7 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

TÜİK’in sükutu ikrardan mı geliyor?

Konuyu köşemize taşıyalı iki hafta oldu. 13 Ocak’ta yazdık ve iki hafta bekledik. Konu ne miydi; hani 15 yaş üstü çalışma çağına giren nüfus 915 bin kişi artarken nasıl oluyordu da çalışmak isteyenlerin sayısındaki artış yalnızca ama yalnızca 82 binde kalıyordu... Konu buydu, hatırlayan okurlarımız olmuştur.

İşgücü istatistiklerinde açıklanan son veri ekim 2019’a ait. Biz de bu verileri esas almış ve oluşan tabloyu önceki dört yılın yine ekim aylarıyla karşılaştırmıştık.

Aylar aynı, ekim... Değişim alınan süreler aynı, bir yıl... Ama 2019’da oluşan tablo önceki dört yıldan çok çok farklı.

İşte bu farka dikkat çekerek sormuştuk, “Bu nasıl oluyor” diye.

Bir çağrıda da bulunmuş; başta bu verileri üreten TÜİK olmak üzere herkese bir günlüğüne köşemizi açacağımızı belirtmiştik.

Okurlarımız bu konudaki görüşlerini ilettiler, onlara teşekkür ediyoruz. Bu görüşlerden seçtiklerimizi özetleyeceğiz.

TÜİK sessiz

Ama bu çağrımıza asıl kulak vermesi gereken elbette TÜİK’ti.

Öyle ya, verilerde en azından bize göre hiçbir şekilde izah edilemeyecek bir tuhaflık vardı. Bizim yaptığımız bu tuhaflığı ortaya koymaktan ibaretti.

Bu verileri oluşturan ve açıklayan TÜİK bizim göremediğimiz bir detay var ise yazımızı düzeltme yoluna gidebilirdi, bir açıklama yapması yeterdi, köşemizi açacağımızın sözünü vermiştik.

Ama aradan iki hafta geçti ve TÜİK’ten ses çıkmadı. Demek ki bizim yazımızda kullandığımız verilerde bir yanlışlık yoktu. Zaten olamazdı, bu verileri TÜİK’ten almıştık.

Anlaşılan yorumumuzda da bir yanlışlık yoktu, çünkü bu konuda da herhangi bir geri dönüş olmadı.

Tuhaflığı hatırlayalım

15 yaş üstü kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus 2019’un ekim ayı itibarıyla son bir yılda 915 bin kişi arttı. Aynı dönemde işgücünde, yani çalışmak isteyenlerin sayısındaki artış ise 82 bin düzeyinde kaldı. Yani çalışma çağındaki nüfus 100 kişi artarken bunların yalnızca 9’u çalışmak isteğinde bulundu ve işgücüne katıldı.

Ekim ayları itibarıyla önceki dört yılda bir yıl önceye göre oluşan farklara bakıyoruz; geçen yılla çok farklı bir tablo söz konusu. Bu dört yılın ortalamasında 15 yaş üstü kurumsal olmayan nüfustaki artışın yüzde 97’si işgücüne katılmış. İşte bu yüzde 97’lik oran geçen yıl yüzde 9’a inmiş.

Çalışma çağına gelen insanlar bir anda zengin olmuş ve çalışmaya gerek duymaz hale mi gelmiş ya da başka nedenle mi işgücü piyasasına girmemeye başlamış, meçhul.

Soru çok basit de, işte yanıtı yok...

Ya da bir yanıt var da biz bilmiyoruz...

Bilenler de belli ki susmayı tercih ediyor...

İşsizlik böyle mi düşük gösteriliyor?

İşsizlik oranının ekim ayı itibarıyla yüzde 13.4 düzeyinde açıklandığını hatırlatıp bu köşede 13 Ocak’ta dile getirdiğimiz soruyu bir kez daha soralım:

“İşsizlik oranının bu düzeyde kalmasını işgücünün düşük görünmesi mi sağlıyor?”

Çalışmak isteyen az olursa ya da az gösterilirse doğaldır ki işsiz sayısı ve işsizlik oranı da az olur.

Düşünün, çalışma çağında 100 kişinin bulunduğu bir toplulukta 50 kişi çalışmak ister ve bunların 40’ına iş bulunursa işsiz sayısı 10’dur ve işsizlik oranı da (10/50) yüzde 20’dir. Peki bu toplulukta çalışmak isteyenlerin sayısı azalırsa ne olur? Örneğin 45 kişi çalışmak ister, 40 kişi çalışır, 5 kişi işsizdir, işsizlik oranı da (5/45) yüzde 11’dir.

Tekrar gerçek sayılara dönelim. Eğer geçen yıl çalışmak isteyenlerin sayısı önceki yıllar ölçüsünde artmış olsaydı işsizlik oranı yüzde 13.4 değil yüzde 15.7 düzeyinde oluşacaktı.

          

Okurlarımız ne diyor?

13 Ocak’taki yazımız ve çağrımızdan sonra okurlardan çok sayıda geri dönüş aldık, teşekkür ediyoruz.

Çoğu okurumuz nüfus-işgücü artışında böyle bir dengesizliğin olamayacağı yönünde görüş bildirdi.

Kimi okurlarımızın görüşlerine ise içerikleri dolayısıyla köşemizde yer vermemiz tahmin edeceğiniz gibi söz konusu olamaz.

Bazı değerlendirmeler ne yazık ki konuya çok yabancı olanlar tarafından yapılmış. Örneğin 2016 ve 2018 ekiminde geriye doğru bir yılda işgücünün nüfustan fazla artmış olması bir türlü anlaşılamamış ve bunun olamayacağının altı çizilmiş.

Bize katılmayan okurlarımız da var, o görüşleri de aktaralım istedik. Okurumuz Vahit Sabri Nuhoğlu kriz ve durgunluk dönemlerinde iş arayan insanlardaki umutsuzluğun arttığına ve ücretler de gerilediği için işgücü piyasasından çekilmeler yaşandığına dikkat çekerek verileri bir de bu gözle okumak gerektiğini belirtiyor.

Okurumuz Recai Doğaç, üniversiteyi bitirmiş çoğu gencin çalışmak istemediği görüşünü dile getiriyor ve işgücündeki artışın bu yüzden düşük kaldığını ifade ediyor.

Okurumuz Özgür Barış Eryüz istihdama farklı bir açıdan, tarım sektöründeki duruma dikkat çekerek bakıyor. AB ortalamasında yüzde 4.2 olan tarım sektörünün toplam istihdamdaki payının, Türkiye’de yüzde 18-20 aralığında dengelendiğini belirten Eryüz, bunun yüksek bir oran olduğunu belirtiyor. Eryüz, toprağı işlememekle birlikte elden çıkarmayanların hala çiftçi kayıt sisteminde (ÇKS) kayıtlı olarak istihdamın yüksek görünmesi sonucunu doğurduklarını da vurguluyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap