13 °C
Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Temel insan hakları ve iş yerindeki güvenlik

Murat ÇAĞLAR - İş Güvenliği Y. Mühendisi - Araştırmacı / Yazar

İnsan hakları, insan onurunun korunması ve ona saygı duyulması için vardır. Bu nedenle evrenseldir. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” (AİHS) birinci kuşak haklar olarak bilinen temel hakları (yaşam hakkı, işkence yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, hürriyet ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı gibi) güvence altına alır. İkinci kuşak haklar olarak kabul edilen sosyal ve ekonomik hakları (çalışma hakkı, örgütlenme hakkı, sosyal güvenlik hakkı, adil ücret hakkı gibi) ise Avrupa Sosyal Şartı koruma altına almıştır. Bu iki grup hak birbirine bağımlıdır, biri olmadan diğerinin varlığı bir anlam ifade etmemektedir.

Bu düşünce, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde insan haklarının bölünmezliği ve karşılıklı bağımlılığı olarak formüle edilmiştir. Yine aynı yönde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun, 4 Aralık 1950 yılındaki bildiriminde “kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel hakların yakın ilişkili ve birbirine bağlı haklar” olduğu belirtilmiş, “ekonomik, kültürel ve siyasal haklardan yoksun olan insanın Evrensel beyannamede belirtilen özgür insan olamayacağı ayrıca ve açıkça vurgulanmıştır.”

“Avrupa Sosyal Şartı”, temel sosyal ve ekonomik hakları koruyan, medeni ve politik hakları garanti altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni takviye eden bir Avrupa Sözleşmesi’dir.
Torino’da 18.10.1961 tarihinde imzalanan, 16.6.1989 tarih ve 89/14434 Karar sayılı 3581 numaralı Avrupa Sosyal Şart Kanunu’nun birinci bölümündeki ilk dört hüküm gereğince;
- Herkes, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatına sahiptir.
- Tüm çalışanların âdil çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
- Tüm çalışanların güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı vardır.
- Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli âdil bir ücret alma hakkı vardır.

Ülkemizde 80’li yılların sonuna gelindiğinde “İş Sağlığı ve Güvenliği” anlamında kilometre taşı olabilecek konuların gündemde olduğu görülmektedir. “Avrupa Sosyal Şartı’nın gündeme getirdiği bu konular günümüzde çok konuşulan ve sorunlu alanlardan biri olarak addedilen İş Sağlığı ve Güvenliği’ni anlayabilmek adına gayet önem arz etmektedir.

Sözleşmenin İlk dört hükmüne mercek tuttuğumuzda, iş seçiminde özgürlük, adil çalışma koşulları, çalışma şartlarının güvenliği ve çalışanın iyi bir yaşam düzeyi için adilane bir ücret vurgusu dikkat çekmektedir. Hatta dördüncü hükümde yalnızca çalışanın kendisi değil, ailesi de göz önünde bulundurulmuştur. Bu hükümden de anlaşılmaktadır ki aile yaşamının çalışan üzerinde önemli bir etkisi vardır.

Ele aldığımız bu hükümlerin muhtevasında teknik hiçbir konu göze çarpmamakta, son derece insani ve hayati nitelikte olan aile, hak, özgürlük ve adalet kavramları ön plana çıkmaktadır. Çalışma şartlarının güvenli olmasına yönelik olan hükümde yine insan hakları ön plana çıkartılmış, güvenliğin diğer haklar gibi temel bir hak olduğu anlatılmak istenmiştir.
Zamanda biraz daha ilerleyip 2012 yılının temmuz ayına uzanıp merceğimizi yürürlüğe giren 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği” yasası ve bu yasaya bağlı 36 yönetmeliğe tuttuğumuzda ise karşımıza çok fazla teknik, ortam ve makine/ekipmanın modifikasyonu üzerine kurgulanmış bir yapı çıkmaktadır. Pratik saha uygulamalarında bu yasa ve yönetmeliklerin referans alınması sebebiyle “İş Sağlığı ve Güvenliği” kavramı yanlış tanımlanmış ve yanlış bir zemin üzerine bina edilmiştir.

Ülkemizde “İş Sağlığı ve Güvenliği” kavramı, üzerine atfedilen salt iş kazalarını önlemek gibi bir misyonun etrafında politikalaştırılmış, bu durum ise kavramın yanlış algılanmasına yol açmıştır. Bu noktada insan haklarında bölünmezlik ilkesini hatırlayarak insani hakların bir bütün olduğunu ifade etmeye ihtiyaç vardır.

Bireyin küçük yaşta başlayan kaliteli bir eğitim alma imkânına sahip olması, kamusal alanda gereği gibi korunması, sosyal imkanlarının üst seviyede tutulması, sağlık hizmetlerinden gereği gibi yararlanabilmesi, kişisel gelişimini sağlayabilme imkanı, doğru ve yeterli beslenebilmesi, kendisine ve ailesine bakabileceği düzeyde ekonomik rahatlığa sahip olması, tatil ve dinlenme imkanı, sosyal güvencesi ve çalışma alanlarının güvenli olması, işveren düzeyinde ise işverenin doğru yönlendirilmesi ve eğitilmesi, vergi ve sigorta kolaylığının sağlanması, rehberlik alması gibi konular tamamı ile güvenlikle ilgili ve birbirine bağımlı konulardır.

Güvenlik, yalnızca fiziki yapıya zarar verebilecek tehdit unsurlarının önüne geçerek ortadan kaldırmak değildir. Bireyin fiziki olduğu kadar aynı zamanda ekonomik, sosyal, ruhsal ve biyolojik temelde tehdit altında olmasının önüne geçmektir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap