Türk dünyası ile ekonomik ilişkiler ne kadar gelişebilir?

Sadi Özdemir
Sadi Özdemir EKONOMİDE SAĞDUYU sadi.ozdemir@dunya.com

Öncelikle ne zaman biri ‘Türk dünyası’ diye söze başlasa konuya ‘Turancılık’ nitelemesinde bulunanların yanlış yolda olduğunu söylemek lazım. Çünkü sadece Türk Devletler Teşkilatı’na üye ya da gözlemci 6 ülkenin toplam nüfusu 170 milyona yakın ve satın alma paritesine göre 3,7 trilyon dolarlık toplam milli gelir söz konusu. Bu ülkelerin toplam dış ticaretleri ya da sahip oldukları doğal kaynaklar ve üretim imkânları da hiç fena değil. Henüz ‘Teşkilat üyesi’ olmayan devletlerimizi ve asla üye olmayacak ama sınırları içinde Türk nüfusu yoğun dost ve kardeş ülkeleri dikkate alırsak, Türk dünyası kavramının tanımladığı coğrafya ve nüfusun çok daha büyük bir ekonomiyi temsil ettiğini görürüz.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye Azerbaycan İş Konseyi Başkanlığını 6 yıl yapmış (2015-2021) iş insanı Selçuk Akat ile sohbet ediyoruz. Tarih boyunca daima Azerbaycan toprağı olmuş Karabağ’ın kurtarılmasındaki muhteşem dayanışmanın iki ülke arasındaki mükemmel ilişkileri her konuda daha da sıkılaştıracağını belirtiyor ve çok ilginç bir söz söylüyor. Akat, “Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ‘İki devlet tek millet’ sözü öyle bazılarının sandığı gibi içi boş bir söz değildir. Ekonomik ilişkilerimiz de öyle bir noktaya geldi ki artık ‘İki devlet, tek millet, tek ekonomiye’ doğru gidiyoruz. Karşılıklı yatırımlar çok iyi noktalarda. Ticaretimiz hızla büyümeye devam ediyor. Tabii ki rakamların büyüklüğü ülkelerimizin kapasitelerine göre değerlendirilmeli ama asla küçümsenemez. İki ülkenin, enerji ve ticaret ana koridorundaki konumu da Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle Avrupa ve müttefikleri tarafından çok daha iyi anlaşılmış durumda. Türkiye ile Azerbaycan’ın iki ülke olarak birlikte başardıkları diğer Türk devletleri için de örnek alınabilecek nitelikte” diyor.

RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR, İŞLER NASIL BÜYÜYECEK?

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkileri sadece rakamlarla anlamak da anlatmak da doğru olmaz ama kısmen fikir verebilir. 2021’de Türkiye, Azerbaycan’dan 751,3 milyon dolarlık ithalat yaptı. Kardeş Azerbaycan’ın Türkiye’den ‘savunma sanayi ağırlıklı ithalatı’ ise 2,3 milyar dolara ulaştı, bu yıl da ticaretimiz canlılığını koruyor. İki ülkede karşılıklı yatırımlar da ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Türkiye’nin Azerbaycan’daki doğrudan toplam yatırımları 12 milyar doları aştı. Azerbaycan Türklerinin Türkiye’deki doğrudan yatırımları ise 19,5 milyar dolar seviyesinde. Bir de Azerbaycan’ın bağımsızlığından bu günlere kadar devam eden imar sürecinde altyapı ve üstyapı inşaat projeleri konusu var ki orada da Türk iş insanları bu ülkede toplam değeri 15 milyar dolara yakın 450 civarında projeyi tamamlamış durumda. Peki, ben neden iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri anlamak için sadece rakamlar yetmez diyorum. Yanıtı Selçuk Akat veriyor: “Azerbaycan bağımsızlığını kazandığından beri, birçok alanda olduğu gibi ekonomi alanında da önce kardeşlerine yani Türkiye’ye danışır. ‘Siz nasıl yaptınız, biz ne yapabiliriz’ sorusu gelir. Bazen aksaklıklar olsa da biz iş insanları, bürokrasi, siyaset bu soruyu en geniş en faydalı şekilde yanıtlamaya çalışırız. Mesela petrol ve doğal gaz dışındaki ekonomik faaliyetlerin güçlenmesi için tarımın gelişmesi ve sanayi yatırımlarının artması gibi konularda çok güzel gelişmelere birlikte imzalar atıldı.

BUGÜNLERDE EMEĞİ OLAN LİDERLER

Bir de 1990’lara, Azerbaycan’ın yeniden bağımsızlığını kazandığı günlere doğru bakıldığında Karabağ’ın yakın dönemde kurtarılması da dâhil iki ülke arasındaki ilişkilere önemli katkı sağlamış liderlerimiz var ki onları anmadan olmaz. Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel’in SSCB döneminde başlayan stratejik dostlukları çok önemliydi. Turgut Özal da Azerbaycan ve Türk dünyasının ‘birlik’ potansiyelini çok iyi biliyordu ve vefatı da bir Türk cumhuriyetleri seyahatinden döndüğünde vaki olmuştu. Selçuk Akat, şöyle konuşuyor: “Merhum Haydar Aliyev, çok deneyimli ve vizyoner bir liderdi. Bir taraftan birliği ve istikrarı güçlendirirken bir taraftan da o koşullarda bile Bakü Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesinin (BTC) hayata geçmesini sağlayabildi. BTC, yüzyılın enerji projesidir. Bir baba olarak da Sayın İlham Aliyev’i çok iyi yetiştirmeye özen gösterdi ki istikrar devam etti. Yıllar öncesinden Karabağ’ın kurtarılması için Türkiye ile stratejik bir yol haritası çizilmişti, sonunda büyük bir başarı geldi ve vatan toprağı işgalden kurtarıldı. Sayın İlham Aliyev ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ülkenin kardeşliğine kesin inançları ve Erdoğan’ın en kritik zamanda ‘ne gerekiyorsa’ şeklinde ifade ettiği desteği, Azerbaycan’ın vatan toprağını Ermenistan işgalinden kurtarmasında çok önemli katkıdır. Bu iki isim de ülkelerinde yaklaşık aynı tarihlerde iktidar koltuğuna oturdular ve bugünlere kadar kardeşlik hukukuna büyük katkı sağladılar.”

ŞUŞALI CİHANGİR ZEYNELOĞLU’NUN TORUNU OLMAK NASIL BİR ŞEY?

Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) Yönetim Kurulu Üyesi de olan Selçuk Akat, Azerbaycan ile sadece bir iş insanı olarak ilgili değil. Akat’ın babası merhum Sait Akat Hasankeyfliydi ama o da işi gereği hem Azerbaycan’da iyi tanınan bir isimdi hem de DEİK’te iki ülkenin ilişkilerine uzun yıllar hizmet etti. Selçuk Akat’ın annesinin babası Cihangir Zeyneloğlu ise 1892 Şuşa doğumlu. Merhum Zeyneloğlu, Azerbaycan’ın tarih ve kültür bilincini gelecek nesillere taşımak için iki önemli eser yazmış bir bilim insanıydı. Muhtasar (Bağımsız) Azerbaycan Tarihi ve Şirvanşahlar Yurdu isimli eserleri günümüzde akademik çalışmalar için çok önemli iki kaynak. Aynı zamanda asker de olan Zeyneloğlu, 1920’lerde Azerbaycan’ın bağımsızlığı için hiç vazgeçmediği mücadelesi sebebiyle Türkiye’ye gelmek zorunda kalmış. Belki Azerbaycan’ın bağımsızlığına yol açılır umuduyla İkinci Dünya Savaşı başlayınca da SSCB’ye karşı savaşmak için Almanya’ya gitmiş, bir daha da dönememiş.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar