TÜFE ağustosta kötü bir sürpriz yapabilir

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Okul masrafları bu yıl sanki iki yıllık birikimli olacak.

✔ 2018 ağustosundan sonraki en yüksek ağustos artışını bu yıl görebiliriz.

✔ TÜFE artışı yüzde 0.91 bile olsa yıllık oran yüzde 19'u aşacak. O durumda Merkez Bankası ne yapacak?

2003’ten 2020’ye, tam 18 yıl. Bu 18 yılın yalnızca birinde, 2018’in ağustosunda TÜFE yüzde 1’in üstünde arttı. Söz konusu aydaki artış tam yüzde 2.30. Bunun nedeni çok açık. Şu meşhur rahip krizi... Faiz artırmamak uğruna kurun fırlayıp gitmesinin göze alınması ve ağustosta doların tam yüzde 21 değer kazanması bu sonucu doğurdu.

Kalan 17 yılın 12’sinde yüzde 1’i bulmayan artışlar görüldü, 5 yılda ise fiyatlar geriledi.

Ortalama değişimi de verelim. Bu 18 yılın ortalamasında ağustos ayı TÜFE artışı yüzde 0.40. İki uç oranı; fiyatların yüzde 2.30 arttığı 2018’in ağustosunu ve yüzde 0.44 gerileme yaşanan 2006’nın ağustosunu ayrı tutarak bir ortalama alalım, bu durumda bulacağımız oran da yüzde 0.33.

Yıllık değişimde bu yıla baz oluşturacak 2020 artışı ise yüzde 0.86.

TÜFE’de geçmiş ağustosların görünümü böyle.

Yaklaşık bir hafta sonra 3 Eylül Cuma günü bu ağustosun oranlarını göreceğiz.

Ne dersiniz, bizi nasıl gerçekleşme bekliyor olabilir...

Fiyatları baskılayacak iki etken

Bu ayın ortasında otomobilde yapılan ÖTV düzenlemesi sayesinde TÜFE’ye 0.3-0.4 puan arası olumlu bir katkı geleceği tahmin ediliyor. (Dünya 16 Ağustos.) Hatta bu düzenlemenin yapılmasındaki temel amacın fiyat artış hızını kesmek olduğu görüşü bile dile getirildi. Biz tek amacın bu olmadığını düşündüğümüzü 16 Ağustos’ta da yazdık.

TÜFE için lehte bir etki de kuşkusuz kurdan gelecek. Dolar kuru TL karşısında ağustos ayı ortalamasında yüzde 1.5 dolayında gerileyecek. Yani kur yönüyle de fiyatlar üstünde bir baskı yok.

Kemerleri bağlamalı mı?

Tamam, ÖTV düzenlemesi fiyatları aşağı çekecek yönde etki yapacak, kur da fiyatları baskılamasa bile en azından artıracak bir etkide bulunmayacak. Bunlar iyi haberler. Diğer yanda ise enfl asyon yönüyle sevimsiz bir dizi gelişme var.

Okullar 6 Eylül’de açılacak. Tabii ki bu sevimsiz gelişme okulların açılması değil, ama enfl asyonun bundan çok etkileneceği kesin.

Okulların açılması veliler için her yıl bir yük oluşturur. Ancak bu yılki yük sanki iki yıllık birden olacak.

Geçen yıl okulların neredeyse hiç açılmadığını biliyoruz. Bu yüzden okulla ilgili ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlere pek zam yapılmadı. Dolayısıyla bu yıl adeta iki yıllık zam yapılacak, geçen yılın acısı da çıkarılacak. Nitekim çıkarılmaya çoktan başlandı bile.

Bazı hizmetlerin fiyat artışı belli sınırlamalara tabi. Özel okullar öğrenci bulabildikleri ölçüde diledikleri gibi zam yapabiliyor; ancak servis ücretleri istenildiği gibi artırılamıyor. Sınırlama olmakla birlikte servis ücretlerine de hatırı sayılır zamlar geleceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Zam yönünden özel okul ücretleri gibi tümüyle denetimsiz kalan alanlar da var. Kırtasiye harcamaları en başta geliyor. Ya da kılık kıyafet; hemen her öğrenciyi ilgilendiriyor.

Meyvede dikkat çeken artış

Ağustos enflasyonunu zorlayacak tek etken tabii ki okulların açılmasından dolayı yapılacak harcamalar değil. Genele yayılan ve pek hız kesmeyen bir fiyat artışı eğilimi var bu durum son dönemde bazı alanlarda pek dikkat çeker hale geldi.

Ankara’da oturduğum semtte sekiz-on kadar büyük market var. Yürürken hepsinin önünden geçiyorum ve dışarıda sergilenen meyve ve sebzelerin fiyatlarına bakıyorum. Son günlerde dikkatimi özellikle meyve fiyatlarında ortaya çıkan artış çekmeye başladı.

Mevsim meyvesi olmasına rağmen fiyatlar çoğu üründe zaten yüksekti, son bir haftadır da belirgin bir artış olduğunu gözledim.

Doğrusu bu artışın nedeni hakkında bir bilgim yok. Buna yol açan ürün azlığı mıdır, başka nedenler midir, bilmiyorum. Ama bildiğim, bu durumun da ağustos ayı TÜFE artışında belirgin bir etki yapacağıdır.

BİR DE ENDEKSE HİÇ YANSIMAYACAK HARCAMALAR VAR

Vatandaş TÜİK’in açıkladığı oranların gerçek fiyat artışını yansıtmadığından yakınır ya... Ağustos ve eylülde bu durum daha da belirginleşecek.

Okul ücretiydi, servisti, kırtasiyeydi, kıyafetti; bütün bunlar TÜFE’de kapsanıyor. Ölçümün doğru yapılıp yapılmaması, fiyatlardaki artışın endekse tam yansıyıp yansımaması tartışılabilir ama en azından bu ürün ve hizmetler TÜFE’de var.

Daha kötüsü, veli bazı harcamaları zorunlu olarak yapacak, ancak bu harcamalar enfl asyon hesaplamasına hiç girmeyecek.

Neler mi? Kayıt parası, öğretmen seçmek için yapılması gerekecek “jestler”, okulların bu yıl çok daha fazla ihtiyaç duyulacak temizlik malzemesi eksiğinin giderilmesi. Bunların hangisi TÜFE kapsamında?

Dolayısıyla ağustos ve eylül ayları için açıklanacak TÜFE artışı, gerçek artışın çok altında bir oran olacak. Gerçek artışı görme şansını hiç bulamayacağız.

YÜZDE 18.95 AŞILIRSA NE OLACAK?

Ağustos oranını kritik hale getiren bir başka yön var. TÜFE’deki yıllık artış temmuz sonu itibarıyla yüzde 18.95. Fiyatlar ağustosta yüzde 0.91 artarsa, ağustos sonundaki yıllık oranı yüzde 19.01'e çıkacak. Yüzde 19'un önemi tabii ki politika faizinin de bu düzeyde bulunması.

Böyle bir durumda Merkez Bankası eylül toplantısında faiz artırımına mı gidecek, yoksa “Bu oran geride kalan bir yılın enflasyonu, benim faizim ise gelecek bir yılın oranı” mı diyecek?

Bunu demek tabii ki kolay da böyle bir yaklaşım, özünde doğru olmakla birlikte, kamuoyunun ikna olmasına yetecek mi?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar