısını önemli buluyordum.
Başkan Karahan mevcut görünümün resmini çektikten sonra sunumun en kritik yerine geldi. Ekonomistler kendi aralarında enflasyon ara hedefi ve tahmin aralığının ne kadar artırılabileceği konusunda tartışıyorlardı. Başkan ara hedef ve tahmin yansısına geçmeden önce daha önce görmediğimiz bir yansı paylaştı. Bu yansıda merkez bankalarının risklerin arttığı dönemde seçtiği iletişim kanalları anlatılıyordu. Buna göre en çok fan grafikleri
(açılan bant grafikleri) kullanılırken 2025 yılında merkez bankaları artan miktarda senaryo analizini tercih ediyorlardı. Bu tercihi anlamak mümkün. Belirsizliğin çok yüksek olduğu, yakın tarihte bu kadar büyük bir enerji şokunun yaşanmadığı bir ortamda tahmin yapmak gerçekten güç. Yapılsa bile, yapılan tahminler sonucunda ortaya çıkacak üst bantların beklentileri olumsuz yönde yönlendirmesi mümkün. Muhtemelen bu nedenleri göz önünde bulundurarak TCMB tahmin aralığında bulunmaya ara verdiğini açıkladı. Yıl sonu için ara hedefini %24, tahminini ise %26 olarak açıkladı. Böylece ara hedefini 8 puan artırmış oldu.
TCMB’nin tahmini piyasaya ne kadar yakın?
TMCB tahminini %26 olarak açıklarken piyasa beklentilerinin %30 civarında kümelendiğini gözlemliyoruz. Peki piyasa beklentisi ile TCMB tahminleri arasında neden bu kadar fark var?
Öncelikle, geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki TCMB enflasyon beklentilerini çıpalamak adına tahminlerini daha iyimser senaryoya göre açıklayabiliyor. Bu durumun bir süredir TCMB’nin açıkladığı hedefleri tutturamamasının nedenlerinden birisi olduğunu düşünüyoruz. Piyasa oyuncuları da hedeflerin tutmaması gerçeğini içselleştirerek tahmin yapmaya başlıyor. Bu kısır döngünün kırılabilmesi için TCMB’nin hedefleri tutturma konusunda başarılı bir dönem geçirmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Cari açık konusu
Toplantıda merak edilen diğer konu ise TCMB’nin cari açık konusundaki tutumu idi. Bu konuda Başkan Karahan gayet iyimser açıklamalar yaptı. Mevcut cari açık/GSYİH oranının 2005-2025 ortalamasının altında olduğunu ve finansmanı konusunda sorun yaşanmayacağını söyledi. Finansmanında sorun olmayacağı konusunda hemfikiriz. Fakat mevcut oranı geçmiş dönem ortalaması ile karşılaştırmanın doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz. Çünkü geçmiş dönemde yüksek cari açık olan dönemlerde yüksek sermaye girişinin olduğu dönemler de var. Şimdi hem nette sermaye çıkışı var, hem de cari açık artıyor. Net hata noksan kaynaklı döviz talebi de yüksek. Bize kalırsa bu süreci kontrol altına alacak tedbirleri düşünmekte fayda var.