Türkiye Avrupa’da işgücünü kaybetmekte olan yegâne ülke
Bu günlerde medya ve vatandaş CHP’nin başına örülen çorapla meşguller. Haksız sayılmazlar. Bağımsız birkaç ekonomi kanalı ve meslektaşlar da çoğunlukla enflasyonu ve TCMB’yi dert edinmiş durumdalar. Bu cephede yeni bir şey olmadığını düşünüyorum: Enflasyon yüzde 32’de takılı kalmaya devam ediyor, TCMB de hedef yükseltmekle oyalanıyor. İzninizle enflasyonu pas geçiyorum.
Şahsen şu sıralar, tabir caiz ise, farklı bir konuya kafayı takmış bulunuyorum. Türkiye işgücü piyasası istisnai bir gelişme ile karşı karşıya. Bir yılı aşkın bir süredir işgücü sürekli azalıyor. Farklı söylersek işgücü piyasası daralıyor. Bu olguya ilk kez, geçen Eylülde “Vahim bir gelişme: İşgücü piyasasında daralma” başlıklı yazımda dikkat çekmiştim. Ama galiba benden başka dikkat eden olmadı. Ama daralma devam etti. Bu yılın ilk 3 ayının işgücü istatistikleri yayınlandığında geçen pazartesi günkü yazımda (“İstihdamda büyük çapta azalma ve gündeme getirdiği sorular”) daralma olgusuna değindim ama yazının odağı yüksek istihdam kaybının tüm sektörlere yayılması ve bu koşullarda zaten düşük olan ekonomik büyümenin durumuydu. Bu hafta işgücü piyasasında daralmayı daha kapsamlı ve ayrıntılı ele almak istiyorum çünkü istisnai ve sorunlu bir gelişme söz konusu .
Türkiye işgücü piyasası 15 aydır daralıyor
Önce işgücü piyasasının daralmasının ne anlama geldiğini hatırlatayım. İşgücü istihdamdakiler ile iş arayanların (işsizler) toplamından oluşur. Bir ülkede işgücü piyasasının boyutunun temel göstergesi işgücünün çalışabilir nüfus içindeki (bazen 15+ yaş, bazen 15-64 yaş) payıdır. Bu paya “işgücüne katılıma oranı” diyoruz. Oran azaldığında işgücü piyasası daralmış olur. Katılım oranında azalmanın iki farklı dozundan söz edebiliriz: Bir kere mutlaka istihdam azalıyordur. Eğer işsiz sayısı istihdamdaki azalma kadar artmıyorsa işgücü azalır ama bu nispeten ılımlı bir azalmadır. Bu duruma “kısmi daralma” diyebiliriz. Ama istihdam azalırken çeşitli etkenlerle işsiz sayısı da azalıyorsa işgücü piyasasında katılım oranında düşüş şiddetlenir. Bu duruma da “tam daralma” diyebiliriz
Türkiye’de çeyreklik istatistiklerin mevcut olduğu 2005’ten bugüne işgücüne katılımda temel eğilim artış yönünde oldu. Artış büyük ölçüde genç kadın kuşaklarında eğitim düzeyinin artışından kaynaklandı. Seriye yakından bakıldığında katılım oranlarında bir çeyrekten diğerine azalmalar olduğu görülüyor. İşgücü piyasası 2024’e kadar 8 kez daralmış. Ama bu daralma sadece bir çeyrek sürmüş ve işgücünde azalmalar on binlerle sınırlı kalmış. Ayrıca tüm bu daralmalarda işsiz sayısı istihdam kaybı kadar olmasa da artmış. Kısacası, kısmi ve kısa süreli daralmalar söz konusu. Tek istisna COVID-19 dönemi. 2020’de pandemi önlemleri istihdamda büyük bir azalmaya neden oldu. Bu koşullarda iş bulmak son derece zorlaştığından işsiz sayısında da azalma oldu. Sonra da istihdam hızla kendini toparladı.
Oysa bugün pandemi yok ama işgücü 35 milyon 761 binle zirve yaptığı 2024’ün son çeyreğinden 2026’nin ilk çeyreğine kadar sürekli azalarak 35 milyona 165 bine geriledi. 15 aylık kayıp 646 bin. 465 bini istihdamdan 181 bini işsiz sayısındaki azalmadan kaynaklanıyor. Yani uzun süreli ve tam bir daralma yaşanıyor. İşgücüne katılım oranları da (15+) cinsiyet farkı gözetmeksizin toplamda yüzde 54,1’den yüzde 52,6’ya geriledi.
Avrupa’da istisna
Avrupa’da 2024’ten 2025’e işgücüne katılım oranlarına (15-64 yaş) bakıldığında sadece 4 ülkede (Türkiye, Danimarka, Norveç ve Slovenya) azalma olduğu görülüyor. İlk not edilmesi gereken husus bu ülkelerde yüzde 75,8 (Slovenya) ile yüzde 82,3 (Danimarka) arasında yer alan katılım oranlarının Türkiye katılım oranının çok üzerinde olmaları. Bunun başlıca iki nedeni var: Kadın katılım oranı çok yüksek, 64 yaştan önce de emeklilik yok. Bu 3 ülkede katılım oranlarında azalış 0,1 puanla sınırlı. İşsiz sayılarında da artış var. Buna karşılık Türkiye’de işgücüne katılım oranı bu sürede yüzde 60,6’dan 60,2’de 0,4 puan gerilemiş durumda. İşsiz sayısında da azalma var.
Türkiye’de işgücü piyasasında sert daralmanın istisnai bir gelişme olduğu ve Türkiye’nin ekonomik kalkınma sürecinde geriye gittiği açıkça ortada. Akla gelen ilk soru daralma daha ne kadar devam edeceği? Yanıt için daralmanın nedenlerini belirlemek gerekiyor. Bunun için de mikro veriye ihtiyaç var. Şimdilik bildiğimiz daralmanın bir kısmının genç kuşaktan geldiği. Nitekim 15-24 yaş grubunda 2023’te yüzde 22,5 olan ne eğitimde ne istihdamda (NEET) oranı 2024’te yüzde 22,.9’a 2025’te yüzde 23,3’e yükselmiş bulunuyor.