Tevfik Eraslan: Anadolu’nun üretim gücü GSYF’lerle dünyaya açılacak
Türkiye’de girişim sermayesi ekosistemi hızla büyüyor. 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 girişim sermayesi yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aştı. Bu fonlara 13 bin 812 yatırımcı ortak. Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, enflasyon ve faizin düşüş trendine girmesiyle yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisinin artacağını belirterek, “Bu iklimde 2026, Türk Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) için bir dışa açılma yılı olabilir” dedi.
Rota Portföy ve Goldfinc Golfinch Global Capital işbirliği ile kurulan Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu lansması öncesinde; Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan ile bir araya geldik.
Türkiye ekonomisinin KOBİ ağırlıklı yapısına dikkat çeken Tevfik Eraslan, şunları kaydetti: “Borsa İstanbul, ekonominin yarattığı fırsatların tamamını yansıtamıyor. Ancak Anadolu’yu gezdiğinizde her şehirde organize sanayi bölgelerinin (OSB) dolduğunu, dünyanın her yerine mal satan şirketlerin oluştuğunu görüyorsunuz. Bu şirketlerin yarattığı katma değerden faydalanmak ancak Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) ile mümkün. Şu ana kadar daha çok yerli yatırımcıyla büyüyen bu sistemin, 2026’da yabancı yatırımcıyı da çekerek dışa açılma yılı olacağını düşünüyorum.”
“Devletin en yüksek teşvik verdiği yatırım aracı”
GSYF’lerin hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için büyük vergi avantajları sunduğunu hatırlatan Eraslan, “Devletin hiçbir üründe vermediği teşviki burada görüyoruz. Kurumlar vergisinden muafiyet ve stopajın sıfır olması gibi avantajlar, önümüzdeki dönemde aile ofislerinin ve kurumsal yatırımcıların ilgisini daha da artıracaktır. Portföy yönetim sektörü nasıl 270 milyar dolar büyüklüğe ulaştıysa, yatırım fonları 8 trilyon liraya çıktıysa GSYF tarafında da benzer bir büyüme ivmesi yakalanabilir” dedi.
“MB önden yüklemeli faiz indirimi yapabilir”
Türkiye ekonomisi ile ilgili görüşlerini sorduğumuz Eraslan, Merkez Bankası politika faizinin 2026 yıl sonunda yüzde 28-30 bandına gerileyebileceğini öngörerek, enflasyondaki düşüşün hızlanacağını belirtti. Eraslan, “Aralık ayı enflasyonu kötü gelmese de asıl kırılma ocak ayında yaşanabilir. Makul bir Ocak verisiyle enflasyon tek kalemde 1,5-2 puan düşebilir. Yüzde 30 seviyesinin bir direnç noktası olmadığını, enflasyonun buradan hızlıca aşağı ineceğini göreceğiz” dedi.
Bu tablonun Merkez Bankası’na manevra alanı açacağını ifade eden Eraslan, “Banka, sonradan imkan kalmayabilir düşüncesiyle faiz indirimlerini önden yüklemeli yapabilir. İndirimler 1,5 hatta 2 puan seviyelerine çıkabilir. Bu durum, enflasyonun yükü altında ezilen şirketler için ciddi bir rahatlama yaratacaktır” diye konuştu.
“Bankacılıkta ‘zorunlu’ tedbirler kalkabilir”
Eraslan, makro ihtiyati tedbirlerde de normalleşme beklediğini dile getirdi. Özellikle bankalara uygulanan yüzde 62’lik TL mevduat rasyosu zorunluluğunun kaldırılabileceğine işaret eden Eraslan, şunları söyledi: “Dövizden TL’ye geçişte vatandaşın teveccühü zaten yüksek, dövize yönelim kalmadı. Bankalar üzerinde limitler veya kural setleri oluşturmanın ilave bir faydası yok. Yılın ilk çeyreğinde, krediyle ilgili olmayan bu tip tedbirlerin, özellikle de TL rasyosu zorunluluğunun kaldırılacağını tahmin ediyorum. Kredi tarafındaki serbestleşme ise biraz daha ilerleyen safhalarda gerçekleşecektir.”
“Borsa dolar bazında yüzde 35 iskontolu”
Türkiye hisse senedi piyasasının gelişmekte olan ülkelere (EM) göre oldukça ucuz kaldığına dikkat çeken Eraslan, yabancı yatırımcının portföy tercihlerinin değişeceğini vurguladı. Eraslan, “Gelişmekte olan piyasalar dolar bazında yüzde 30 getiri sağlarken, biz eksi 5 civarındayız. Aradaki 35 puanlık fark Türkiye’yi çok ucuz bir piyasa haline getiriyor. Şu an yüzde 31-32 seviyelerinde olan yabancı payı, tarihsel ortalaması olan yüzde 60’ların çok altında. Yabancı yatırımcı şimdiye kadar tahvil ve repoya geldi ancak 2026’da bu kompozisyonun hisse senedi ve stratejik şirket yatırımlarına dönüşme olasılığı yüksek” değerlendirmesinde bulundu.
70 milyar TL varlık büyüklüğü
Kendi faaliyetlerine ilişkin de bilgi veren Eraslan, “Toplam 70 milyar TL varlık büyüklüğüyle 90 şirket arasında 23. sıradayız. GSYF tarafında ise yönettiğimiz 28 fon ve 14,5 milyar TL büyüklükle, bu alanda aktif olan şirketler arasında ilk 10 içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.
Hedef 100 milyon dolarlık büyüklük
Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, fonun; üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi. Saka, yatırımları ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşündüklerini söyledi. Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak. Pasif bir yatırımcı olmayacağız. Mid-market dediğimiz, değeri 20- 30 milyon dolar seviyesindeki orta ölçekli şirketlere odaklanacağız. Amacımız sadece finansman sağlamak değil, yönetim tecrübemizi ve networkümüzü işin içine katarak bu şirketleri küresel oyuncuya dönüştürmek.”
Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı.
“Kontrol hissesiyle hızlı dönüşüm hedefliyoruz”
Yatırım yapacakları şirketlerde yönetimde söz sahibi olmayı hedeflediklerini belirten Saka, stratejilerini şöyle özetledi: “Hızlı dönüşüm yaratmak için direksiyonda olmanız gerekir. Bu nedenle yatırımlarımızda kontrol hissesini veya yüzde 50’nin üzerinde payı almayı hedefliyoruz. Teknoloji geliştiren ancak sermaye yetersizliği nedeniyle büyüyemeyen şirketleri tespit edip, onları hem Türkiye ekonomisine hem de dış rekabete hazırlayacağız. Şu an yatırım havuzu 50’ye yakın şirket var, bunların 15-20 tanesi işlem görebilir durumda.”
Goldfinch’i Türkiye’nin önemli alternatif varlık yönetim şirketlerinden biri haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Saka, bu fonun sanayi dönüşümü için de bir model oluşturacağını sözlerine ekledi.