Tüm yetki bana verilse yüksek çözünürlüklü mikroskop alırım

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

ÖNCEKİ gün öğlenden sonra Sabri Ülker Bilim Ödülü töreni için bilgisayar başına geçtik. Öncesinde sohbet toplantısına bağlandık.

Ekrana yansıyan masada Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, Harvard Üniversitesi JS Simmons Genetik ve Metabolizma Bölümü, Sabri Ülker Metabolik Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Gökhan Hotamışlıgil, Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş, Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Elif Nur Fırat Karalar vardı.

Ödülü Jüri Başkanı Prof. Hotamışlıgil ve Begüm Mutuş açıkladı:

-        Doç. Elif Nur Fırat Karalar, “Hücre bölünmesi ve iletişiminde kritik rol oynayan sentrozom ve silyum olarak bilinen hücre yapılarının nasıl oluştuğuna ve görev yaptığına cevap arayan” çalışmalar yapıyor.

Prof. Hotamışlıgil ve Mutuş, Doç. Karalar ve ekibine ödülü taşıyan noktayı irdeledi:

-        Doç. Karalar ve ekibi, böbrek bozuklukları, körlük, obezite ve diyabet gibi gelişimsel ve metabolik bozuklukların nedenlerini belirleyerek bu hastalıkların tanı ve tedavilerine yön vermeyi hedefliyorlar.

Doç. Elif Nur Fırat Karalar, ödül açıklandığında ABD’ye ilk gittiği dönemi ve dönüşünü anımsadı:

-        Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden mezun olduktan sonra doktora için University of California, Berkeley’e gittim. Sonra Stanford Üniversitesi’nde çalışmalarımı sürdürdüm. 2014’te “tersine beyin göçü” kapsamında döndüm.

2012’de Türkiye’de bazı üniversitelerde sunumlar yaptığını belirtti:

-        Koç Üniversitesi ile o dönemde tanıştım. 2014’te onlardan aldığım teklif ve hükümetin “tersine beyin göçünü teşvik” programı bir araya gelince Koç Üniversitesi’nde görev alıp, araştırmalarımı ülkemde sürdürmeye karar verdim.

TÜBİTAK’ın o günlerde Türkiye’ye dönen 120 araştırmacıya fon verdiğini vurguladı:

-        TÜBİTAK’ın verdiği desteğin süresi 3 yıldı. Aslında araştırmalar için bu desteklerin daha uzun soluklu olması gerekiyor.

Bu noktada AB fonlarının da araştırmacılar için fırsat kapısı olduğunun altını çizdi:

-        Laboratuvarım ve araştırmalarım için AB’den 1.5 milyon Euro’luk fon kullandım. Bunun 400 bin Euro’su ile güçlü bir mikroskop aldım. Ben başvurduğumda AB fonundan aynı kapsamda 2-3 kişi yararlanabiliyordu. Şimdi sayı 20’ye çıktı. O fırsatı değerlendirmek gerek.

Hakan Güldağ, Doç. Karalar’a sordu:

-        Şu anda yetkili bir makamda olsanız, tüm yetki size verilse, bilim insanlarının, bilimsel araştırmaların önünü açmak için yapacağınız ilk üç şey ne olurdu?

Doç. Karalar, şu yanıtı verdi:

-        İlk aklıma gelen, ekibimle birlikte çalıştığım laboratuvara yüksek çözünürlüklü bir mikroskop almak olurdu.

Doç. Elif Nur Fırat Karalar’ın bu yanıtı, araştırmacıların mali desteğe ihtiyacını tüm açıklığıyla ortaya koydu. Araya girip şu soruyu ekledim:

-        Koç Üniversitesi’nin olanaklarının çok iyi olduğu düşünüldüğü için mi sizlerin laboratuvarlarına araştırmalar için fon desteğinde bulunmak akıllara gelmiyor?

Doç. Karalar, Koç Üniversitesi’nden memnuniyetini dile getirdi:

-        Beni ülkeme çeken Koç Üniversitesi’ndeki eko sistem oldu. Ancak, üniversitenin olanakları da bir yere kadar. Bizim gibi araştırmacıların her zaman kaynağa ihtiyacı oluyor. Üniversitemiz elinden geleni yapıyor. Araştırmalarımız için daha fazla kaynak gerekiyor.

Koç Üniversitesi öğretim üyesinin bile, “Yetki verilse önce yüksek çözünürlüklü mikroskop alırdım” demesi, ülkemizde araştırmaya ayrılabilen kaynağın yetersizliğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Yıldız Holding, Harvard Üniversitesi’ne 24 milyon dolar bağışladı, Prof. Hotamışlıgil’in yönetiminde Sabri Ülker Metabolik Araştırma Merkezi’nin kurulmasını sağladı.

Hayırsever iş insanları üniversitelerde doğrudan araştırmacıya ulaşacak destek verse iyi olmaz mı?

 Bağımsız bir enstitü kurmanın önü kapalı

YILDIZ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, dedesi Sabri Ülker’in adını taşıyan vakıfla ilgili şu ayrıntıya dikkat çekti:

-        Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı…

Vakfı bir enstitü gibi düşündüklerini belirtti:

-        Aslında bağımsız araştırmalar yapabilecek bir enstitü kurma hedefimiz vardı. Başvurularımızı yaptık, mevzuata takıldı. Mevcut mevzuata göre kurulacak enstitünün bir üniversite bünyesinde olması gerekiyor.

Bağımsız enstitü kurma ısrarlarının nedenini açtı:

-        Enstitüyü bir üniversite bünyesinde kursak, doğrudan kaynak aktarmak mümkün olmuyor. Verdiğiniz kaynağı üniversite yönetimi kendi ihtiyaçlarına göre kullanabiliyor. Dolayısıyla tamamının araştırmaya yönlenmesini istediğiniz kaynak tam hedefe ulaşamıyor.

Harvard Üniversitesi’nde kurulmasına vesile oldukları Sabri Ülker Metabolik Araştırma Merkezi’nin benzerinin Marmara Üniversitesi’nde kurulmasını da istediklerini anımsattı:

-        Daha önceki rektörlerle görüşmeler yaptık, ilerleme sağlayamadık. Her rektör değişikliğinde konunun peşine tekrar düşme gereği doğdu. Biz de işin peşini bıraktık.

 Hücredeki 20 bin kesit ‘Moleküler Mimari’ olup Venedik’te vitrine çıktı

YILDIZ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, Prof. Gökhan Hotamışlıgil’e döndü:

-        Hocam, sizin çalışmalarınız Refik Anadol’un sanatıyla nasıl bir araya geldi? Ortaya çıkan 3 boyutlu eserin Venedik Bienali’nde sergilenmesi nasıl gerçekleşti?

Prof. Hotamışlıgil yanıtladı:

-        Araştırmalarımız sırasında hücreden 20 bin kesit alıp inceliyoruz. O kesitlerin muazzam görüntüsü vardır. Bunu sanatçı olan yeğenime anlatıp gösterdim. Refik Anadol’a da anlatmamı tavsiye etti.

Refik Anadol’la karşılaştıklarında yeğeninin tavsiyesiyle hücrenin kesitlerinin görüntüsünü paylaştığını vurguladı:

-        Refik Anadol da heyecanlandı, hayran kaldı. Bir yıl kadar uğraştı. “Moleküler Mimari” adlı eseri ortaya çıktı. İzleyenler, 3 boyutlu filmle hücrelerin içinde gezintiye çıkıyor.

Venedik Bienali Küratörü Hashim Sarkis’i Boston’daki MIT’den tanıdığını kaydetti:

-        Refik Anadol’un eserinden Hashim Sarkis’e bahsettim, bağımsız sergilenmesine karar verdi.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar