24 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Tehditler ve fırsatlar

Bir bıçak katilin elinde can alırken, doktorun elinde hayat kurtarır. Bu sözü severim ve üzerinde pek çok anlamı aynı anda taşıdığını düşünürüm. Niyetin ne denli önemli olduğunu ve iyi sonuçlar elde etme amaçlı olması halinde ancak iyi ve güzel sonuçların elde edilebileceğini düşündürür bana. Bir süredir COVID-19 sonrası dünyada pek çok değişimin yaşanabileceğini ve bunların da beraberinde hem yeni zorlukları getirebileceğini, ama fırsatları da doğurabileceğini konuşuyoruz. Diğer bir deyişle, bıçağın iki yüzü gibi, tehdidi de fırsatı da bir arada bulunduran pek çok yeni durum ile karşı karşıya kalabiliriz.

Hayatı her anlamda “en”’lerde yaşayan bir toplumuz. Korona virüsüne ilişkin Türkiye’de ilk vaka ortaya çıktığı andan itibaren tüm tedbirleri alan ve süreci gayet başarılı yöneten biz, bugün yasakların kalkması ile ne yazık ki hiçbir şey olmamışçasına tedbirleri elden bırakarak vaka sayılarının ciddi anlamda artmasına sebebiyet veriyoruz.

Bu bahsettiğim herhalde karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit. Yeni normalleşmede evvela bunu yönetmeyi başarmamız lazım. Eğer sağlık tedbirlerini tam anlamı ile almayı başaramaz ve yeni bir COVID-19 dalgası ile karşılaşır isek, bu ve bundan sonra yazacaklarımın aslında hiçbir önemi kalmamış olacak. Büyük şehirlere gelen maske takma zorunluluğu umarım bir önlem olur ve vaka sayıları yeniden azalmaya başlar. Aksi halde, bırakın piyasanın canlanmaya başlamasını ve sınırlar açılmasını, kepenklerin yeniden inmesine şahit oluruz. Biliyoruz ki bugün önemli tekstil merkezlerimiz yüzde 30 ile 40 arası düşüşün tek çözümü olarak uluslararası seyahat yasaklarının kaldırılmasını beklemekte.

Bir başka tehdit ise, İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki işveren payının iki katına çıkarılması meselesi. İş dünyasının “bizi yakmayın” diye net bir çıkış yaptığına çok sık tanık olmayız, ama bu kez olduk. Geçen hafta yazdığım “Ya İşsiz Kalırsam” yazımı hatırlayanlar bilir; bu dönemi atlatmamızdaki en önemli kriterin işsizlik yaşanmaması gerektiğini belirtmiştim. Ama bu durum, yaşanan sıkıntıları daha da ağırlaştıracağına dikkat çeken iş dünyası, “kapanmalar artabilir” uyarısı yapmakta. Öte yandan benzer bir durum işsizlik sigorta fonunda da söz konusu. Burada da bir artış öngörüsü olması işverenleri önemli ölçüde zorlarken, işsizlik riskini de beraberinde taşıyor. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın “Ekonomi kırılgan bir dönemden geçiyor. Çalışanıyla-işvereniyle herkesin işine sıkı sıkı sarıldığı, sürekliliği sağlamak için birlikteliğin arttığı bu salgın günlerinde iş gücü maliyetlerinin artırılması sanayicimizi etkileyecek” açıklaması durumu çok net özetliyor. Ekonomiyi yeniden canlandırmak ve eski günlere dönmek istiyor isek, işverenin yükünü azaltacak, sadece borçlanma ile üretilecek çözümler yerine, maliyetleri azaltacak tedbirlere de yönelmek olmazsa olmaz.

Şu dönemde bizim için tehdit olabilecek en önemli iki konuya değinmiş oldum; hepsinde de devlete çok iş düşmekte. Bu dönemde fırsat olarak görülerek atılan güzel adımlara da göz atalım. Bunlardan bir tanesi devlet üst kadememizin Libya'ya gerçekleştirdiği ziyaret. Giden heyetin, Libya Başbakanı, Meclis Başkanı ve Maliye Bakanı ile hem siyasi hem de ekonomik konuları ele alması ve Libya'daki altyapı ve petrol konularındaki çalışmaları ve yatırımları değerlendirmesi, Libya ile geçmiş ilişkilerimizi hatırladığımızda bence son derece olumlu. Petrol üreten ülkelerin tamamı, bu dönemde alternatif ürünlerin üretimine yöneleceğinden, gerek yatırım gerekse ihracatımızı arttırma anlamında önemli fırsatların bizi beklediğini göz ardı etmemek gerekir. Libya gibi, Azerbaycan’ın da ülkemiz için önemli fırsatları barındırdığını belirtmem lazım. E-ticaretin önünü açma adına kara yolu ile hızlı kargo taşımacılığında yetkilendirilen gümrüklerin artması da sevindirici. Asıl büyük fırsat da aslında burada. İhracatı arttırabilmek için önümüzdeki tüm fırsatları değerlendirmeliyiz. Ama bunu yaparken, ihracatçının da yaşamını kolaylaştırmak gerektiğini; mevzuatları karmaşık hale getirmeden, ilave vergi yüklerine boğmadan, ucuz kaynaklı krediler ile destekleyerek teşvik edici olmak gerektiğini unutmamak gerekiyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap