Türk yazılım sanayi gelecek 50 yılını arıyor

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Yazılım Sanayicileri Derneği’nin (YASAD), Türkiye’de son 50 yılda üretilen yazılım eserlerinin envanterini çıkarmaya yönelik çalışması, yazılım sanayiinin gelecek 50 yıldaki yolculuğu için bir zemin oluşturma potansiyeline sahip. Derneğin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde yürütmekte olduğu 2103038 sayılı “Türk Yazılım Eserleri Arşiv ve Ansiklopedi Projesi” kapsamında şimdiden etkin ve etkili bir platform oluşturulmuş durumda. Halihazırda iki eğitimin gerçekleştirildiği projede ansiklopedinin oluşturulmasında da 10 Mayıs 2022’de başlama vuruşu yapıldı.

YASAD Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Kamalı’nın envanter oluşturmadaki 30 yılı aşkın deneyim, Türkiye’de yazılım sanayiinin envanterinin oluşturulması konusunda ustaca bir çalışmaya olanak tanıyor. Derneğin, 30’uncu kuruluş yıldönümüne denk gelen 2022’de yayımlananan Türkiye Yazılım Firmaları Kataloğu, yazılım şirketleri bazında resmi çizmeyi başardı.

Buzdağı açığa çıkıyor

Türk Yazılım Eserleri Arşiv ve Ansiklopedi Projesi, Türkiye’nin yazılımda son 50 yılına ışık tutarak buzdağının görünmeyen bölümünü gözler önüne serecek. Şimdiden çarpıcı göstergeler ortaya çıkmış durumda. 500 yazılım eseri hedefi veya beklentisi ile başlayan çalışmada, ulaşılacak eser sayısının bin 500’e varacağı tahmin ediliyor. YASAD Genel Sekreteri Sevilay Güven’in metodoloji ile ilgili söyledikleri, bu rakamın önemini daha da artırıyor. Bunun nedeni, ansiklopedide yer alacak eserlerin seçiminde, profesyonel bir veri toplama şirketi ile çalışma, en az beş yıl boyunca piyasada kalma ve belirli kullanıcı sayısına ulaşma gibi kriterlerin belirlenmiş olması.

Buzdağı açığa çıkıyor Türk Yazılım Eserleri Arşiv ve Ansiklopedi Projesi, Türkiye’nin yazılımda son 50 yılına ışık tutarak buzdağının görünmeyen bölümünü gözler önüne serecek. Şimdiden çarpıcı göstergeler ortaya çıkmış durumda. 500 yazılım eseri hedefi veya beklentisi ile başlayan çalışmada, ulaşılacak eser sayısının bin 500’e varacağı tahmin ediliyor. YASAD Genel Sekreteri Sevilay Güven’in metodoloji ile ilgili söyledikleri, bu rakamın önemini daha da artırıyor. Bunun nedeni, ansiklopedide yer alacak eserlerin seçiminde, profesyonel bir veri toplama şirketi ile çalışma, en az beş yıl boyunca piyasada kalma ve belirli kullanıcı sayısına ulaşma gibi kriterlerin belirlenmiş olması olan, kodlama becerisinden ziyade bu alandaki bilgi ve birikim olacak.

Dijital işletmeler çağı

Üniversitede yüksek lisans öğrencilerine sektör uzmanı olarak Dijital İşletme Yönetimi dersi verirken dijital işletmeyi platform, ekosistem ve iş süreci ile tanımlıyordum. Biraz daha ayrıntıya girersem bu terimlere gerçek zamanlı veri akışına dayalı iş yönetimini de ekleyebilirim. Bu denklemde yazılım, bir fikrin dijital iş ve işletmeye dönüştürülmesi için kilit unsuru oluşturuyor ve günümüzde, ürün yaşam döngüsü ya da süresi ile tanımlanıyor. Bu nedenle yazılım bir fikri eserden ziyade bir canlı olarak değerlendirildiğinde daha gerçekçi sonuçlara ulaşmak mümkün oluyor. Ancak tanımlamalar ile iş süreçleri genellikle birbiri ile eşzamanlı çalışmadığından, yaptığım bu tanımlama şu anda karşımızdaki tabloyu tam olarak açıklamıyor.

Yazılımın hukuki platformda telif hakkı (copyright) açısından tanımlanması Türkiye’de hâlâ 1940’larda hazırlanan ve 1951 yılında kabul edilerek uygulamaya sokulan yasa ile yapılıyor. Bu, yazılımı bir roman ya da şiir ile aynı kategoride değerlendiriyor olmamız anlamına geliyor. Bu durum, hukuki süreçlerde fikir ile özgün eser arasındaki ayrımı yapmayı karar alabilmek için kritik hale getiriyor. Buradaki belirleyici unsur ise, kişiye ait özelliklerin esere yansıması. Bu eksiklik hayra vesile olabilir.

Panel değil Halil İbrahim Sofrası

Bazı konular, kendilerinden ziyade yarattıkları etki ve sonuçlar itibariyle önem taşırlar. Bunu bir yanıyla kimyadaki katalizöre benzetebiliriz. Google, katalizörü, “kendisi değişmeksizin, kimyasal bir tepkimeyi sağlayan ya da tepkimenin hızının değişmesine yol açan madde” olarak tanımlıyor. Bu tanımlama bana tam olarak yeterli görünmediğinden ben YASAD paneli için Halil İbrahim Sofrası ifadesini kullanacağım. Bunun nedeni panelin yani sofranın kendi üretimini yaparak tükenmez bir zenginlik yaratması. Anlatayım.

Panelde YASAD Yazılım Eserleri Projesi Danışma Kurulu Başkanı Şerif Beykoz yazılımı anlatmaya başlarken işi bilgisayara götürdü ve Türkiye’ye ilk bilgisayarın 1960’da geldiğini ancak ne şekilde geldiğini tespit edemediğini söyledi. Bunun üzerine, Linked’in hesabında 51 yıl 5 ay kıdemle İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesör olduğu yazan Eşref Adalı hocam, bunun satın alınmadığını ve Marshall Yardımı kapsamında geldiğini söyledi. Ankara’da karayollarına kurulan IBM 650-I bilgisayarın, 300 metrekare alan kapladığı ve 3,6 ton ağırlığında olduğu belirten Orta Doğu Teknik Üniversiteli Beykoz, bu bilgisayarı kullanan ve Türkiye’nin ilk bilgisayar programcısı olan Kaya Kılan hocamıza atıfta bulundu. Bununla kalmadı, daha önce iletişim kurduğu Kılan’ı cep telefonundan arayıp görüntülü görüşme ile salona bağladı. YASAD Başkanı Kamalı, telefonun hoparlöre almaya yardımcı oldu ve Kılan’ın salona hitabı boyunca mikrofonu tuttu.

Kılan’ın, konuşmasında Nüfus İdaresi’nin kağıt ortamdaki yıpranmış kayıtlarını yeniden kağıt ortamda güncellemek için istediği bütçenin verilmesi yerine o bütçenin dijitalleşme için kullanılmasında rol oynayarak MERNİS’in ortaya çıkmasına yaptığı katkı beni çok etkiledi. Bunnu açıklayacağım. Kılan “herkes o projede çalıştı” dedi. Çerçeve genişleyince, panelin ikinci turunun ardından söz isteyen Telif Hakları Genel Müdürü Dr. Ziya Taşkent patent boyutu ile birlikte toplam resmi ve çözülmesi gereken konuları kapsayan bir konuşmayı irticalen yaptı. Kendisinin de lisans ve yüksek lisansı İTÜ İnşaat Fakültesi’nde tamamladığını bu sırada öğrendim.

Hasılı, sahneye baktığımda anlatılan projeyi değil, tıkır tıkır işleyen bir dijital işletmeyi görüyordum. Üstelik bütün bunlar, bir nikah salonunda oluyordu. Şerif Beykoz, benden rol çalıp kendi nikahının o salonda kıyıldığını söylemese, ben bu yazıyı, yazılımın nikahı ve sonsuza dek mutlu yaşaması üzerine kurgulayacaktım. 1967’de benim de rahmetli annem ve babam orada evlenmiş. Ana kapıdan çıkarken fotoğrafları vardı ve metro çıkışının olduğu yerden içeri giren bir araba ile salondan ayrılmışlar. Değişim durmuyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar