17 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Tüketici bir sabah uyanacak ekonomiye güvenir olmuş!

✓ Tüketici güven endeksinde revizyona gidildi ve 60'larda seyreden endeks yeni hesaplama yöntemiyle 82 oldu.

✓ Yeni yöntemle ulaşılan düzey bile iyimserlik sınırı olan 100'ün halen altında olunduğuna işaret ediyor.

Tüketici güven endeksinin 0-200 arasında değer aldığını, 100’ün altındaki değerlerin kötümserliğe, 100’ün üstündeki değerlerin ise iyimserliğe işaret ettiğini belirtiyor ve son zamanlarda 60 dolayında seyreden endeksin iyimserlik sınırı olan 100’e ulaşması için üçte iki oranında artırılmasının gerektiğini, bunun da kolay kolay mümkün olamayacağını vurguluyorduk.

Meğer bu o kadar da zor değilmiş, kolay yollar varmış! Her ne kadar 100’e ulaşılamasa da endeksi bir çırpıda 20 puan artırıp iyimserlik sınırına yaklaştırmak mümkünmüş!

Endeksi oluşturan kalemler neler; A, B, C, D. Siz genel endeksin düşük görünmesine yol açan C ve D kalemlerini devre dışı bırakır, bunların yerine ortalamayı yukarı çeken E ve F’yi devreye alırsanız, sorun kısmen de olsa bir anda çözülüverir.

A, B, C, D’ye göre 61.8 olarak ölçülen eylül ayı tüketici güven endeksi, A, B, E, F’ye göre birden 82’ye tırmandı.

Yani TÜİK, tüketici güvenini iyimserlik sınırına bir anda 20 puan yaklaştırmış oldu.

Durup dururken yapmadık

Tabii ki bu revizyon, “Hadi şu endeksi artıracak bir formül düşünelim” diyerek gerçekleştirilmedi.

Hani her yaptığı değişikliğe adapte olduğumuz(!) Avrupa var ya, bu değişiklik de sırf onların tavsiyesi üstüne yapıldı. TÜİK böyle diyor:

“Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Finansal İşler Genel Müdürlüğü (DG ECFIN) tarafından 2018 yılında tüketicilerin değerlendirme ve beklentilerini daha iyi ölçmek, düşüncelerini daha iyi yansıtmak ve endeksin kalitesini artırmak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Bu çerçevede, oluşturulan yeni tüketici güven endeksi hesaplamalarına 12 aylık dönem için işsiz sayısı beklentisi ve tasarruf etme ihtimali endeksleri dahil edilmezken, diğer iki alt endeks hesaplamalarda yer almıştır.”

Açıklamanın devamı da ilginç:

“Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Finansal İşler Genel Müdürlüğü’nün ‘tavsiyeleri doğrultusunda’ ve endeksin uluslararası karşılaştırılabilirliğini sağlamak amacıyla tüketici güven endeksinin hesaplama yöntemi güncellenmiştir.”

Avrupa Komisyonu bize bir tavsiyede bulunmuş; olabilir. Ama biz her tavsiyeye uymak zorunda mıyız ya da bugüne kadar uyduk mu?

Tüketici güven endeksinden çıkarılan kalemlere bakar mısınız; işsiz sayısıyla ilgili beklenti ve tasarruf etme ihtimali. Yani tüketicinin güvenini ölçmede işsiz sayısına ilişkin beklentinin, vatandaşın tasarruf edip edemeyeceğinin bir önemi yok, öyle mi! Yokmuş!

Avrupa Komisyonu bize ne önerdi?

Peki, Avrupa Komisyonu bize endeksten bu iki kalemi çıkarın ve şu iki kalemi ekleyin mi dedi, bilmiyoruz ama pek öyle olduğunu da sanmıyoruz.

Avrupa Komisyonu herhangi bir ülkeye adeta dayatmada bulunur şekilde “Tüketici güven endeksinizi şu sorularla oluşturun” diyemez.

Bir kere her ülkenin kendine özgü koşulları vardır. Zaten tüketici eğilim anketi kapsamında vatandaşa çok sayıda soru yöneltilmekte, endeks ise bu sorulardan dördü dikkate alınarak hesaplanmakta.

Kaldı ki Avrupa Komisyonu bir revizyona gitmiş ve Türkiye’ye de bir öneride bulunmuştur ama tüketici güven endeksinin mutlaka dört alt başlıkla oluşturulması da zorunlu değildir.

Endekse yeni eklenen “mevcut dönemde hanenin maddi durumu” ve “gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi” soruları yerinde sorulardır. Bunların endekse dahil edilmesinde bir tutarsızlık, anlamsızlık yoktur. Ama bunları eklerken diğer sorular niye çıkarılmıştır ki? Zaten sorun buradadır.

Bırakın tüketici güven endeksi beş ya da altı alt başlıktan oluşsun. Dört alt başlığı artırmayı engelleyen bir düzenleme mi var?

“Tüketicinin güveni bakın nasıl arttı" diyen çıkar mı?

Tüketici güven endeksinde 60’lar elma ise 80’ler armuttur. Dolayısıyla hiç kimse tüketicinin ekonomiye duyduğu güvenin nasıl da hızlı arttığını vurgulamak için bu iki endeksi ve aralarındaki yüzde farkını kullanmaya kalkışmamalıdır.

Bunu yapan çıkar mı, bilemiyoruz ama pek de sanmıyoruz.

TÜİK bundan sonra eski ve yeni seri endeksleri açıklayacak. Zaten eski seri açıklanmasa bile alt endeksler biliniyor ve bu hesaplamayı yapmak her zaman için mümkün.

Bundan sonra gözlenmesi gereken her iki endeksin değişim oranı arasında önemli farklar oluşup oluşmayacağıdır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap