TCMB’nin manşet ile sınavı: Enflasyon düşüyor, politika alanı açılıyor

Günaydın. Sağlık ve huzurla dolu bir gün dileklerimle…

Kasım ayı enflasyon verileri ilk bakışta olumlu bir tablo çizse de, detaylar fiyat di­namiklerinde çözülemeyen katılığın de­vam ettiğini bize söylüyor. TÜFE’nin ay­lık bazda %0,87 artması son 30 ayın, yıl­lık oranın %31,07’ye gerilemesi ise son 48 ayın en düşük seviyesi. Ancak bu iyileş­menin temel nedeni uzun zamandır gol yediğimiz taze sebze-meyve, balık, tavuk ve yumurta gibi değişken gıda kalemle­rindeki gerilemesinden. Eğlence-kültür, ulaştırma, konut, alkol-tütün gibi kalem­lerdeki güçlü artışlar ise çekirdek yapış­kanlığın sürdüğünü teyit ediyor. Nitekim mevsimsellikten arındırılmış seri man­şette %1,5’e gevşese de çekirdek gösterge­lerde yukarı yönlü eğilim korunuyor. Bu nedenle dezenflasyon sürecinden verile­cek taviz yeri yok.

200 baz puanlık adım sürpriz olmaz

Verinin geçen hafta piyasalara etkisi sı­nırlı da olsa pozitif oldu. CDS 225 baz pua­na geriledi, iki yıllık tahvil faizi ise %38 ile mart ortasından bu yana en düşük seviye­yi test ediyor. TCMB’nin 11 Aralık toplantı­sında 150bps faiz indirimi olasılığı güçlen­di; hatta 200 bps’lik bir adım dahi sürpriz olmayacaktır. Kamu maliyesindeki belir­gin toparlanma da bu zemini destekliyor. Kasım ayında nakit dengesi 56 milyar TL, faiz dışı denge ise 174 milyar TL fazla ver­di. Yılın ilk 11 ayında reel anlamda ciddi bir iyileşme görülüyor; özellikle faiz dışı den­genin artıya dönmesi, para politikasının manevra alanını genişleten en güçlü un­surlardan biri.

Dış ticaret cephesinde ise tablo geçen ay­lara benzer seyrediyor. İhracat %2,2 artar­ken ithalat %2,6 yükseldi ve dış ticaret açı­ğı 7,8 milyar USD oldu. İlk 11 ayda açık 82,5 milyar USD seviyesinde. Tüketim malları ithalatının ve Çin’in toplam içindeki payı­nın artışı dikkat çekiyor. Piyasa açısından etkisi olmazken; iç talep kompozisyonu­nun hâlâ güçlü olduğunu bize gösterdi.

Fed’in politikasına dair soru işaretleri

Küresel cephe bu hafta merkez banka­ları haftası. Öncelik tabi ki Fed’de. Fed’in 9-10 Aralık toplantısında 25bps faiz indi­rimi piyasalar açısından kesin gibi. Ancak piyasaların gözü Powell’ın tonunda olacak; zira son dönemde Hassett isminin ön pla­na çıkması, Bessent’e ek görev önerisi ve zayıf istihdam verileri Fed’in politika pa­tikasına dair soru işaretleri yaratıyor. ABD Doları’nın zayıflaması da bu belirsizliğin doğal uzantısı. Küresel emtia cephesinde ise FAO gıda endeksindeki düşüş eğilimi üçüncü aya taşınırken, bakır güçlü seyri­ni koruyor; altın ise artan jeopolitik riskler nedeniyle yeniden yatırımcıların güven li­manı.

Bir yanda ABD-Venezüella gerilimi diğer yandan Asya’da Çin–Japonya gerilimi ye­ni bir risk hattı oluştururken, ticaret akışı­nın baskılandığına dair işaretler üretmeye başladı. Aynı dönemde sosyal medyadaki bilgiler Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde askeri yoğunlaşmasını artırdığı yönünde; TSK’nın Şam’a yaptığı resmi ziyaret bölge­sel tansiyonun diplomasi ve askeri eksen­de eşzamanlı yönetildiğini gösteriyor.

BIST endeksinin ilk hedefi

BIST tarafında CDS’in 225 seviyesi­ni aşağı zorlaması, enflasyon muhasebesi beklentilerinin kuvvetlenmesi ve bankacı­lık–holding öncülüğünde alımların artma­sıyla 11.200 seviyesinin aşılması mümkün görünüyor. Bu senaryoda endeksin ilk he­defi 11.500–11.600 bandı olacaktır.

Özetle, veri akışının yüzeyi iyimser, de­rinliği ise temkinli. Dezenflasyon süreci­nin yönü hâlâ kırılgan; fakat kamu maliyesi ve küresel risk iştahı Türkiye varlıklarını desteklemeye devam ediyor. Bu hafta mer­kez bankalarının kararları, hem küresel ya­tırımcı davranışını hem de TL varlıkların kısa vadeli yol haritasını belirleyecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar