Trump, borçlanma maliyetinde düşüşe ve ihracatta artışa katkı verir mi?
CAATSA…
ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası…
***
Ve ABD, resmi olarak Aralık 2020’den bu yana, CAATSA kapsamında yaptırım uyguluyor Türkiye’ye…
***
Yaptırım kelimesinin Y’si dahi:
Yaptırım uygulanan, uygulanma ihtimali olan ülkeden, yabancı yatırımcıyı uzak tutmaya yetiyor…
Risk primini, yani borçlanma maliyetini artırıyor…
Bağımlı olduğu teknolojileri edinememesini sağlıyor…
Üçüncü ülkelere olan ihracatı da bu nedenle zarar görüyor…
Hatta, üçüncü ülkeler de, “yaptırıma konu olur” diye, o ülkelerden uzak durmaya çalışıyor; dolayısıyla savunma sanayi dışındaki sektörler de zarar görüyor…
***
Yani…
Trump’ın 6 yıl önce aldığı “yaptırım” kararı sayesinde:
Türkiye hem daha fazla maliyetle borçlanıyor, hem de daha az ihracat yapabiliyor…
***
Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) ABD’den kesilen ihracat lisanslarının yeniden alınabilmesi;
Kredi imkânlarının yeniden genişlemesi;
Eximbank desteğinin tekrar açılması;
Motor, yeni teknolojiler ve yedek parça tedarikinin normale dönmesi (…Ki Türk savunma ürünlerinin bazılarında ABD menşeli lisans şartı bulunuyor) için, bu yaptırımın kalkması zorunluluğu bulunuyor…
VELHASIL
Uzunca bir süredir olumsuz seyreden (Risk priminden ithalat artışına, borçlanma maliyetinden açıklara) makro verilerin sağlığını düzeltecek ilaçlardan biri de, ABD’nin uyguladığı CAATSA yaptırımlarının kalkması…
***
Kararı Trump almıştı; Trump tek başına kaldırabilir… Sanıldığı gibi ABD Kongresi’nin iznine de gerek yok…
***
Doğru, ABD Kongresi, Trump’ın aldığı kararı engelleyebilir…
Ama, bu istekte olanların, üçte iki çoğunluğu bulması gerekir… (-Ki üçte ikilik çoğunluğun bulunabilmesi çok çok zor bir ihtimal…)
Veya Trump, uygulanan yaptırımı 6 aylığına kaldırabilir…
Ve her 6 ayda bir bu kararını yenileyebilir… (-Ki bu, yaptırım ihtimalini canlı tutacağı için, risk priminde düşüşe ve yabancı yatırımlardaki artışa katkısı sınırlı olur…)