TÜİK’in gecikmiş açıklaması ve birkaç soru...

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Meğer TÜFE'deki madde sepetinin açıklanmasından vazgeçilmesinin sorumlusu bu fiyatları yanlış yorumlayan bizlermişiz! Öyleyse TÜİK'e sormalı: "Bu yanlış yorumlamaları gidermek için herhangi bir adım attınız mı?"

✔Akaryakıtta TÜFE'ye nasıl olup da düşük fiyat alındığını 7 Haziran'da sordum TÜİK'ten ses çıkmayınca kendi soruma yanıt aradım ve bulduğum yanıtı da 15 Haziran'da yazdım, TÜİK ise 22 Haziran'daki açıklamasıyla bu konuya açıklık getirdi. Biraz geç oldu ama, olsun!

Son günlerde kamudan “ibretlik” açıklamalar geliyor. Herhangi bir konuyu izah edelim derken durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiren ya da “Yanlış anlaşılıyordu, gizlemeyi uygun bulduk” türü açıklamalar...

BDDK’nın dövizi olan şirketlere kredi kullandırmama yönündeki kararı ve bu kararın temel gerekçesi olarak ileri sürdüğü tezlere ilişkin açıklaması ortada.

Daha önce de yine böyle ibretlik bir açıklama TÜİK’ten geldi. Yeni değil bu açıklama, 22 Haziran’da yapıldı. Hani yıllardan beri ilan edilmekte olan madde sepeti artık gizli tutulacaktı ya, işte bunun gerekçesi de izah edilen açıklama.

Bu konuda TÜİK bakın ne diyor:

“Aylık bazda yayımlanmakta olan ortalama madde fiyatlarına ilişkin tablonun, kamuoyunda yanlış anlama ve yanıltıcı değerlendirmelere sebebiyet verdiği için, mayıs 2022 TÜFE sonuçlarının yayımlandığı tarihten itibaren güncellenmemesine karar verilmiştir.(...) Fiyat derleme işleminin ‘madde çeşidi’ düzeyinde yapılıp, dünya genelinde ortalama fiyatların tamamını yayımlayan neredeyse hiçbir ülke bulunmamasına rağmen, ülkemizde ‘madde’ düzeyinde yayımlanıyor olması, söz konusu tablonun kamuoyunda yanlış değerlendiriliyor olmasının temel sebebidir.”

Gördünüz mü, tüm suç bizlerde, yani kullanıcılardaymış! Madde sepetini yanlış yorumlamıyor olsaydık, TÜİK açıklama yapmaya devam edecekmiş!

Eğer bu mantıkla gidersek, yeni formatla yayımlanan endeks verilerini de yanlış yorumladığımızda o veriler de bir bakmışız yok olmuş!

Ne güzel değil mi, yanlış yorumlanıyor diye verileri gizlemek...

Varsayın ki yanlış yorumlanıyor, bu verilerin doğru yorumlanması için bir adım attınız, çaba gösterdiniz mi?

AKARYAKITTA YÖNTEMİ ZATEN ÖĞRENMİŞTİK

TÜİK’in açıklamasında akaryakıt fiyatları konusunda benim yazdığım yazılara da yanıt veriliyor. Ama biraz(!) geç kalmış bir yanıt bu.

7 Haziran tarihli yazımda TÜİK’in mayıs ayı fiyat endeksinde dikkate aldığı akaryakıt fiyatlarının, piyasadaki ortalama fiyattan düşük olduğuna dikkat çekmiş ve bu fiyatların nereden alındığını sormuştum. Öyle ya, akaryakıt fiyatları düşük alınırsa, enflasyon da düşük hesaplanırdı.

TÜİK’ten ses çıkmadı. Kendi soruma yanıt aramaya başladım. Buldum da...

Bu yanıtı 15 Haziran’da yazdım. TÜİK akaryakıt fiyatlarını gün ağırlıklı aritmetik ortalama olarak değil, satış miktarıyla ağırlıklandırarak dikkate alıyordu. Bunun çok doğru bir uygulama olduğunu da aynı yazımda belirttim.

Sonra TÜİK ne yaptı; 22 Haziran’daki açıklamasında benim 15 Haziran’da detayını yazdığım ağırlıklandırma yönteminin kullanıldığını duyurdu.

İki hafta neyi beklediniz?

Enflasyon hesabında kafalar iyice bulanmış.

Mayıs ayı oranı tahminlerin çok çok altında açıklanmış.

Yetmezmiş gibi düşük oran açıklanan bir ayda madde sepet açıklamasından da vazgeçilmiş.

Bunların hemen ardından 7 Haziran’da önemli bir saptamayı gündeme getirmişim, TÜİK’ten ses çıkmamış...

Dedim ya, kendi soruma yanıt arama peşine düşmüş ve bulduğum yanıtı da 15 Haziran’da yazmışım.

TÜİK bir hafta yine sessiz.

Sonra 22 Haziran’daki açıklamada, zaten artık ne olduğunu yazdığım bu detayla ilgili olarak bir anlamda bana da yanıt veriliyor:

“Bazı basın yayın organlarında yer alan ve reel iktisadi talebin göz ardı edilerek, sadece ‘günlük ortalama fiyatlar’ üzerinden basit ortalama alma yöntemi ile elde edilen yüzeysel fiyatlar ile Kurumumuz tarafından ilgili ürünlere yönelik günlük tüketim miktarının da hesaplara dahil edilerek elde edilen ‘ağırlıklandırılmış ortalama fiyatların’ farklılık göstermesi, kullanılan metodolojilerin farklılığından kaynaklanmaktadır.”

Yani benim 15 Haziran’da yazdığım detaya açıklık getirilmiş oluyor!

Haziran ayı akaryakıt fiyatları

Bu arada haziran ayı için oluşan ortalama fiyatla, miktar ağırlıklı fiyat arasındaki fark da belli oldu.

Buna göre ortalama fiyat ve mayısa göre artış benzinde 27.08 lira ve yüzde 26.23, motorinde 28.17 lira ve yüzde 27.56 olarak bulunmuştu.

Miktarla ağırlıklandırılan ve TÜFE’de kullanılacak olan fiyat ve artış oranı ise benzinde 26.93 lira ve yüzde 25.53, motorinde 27.84 lira ve yüzde 26.05 oldu.

Görüldüğü gibi miktarla ağırlıklandırılan fiyat ve artış oranı daha düşük. Ancak bu doğru bir uygulama.

OTOMOBİL NE OLUYOR OTOMOBİL!

Bu köşede 15 Haziran’da otomobilin de akaryakıttakine benzer şekilde satış sayısına göre ağırlıklandırılarak dikkate alınması gerektiğini yazmıştım. O günkü yazımın ilgili bölümünü özetlemek istiyorum.

TÜFE’de en fazla ağırlığı olan kalem yüzde 5.47 ile benzinli otomobil. Dizel otomobilin de yüzde 1.80 ağırlığı var. Yani otomobilin toplam ağırlığı yüzde 7.27. Akaryakıtta miktarla yapılan ağırlıklandırmanın otomobilde de satış sayısıyla yapılması gerekir. TÜİK bunu yapıyor mu, bilmiyorum. Ama bu kesinlikle yapılmalı. Niye mi yapılmalı, bir örnek vereyim...

Herhangi bir otomobilin mayıs fiyatı örneğin 490 bin lira. Hazirana geldik, o otomobilden toplam on adet satıldı. Bu satışın biri fiyat 500 bin lirayken, dokuzu fiyat 550 bine çıktığında gerçekleşti. Satış adediyle ağırlıklandırma yapılmazsa (mevcut durumda yapılmıyor diye biliyorum) bu otomobilin haziran ayı ortalama fiyatı 525 bin ve mayıstaki 490 bine göre artış yüzde 7. Oysa satış sayısıyla ağırlıklandırma yapılırsa bakın durum nasıl değişiyor...

-Bir otomobil 500 bin liradan satılıyor, toplam tutar 500 bin lira.

-Dokuz otomobil 550 bin liradan satılıyor, toplam tutar 4 milyon 950 bin lira.

-Yani on otomobilin toplamı 5 milyon 450 bin lira ediyor, dolayısıyla her bir otomobil 545 bin liradan satılmış oluyor.

Buna göre mayıstaki 490 bin liralık fiyata göre artış da yüzde 11’e çıkıyor.

Otomobilin endeksteki ağırlığından dolayı TÜFE’ye etkisi çok fazla. Dolayısıyla artış oranının yüksek olması genel durumu çok etkiliyor.

HAZİRAN ENFLASYONUNDA ALT SINIR: YÜZDE 3.12

Aylık enflasyon gerçekleşmesine ilişkin olarak önemli fiyat değişimi yaşandıkça alt sınır yazıyorum. Bu kez “Bugünkü alt sınır” dememe gerek yok, “Alt sınır” demek yeterli, çünkü ay bitti. Bu hesaplamada fiyatını izleme olanağı bulduğum başlıca kalemleri dikkate alıyorum.

Haziran ayı için otomobil, elektrik, doğalgaz, motorin, benzin, LPG, çay ve uçak bilet fiyatlarından yansıyan artış yüzde 3.12 düzeyinde.

Üstelik otomobilde genel olarak yüzde 15-20 arası zam olduğu halde ben oranı yüzde 15 düzeyinde aldığım halde...

Yüzde 3.12’nin haziran ayına ilişkin tahminim olduğu düşünülmesin. Bu oran, sıraladığım mal ve hizmetlerden kaynaklanan artış.

Diğer mal ve hizmetlerde de mutlaka artış yaşanmıştır ve toplam artış kesinlikle daha fazla çıkacaktır.

Ben yüzde 3.12’yi, “Bu oranın altına inilemez” diye ifade ediyorum.

Yani bir alt sınır çiziyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar