21 °C
Güven SAK
Güven SAK DÜNYA İŞLERİ

Tik Tok artık Hindistan’a geri döner mi?

Güney Batı Asya’nın nasıl bir yer olduğunu ben ilk Afganistan-Pakistan sınırında görmüştüm. Dağlık arazide sınırın nereden geçtiği konusunda her kafadan bir başka ses çıkıyordu. Aynı durum, Pakistan-Hindistan arasında da var. Çin-Nepal ve Hindistan-Nepal arasında da. Yine Himalayaların geçtiği Çin-Hindistan arasında da sınır uyuşmazlığı meselesi var. Zaten oradan geçene sınır çizgisi demiyorlar, fiili kontrol çizgisi (line of actual control-LAC) diyorlar. Çin-Hindistan sınır çizgisi konusunda en son savaş 1962 yılında çıkmıştı. O zamandan beri zaman zaman sıcak çatışma ihtimali beliriyor. En son 5 Mayıs’ta, Hindistan sınır arazisine yol yapmaya başlayınca, Çin karşı çıktı. Rivayet muhtelif ama askerler hareketlendi ve çatışmalarda 40'tan fazla insan öldü.

Bu arada, Hindistan Çin kökenli bir dizi internet uygulamasının kullanımını yasakladı. Tik Tok, Xiaomi, WeChat gibi uygulamaların veri güvenliği, ulusal güvenlik açısından bir tehdit oluşturduğunu birden hatırladı bir nevi. Konuyu bilen uzmanlara göre, tamamen jeostratejik nedenlerle, sınır uyuşmazlığı tartışmasında kendisine alan açmak için bir adım attı Hindistan hükümeti. Google ve Apple ise bu uygulamaları kendi “uygulama indirme” sitelerinden çıkartacaklarını hemen açıkladılar. 1,3 milyarlık Hindistan pazarından Çin kökenli firmalar çıkarsa, hiç de fena olmaz tabii.

Sonra, geçen hafta, Çin-Hindistan sınırında herkes eski statükoya geri döndü. Çin ve Hint askerleri geri çekildi. Şimdi artık göreceğiz, Hindistan’da kalıcı bir dijital yönetim politikası değişikliği mi var, yoksa konan yasaklar sınır ihlalini protesto etmek için mi yalnızca. Bunun işareti de belli sanırım: Tik Tok artık Hindistan’a geri döner mi, dönemez mi? Bana dönermiş gibi geliyor doğrusu. İş başka, düşmanlık başka. Ekonomi başka, siyaset başka. Hele bu dönemde...

Neden? Öncelikle Hindistan’da sayıları 120 milyona varan Tik Tok kullanıcısı elbette çok üzüldü bu duruma. Hint pazarında aktif olan Çin teknoloji şirketleri de emekleri zayi olacak diye boşuna tedirgin oldular. Ancak Hindistan mesela Hint pazarında Amazon ile kıyasıya rekabet eden Alibaba için zaten bir yasak filan koymadı. Neden?

Alibaba son bir kaç yıldır Hintli mikro işletmeler ve KOBİ’lerin dış pazarlara açılabilmesi için yoğun bir çalışma yürütüyordu. Bir nevi, Çin modeli “ticareti geliştirme merkezleri”ni Hindistan’a taşımıştı. Doğrusu ben, bu modelin Türkiye için de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum ama yıllardır pek kimse ilgilenmiyor doğrusu.

İhracat amaçlı faaliyet gösteren bu merkezlerde şirketlere lojistik, finansman desteği yanı sıra doğrudan hangi tür ürün ufak değişikliklerle hangi pazarda daha rahat gider konusunda da destek sağlanıyordu. Malum Alibaba’nın yaygın pazarlama ağı sayesinde hangi ülkede kimin neyi talep ettiğini görebilmek ve bu veri seti üzerinde analiz yapabilmek son derece kolay. Hal böyle olunca, yerine benzerini koymadıktan sonra mevcut olanı herhangi bir milli gerekçeyle kapatabilmek pek de kolay değil. Onu bir tek ne yaptığını bilmeyen, stratejisiz idareler yapabiliyor.

Özellikle COVID-19 çağında atacağınız adım istihdam kayıplarını daha da derinleştirme riski taşıyorsa daha da dikkatli olmak gerekiyor. Hint kökenli Jio, Alibaba ve Amazon’un yerini alacak kadar kocaman olsa belki adım atmak daha kolay olabilirdi. Ama daha değil. Jio 2015 yılında kurulmuş, Amazon 1994 ve Alibaba ise 1999. Gateway House araştırmacısı Sagnik Chakraborty’nin çalışması her bir alışveriş devinin değişik platformlar vasıtasıyla kaç farklı dijital hizmet sunduğunu gösteriyor. Jio, yenilerde Facebook ve Amerikan girişim sermayesi şirketlerinden yatırım almış faaliyetlerini rakipleriyle karşılaştırılabilir duruma getirmek için.

Ama burada unutulmaması gereken nokta sanırım şu: Yalnızca kendi ülkenizde büyümeniz yeterli değil, dünyanın her tarafında büyüdüğünüz zaman, Amazon ve Alibaba gibi faaliyet gösterebiliyorsunuz. Amaç yalnızca Ankara ile Diyarbakır arasındaki ticareti geliştirmek değil sonuçta. Bir yandan Diyarbakır’ı, oradaki firmaları dış pazarları bağlamak. Bunu artık bu dijital dönüşüm döneminde de yapamazsak, sanırım hiç yapamayız. Türkiye’nin akıllı dijitalleşme stratejisine ihtiyacı var. Elimizde olanı büyütmek için, onu nasıl kullanacağımıza doğru karar vermemiz gerekiyor.

Umarım bu ara bize bir haller olur. Kalkınmanın bundan böyle artık akıllı veri yönetimi politikası tasarlamak demek olduğunu umarım bu ara süratle sular seller gibi öğreniveririz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap