Toplumun enflasyon beklentisinin kırılması

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomi, rakamların değil, beklenti­lerin yönetimidir. Bir ülkenin fiyat istikrarı yalnızca faiz oranlarıyla, bütçe dengesiyle ya da para arzıyla değil, insan­ların geleceğe dair beklentiyle de şekille­nir. Türkiye bugün, enflasyonla mücade­lenin teknik aşamasından çok, psikolojik aşamasındadır. Çünkü enflasyon kadar tehlikeli olan bir başka olgu var: Enflas­yon beklentisi.

Beklenti gerçeğin önüne geçtiğinde

Bir ülkede enflasyon beklentisi, fiyat ar­tışlarının kendisinden daha güçlü bir eko­nomik sinyal hâline gelirse, piyasalar ras­yonel davranmayı bırakır. Bakkal, yarın fiyat artacak diye etiket değiştirir. Esnaf, henüz zam gelmeden maliyetini ‘gelecek­teki zam’ üzerinden hesaplar. Tüketici, fi­yat daha da artmadan ürünü stoklama­ya başlar. Sonuçta, henüz yaşanmamış bir enflasyon, davranışlar yoluyla gerçeğe dönüşür. İşte bu yüzden, para politikası­nın başarısı yalnızca faiz kararlarıyla de­ğil, toplumun zihninde oluşturduğu güven duygusuyla ölçülür.

Kırılmayan beklenti, kırılamayan enflasyon

Uzun süre yüksek enflasyon yaşayan toplumlarda ‘fiyat artışı’ olağan bir refleks hâline gelir. Tüketici, indirim gördüğün­de değil, ‘bir sonraki zamdan önce’ alışve­riş yaptığında kazandığını düşünür. Üreti­ci, maliyet artışını telafi etmek için değil, ‘muhtemel enflasyona hazırlık’ için fiyat yükseltir. Bu davranış kalıbı, ekonominin kendi iç ritmini bozar. Enflasyonun kökü­nü kazımak için önce bu zihinsel refleksi değiştirmek gerekir.

Toplumun enflasyon beklentisini kır­manın ilk şartı, öngörülebilirliktir. Merkez Bankası ne yapacağını net biçimde anlat­malı, hükümet bu çizgiyi desteklemeli, ku­rumlar arasında çelişkili mesajlar verilme­melidir.

Çünkü piyasa, belirsizlikle karşılaştığın­da her zaman en kötüsünü fiyatlar. Bu du­rumda, enflasyonla mücadele eden kurum­lar, aslında söylem birliği kadar davranış tutarlılığı da göstermek zorundadır.

Beklentiyi değiştirmek için hikâyeyi değiştirmek gerekiyor

İnsanlar ekonomiye dair hikâyelerle dü­şünür. ‘Fiyatlar hep artar’, ‘Paramız zaten değer kaybeder’, ‘Tasarruf yapsam da bir işe yaramaz’ gibi cümleler, bireysel inanç­ları toplumsal reflekslere dönüştürür. Bu hikâyeyi değiştirmek, uzun soluklu ama hayati bir çabadır. Bir ülke, vatandaşına ‘yarının bugünden daha öngörülebilir ola­cağı’ duygusunu vere bildiğinde, enflasyon beklentisi doğal olarak düşer.

Yeni normal: İstikrara alışmak

Enflasyon beklentisinin kırılması, yal­nızca fiyatların yavaşlamasıyla değil, top­lumun yeni normali benimsemesiyle mümkündür. Bu süreçte kamu kurumları­nın tutarlılığı, özel sektörün sabrı, medya­nın sorumluluğu ve akademinin rehberli­ği birlikte hareket etmelidir. Enflasyonun düşmesi kadar, düşük enflasyon ortamına inanılması da önemlidir.

Ekonominin en büyük düşmanı korkudur

Enflasyon beklentisinin kırılması, kor­kunun yerini güvenin almasıdır. Korku, tü­keticiyi savunmaya iter; güven ise üretimi ve yatırımı teşvik eder. Bir ülke, korkuları­nı yönettiğinde yalnızca ekonomisini değil, toplumsal moralini de onarır. Artık mese­le, fiyat istikrarını sağlamak değil, istikra­ra inanmayı başarmaktır. Çünkü beklenti­ler kırıldığında, enflasyon zaten düşer.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.505,48 0,70 %
Dolar 48,4746 0,03 %
Euro 56,4229 0,17 %
Euro/Dolar 1,1631 0,05 %
Altın (GR) 6.850,15 0,23 %
Altın (ONS) 4.409,46 1,24 %
Brent 99,2685 1,65 %