Tedarikçi finansmanı (riski) ayın karanlık yüzü mü?

Aslı GEDİK
Aslı GEDİK VERGİ PORTALI Asli.gedik@pwc.com

Alıcı, satıcı ve banka üçgeninden oluşan oyuncularla tedarikçi finansmanını (supplier chain finance, reverse factoring) hep iyi bir finansman kurgusu olarak düşünmüşümdür. Satıcı parasını erken tahsil ettiği, alıcı erken ödeme indiriminden yararlanmasına rağmen faturasını zamanında ödediği, bankaysa tüm işlemlerden komisyonunu aldığı için; alan memnun, satan memnun, gül gibi geçinilip gidilen bir düzen demişimdir. Ancak arka arkaya okuduğum haberlerle irkildim. Aldığım sinyalleri sizinle paylaşayım, ondan sonra duruma siz karar verin.

Dört büyük denetim şirketi Amerika Finansal Muhasebe Standartları Komitesi’nden (FASB) tedarik zinciri finansman anlaşmalarının finansal tablolardaki açıklamalarıyla ilgili rehber yayımlamasını istemiş.

Ekonomi gazetesi Wall Street Journal, kredi derecelendirme kuruluşları (credit rating firms) ve bankalarla yapmış olduğu görüşmelerini özetleyen 4 Nisan 2020 tarihli makalesinde S&P Global, tedarikçi finansmanını “uyuyan risk” (sleeping risk) olarak tanımlamış. Bir yandan risk, diğer yandan da iştah kabartan yeni yatırım imkânı. Swiss Bank Credit Suisse Group AG halihazırda hızla büyüyen yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir tedarik finansmanı piyasasından bahsediyor.

Neden risk?

2018 yılında İngiltere tarihinde yaşanan en büyük şirket iflası gerçekleşti. Carillion adlı inşaat şirketi battığında 29 milyon sterlin nakdi, bunun karşılığında 5 milyar sterlin borcu vardı. Financial Times Mayıs 2018 tarihli haberine göre, kredi derecelendirme kuruluşları çok az yatırımcının yaklaşık 500 milyon sterlin tedarikçi finansmanı borcunun “krediler” yerine “diğer borçlar” kaleminde durduğunu ve şirketin borç özkaynak kaldıraç rasyosunda tedarikçi finansmanını hesaba katmadığını, temettü ödemeye devam ettiğini belirtmiş.

Tedarikçi finansmanının hem alıcı (buyer) hem de satıcı (supplier) açısından tarafların nakit ihtiyacını karşılayan, önemli bir finansman modeli olduğu şüphesiz. Madem öyle tüm bu kavga gürültüler, uyarılar nerede çıkıyor derseniz? Hemen söyleyeyim.

Kime borcum var?

Malı aldınız, satıcıya olan borcunuzu ticari borç olarak bilançonuza yazdınız. Sonra gittiniz satıcıya olan borcunuz için banka ile tedarikçi finansmanı anlaşması yaptınız. Size 3 ay vadeli mal satan satıcı Ahmet Bey, parasını sizden değil bankadan 60 gün içine tahsil ettiği için mutlu, siz de vadesi geldiğinde parayı bankaya ödediğiniz için mutlusunuz. Erken ödeme indirimini de Ahmet Bey’den kapmışsınız. Peki, bu 3 ay içinde siz kime borçlusunuz satıcı Ahmet Bey’e mi, yoksa bankaya mı? Ahmet Bey’e derseniz bu işlem bilançonuza ticari borçlar (trade payables) olarak, bankaya derseniz “krediler-finansal borçlar” olarak yansıyacak.

Her ikisi de borçtur, borçta yiğidin kamçısıdır diyebilirsiniz. Ancak Uluslararası Muhasebe Standartları Yorum Komitesi’nin (IFRS IC) Haziran 2020 tarihinde bu konuyla ilgili almış olduğu taslak kararda belirttiği gibi “ticari borç” bir hizmet ve mal alımına karşılık olarak, faturalanmış veya satıcıyla mutabık kalınmış, şirketin faaliyet döngüsü içinde kullanılan işletme sermayesinin bir kısmı olarak tanımlanır.

Ticari borç mu, kredi mi?

Şirketin satıcıya olan ticari borcunu bankayla yapmış olduğu anlaşma sonucu finansal tablolarında ticari borç mu yoksa kredi mi olarak göstereceğini anlamak için tedarikçi finansmanı anlaşmasının detaylarını incelemek gerekecektir. Yapılan anlaşma sonucu hukuki olarak satıcıya karşı herhangi bir sorumluluğum kalmıyorsa, bu durumda ticari borcun finansal tablolardan çıkarılıp (derecognition of financial liability, extinguishment), yerine banka kredisi yazılması gerekir.

Daha çetrefilli durumlarda bazı sorular bize yol gösterici olacaktır: Bu anlaşmayla işletme sermayesini güçlendiren taraf kim? Siz mi, satıcı Ahmet Bey mi? Hangi satıcılarla tedarikçi finansmanına gireceğinizi, erken ödeme şartlarını siz belirliyorsanız; bankaya işlem faizini siz ödüyor, erken ödeme indiriminden faydalanıyor, belki de ana ortağınızdan bu işlem için garanti alıyorsanız, hatta bankayla yaptığınız anlaşma sonucu tedarikçilere ödeyeceğiniz nakit akışlarınızın vadesi önemli ölçüde değişiyorsa, büyük olasılıkla sizin Ahmet Bey’e ticari borç değil, bankaya kredi borçları yazma vaktiniz gelmiştir.

Yapılan her tedarikçi finansmanı anlaşmasında bundan sonra ticari borç yerine kredi borcu yazacaksınız anlamı çıkmasın. Ancak satıcıyla yapmış olduğunuz sözleşmenin şartlarını değiştiren bu işlemin ticari borçlar üzerindeki etkilerini değerlendirmek için TFRS 9 Finansal Araçlar Standardında yer alan %10 kalitatif testini yapmak gerekir. (Testi merak edenler, 01 Mayıs 2019 tarihli “Borcun mu var, derdin var.” adlı makaleme bakabilirler.)

Kredilere sınıflandırılmayan tedarikçi finansmanına konu olan borçların ticari borçlardan ayrı olarak bilançoda gösterilmesi ve risk notlarında detaylı olarak açıklanması son dönemin en dikkat çeken konusu.

Regülatör, denetim firmaları ve kredi risk derecelendirme kuruluşlarının gözü kulağı tedarikçi finansmanında. Aman dikkat!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar