Türkiye-Çin ilişkilerinin 50. yılında Çin ile Ticaret Fırsatları Zirvesi

Hakan OKAY
Hakan OKAY Helikopter Bakışı hakanokay@hakanokay.com

TOBB ETÜ Mezunlar Derneği ve Uluslararası İpekyolu Kültür Ticaret Merkezi (SRICC) işbirliği ile 11 Eylül 2021 tarihinde TOBB İstanbul Plaza konferans salonunda ‘Türkiye-Çin İlişkilerinin 50. Yılında Çin ile Ticaret Fırsatları’ konulu zirve düzenlendi.

Zirve; T.C. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Mehmet Hamdi Yıldırım, TOBB Başkan Yardımcısı Selçuk Öztürk, SRICC Yönetim Kurulu Başkanı Zhang Sheng Li, SRICC Türkiye Temsilcisi Salih Genç, TOBB ETÜ Mezunlar Derneği Başkanı Erhan Burak Aydın ve TOBB ETÜ Mezunlar Derneği İstanbul Temsilcisi İslam Alaybeyoğlu’nun açılış konuşmalarıyla başladı.

Mehmet Hamdi Yıldırım, Türkiye olarak Çin ile ilişkilerin gelişmesine çok önem verdiklerini, 26 milyar dolara yaklaşmış olan toplam dış ticaret hacminin büyümesini ve ağırlıklı kısmının ithalattan oluşan ekonomik ilişkilerin daha dengeli bir hale gelmesini arzuladıklarını ifade etti. Yıldırım, Çin’in doğrudan yabancı yatırımlarından Türkiye’ye düşen payın 1 milyara dolara ulaştığını ancak yüksek hızlı tren, metro ve havalimanları gibi birçok altyapı projeleri ile enerji sektörü gibi farklı sektörlerde Çinli yatırımcılar için önemli fırsatlar bulunduğunu belirterek doğrudan yabancı yatırımların artması gerektiğini vurguladı. Son olarak turizm açısından son yıllarda ilişkilerin önemli bir ivme kazandığını, 2018 yılının Çin’de Türkiye yılı ilan edildiğini ve bir sonraki yıl ülkemize gelen turist sayısının 440.000 kişi ile en yüksek seviyeye eriştiğini sözlerine ekledi.

Daha sonra Selçuk Öztürk, Türkiye’nin Çin ile birlikte G20 ülkeleri arasında pandemi döneminde büyüyen birkaç ülkeden biri olduğunu belirterek küresel ekonominin geleceği için iki ülke arasındaki iş birliğinin bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. Mevcut durumda, üst düzeyde var olan ortak siyasi iradenin artık iş dünyasına da yansıması gerektiğini ve bu manada Çin’in Türkiye’de daha fazla doğrudan yatırım yapmasının önemini vurguladı. Öztürk, Türkiye Çin arasındaki ulaştırma koridorunun küresel tedarik zincirindeki muhtemel bozulmalara çözüm olabileceğini söyleyerek İpekyolu projesinin yeniden canlandırılmasının önemine değindi. Son olarak ilişkilerin gelecek 50 yılda daha büyük başarılara ve işbirliği fırsatlarına açık olduğunu ifade etti. Öztürk, sözlerini zirveyi organize eden TOBB ETÜ Mezunları Derneği ve SRICC’e teşekkür ederek noktaladı.

Zhang Sheng Li, SRICC olarak iki ülke arasında ticaretin gelişmesi ve fırsatların değerlendirilmesine yönelik olarak kültürel değişim, ticaret ve sanayi projelerine destek verdiklerini belirterek işbirliği alanlarını gelecekte daha da geliştireceklerini açıkladı. Li, ayrıca verdikleri bu desteklerle SRICC’in Türkiye ve Çin’in dengeli ve sürdürülebilir kalkınmasında önemli rol üstlenebileceğini belirtti.

Salih Genç, SRICC’in kurulduğu 2015 yılından bu yana yapmış oldukları danışmanlıkların 2 milyar doları bulduğunu belirtti. Çin’in tüketim alışkanlıklarının dikkate alınması durumunda özellikle gıda sektöründe ciddi potansiyel bulunduğunu ve Türkiye’deki firmaların bu potansiyeli değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Erhan Burak Aydın ise TOBB ETÜ Mezunlar derneğinin amacı ve faaliyetlerinden bahsederek İstanbul ofisinin böyle bir etkinlikle açılmasından memnuniyet duyduğunu ifade etti. Aydın, TOBB ETÜ öğrencilerinin lisans hayatı boyunca almış oldukları derslerle girişimcilik vasfı kazanarak mezun olduklarını, bu bağlamda zirvenin son derece önemli olduğunu sözlerine ekledi. Son olarak, TOBB ETÜ mezunlar ailesinin 8000’i, derneğe üye olan mezun sayısının ise 2000’i aştığını belirtti.

İslam Alaybeyoğlu, derneğin İstanbul’a yönelik planlarını ve hedeflerini açıkladı. İstanbul’da faaliyet gösteren şirketlere ve lise öğrencilerine TOBB ETÜ’nün tanıtımı yapılarak üniversitenin bilinirliğinin artırılacağını, mezunlar arasında işbirliği ve dayanışmanın geliştirilmesi adına farklı etkinliklerin düzenleneceğini belirtti. Marka işbirlikleri ile dernek üyesi mezunların farklı alanlarda ayrıcalıklarının artırılacağının da bilgisini verdi.

Zirvede, “50. Yılında Türkiye-Çin İlişkilerine Genel Bakış ve Beklentiler”, “E-Ticarette Çin Başarısı ve Demir İpek Yolu Projesi” ve “Pandemi Dünya Ekonomisini Nasıl Etkileyecek?” konulu üç panel düzenlenmiştir.

“50. Yılında Türkiye-Çin İlişkilerine Genel Bakış ve Beklentiler” konulu panelde konuşmacı İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca yapmış olduğu sunumda aşağıdaki hususlara değinmiştir:

·         Çin ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel her iki ülke halklarının birbirlerine karşı beslemiş oldukları olumsuz algılardır. Bu algının nasıl ortaya çıktığı tarihsel süreç ile ilgilidir. Söz konusu olumsuz algılar ortadan kalkmadığı sürece ekonomik ilişkilerin gelişmesi istenilen düzeyde olamayacaktır.

·         Çin’de sosyalizm eliyle kapitalizm inşası politikası uygulandı ve rejimin devamlılığı ekonomik istikrarla yakından ilişkilidir. Bu durum aynı zamanda Çin’in yumuşak karnını oluşturmaktadır.

·         Çin’in gelişmesinde 1997 yılında yaşanan Asya krizi önemli bir yer tutmaktadır. Bu krizde Japonya zayıflamış ve bölgedeki hâkim güç konumunu kaybetmiştir. Japonya’nın yerini Asya ülkelerine yapmış olduğu destekle Çin almıştır.

·         Çin ucuz iş gücü ve nüfusu sayesinde dünyada en fazla doğrudan yatırım alan ülke konumundadır. Çin kalkınması tüm hızıyla devam ederken bir yandan da işsizlik, nüfusun yaşlanması, sigortacılık, emeklilik gibi hususlarda ciddi sorunlarla mücadele etmektedir.

·         Türkiye-Çin ilişkileri tarihteki en eski ikili ülke ilişkileri arasındadır. Ayrıca tarihsel perspektiften bakıldığında çok sayıda kültürel benzerlik bulunmaktadır. 19. yüzyılda hem Osmanlı Devletinin hem de Çin’in verdiği kapitülasyonlar önemli benzerlikler taşımaktadır.

·         Türkiye’nin tarih boyunca yakın çevresi dışında Uzak Asya’ya olan ilgisi zayıf kalmıştır. Ancak son 10 yılda özellikle diplomatik ilişkilerde önemli gelişmeler yaşanmıştır. 2012’de Xi Jinping’in devlet başkanı olmadan önce ziyaret ettiği ülkelerden birisi Türkiye’dir. Sadece 2015-2020 arasında cumhurbaşkanlığı seviyesinde 5 kere birebir görüşmeler gerçekleştirilmiştir ve bu durum ilişkilerin gelmiş olduğu noktayı göstermesi açısından dikkate alınması gereken bir husustur.

·         Türkiye-Çin dış ticareti giderek artsa da Türkiye’nin ithalatının ihracatından oldukça fazla olduğu ve 2020’de 50 milyar Dolarlık cari açığın 20 milyar Dolarının Çin’den kaynaklandığı görülmektedir.

·         Türkiye’ye karşı algının ölçüldüğü bir araştırmada katılımcıların % 67’si Sincan Uygur özerk bölgesi ile ilgili problemler nedeniyle olumsuz algıya sahiptir.

·         Türk halkının Çin’e yönelik algısı araştırması kapsamında yapılan anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre anket katılımcılarının eğitim seviyesi yüksek olmasına rağmen Çin’e dair bilgi sahipliğinin çok düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çin ile ilgili akla ilk gelen özellikler; kalabalık, gelecekteki süper güç ve en hızlı büyüyen ülke şeklindedir.

·         Çin ile ilgili olumlu algı yeni ortak olarak görülmesinden, olumsuz algı ise Doğu Türkistan meselesinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte genel algı olumsuz yöndedir.

·         Gelecekte Çin ile ilgili ekonomik güç olma algısı söz konusu iken, siyasi güç olacağı düşünülmemektedir.

·         Katılımcılar Çin ile ilişkilerin gelişime açık olduğunu ve Çin ile daha yakın ilişki kurulması gerektiğini düşünmektedir. Bunun nedenleri alternatif ortak olması ve ekonomik güç olarak görülmesidir.

“E-Ticarette Çin Başarısı ve Demir İpek Yolu Projesi” konulu ikinci panelde Shanghai Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Boston Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Prof. Wu Ting ve Aliexpress Logistics Doğu Avrupa İş Geliştirme Direktörü Veysel Işık konuşmalarında aşağıdaki hususlara değinmişlerdir:

·         20 yılı aşan süredir Çin e-ticarette ciddi artışlar yaşanmıştır ve yıllık ortalama yüzde 50 büyüyerek e-ticaret hacmi Çin’de 34 trilyon Yuana ulaşmıştır.

·         Çin’de e-ticaretin emekleme döneminde tüketicilerin ve firmaların bu alanla ilgili bilgi düzeyleri çok sınırlı düzeydeydi ve güven problemi söz konusuydu. 2002’ye kadar olan dönemde ortaya çıkan sorunlar fonların e-ticaret alanından çekilmesine, piyasadaki e- ticaret web sitelerinin yaklaşık üçte birinin faaliyetlerini durdurmasına ve nihayetinde piyasanın yeniden düzenlenmesine yol açtı.

·         2003 sonrası dönemde e-ticaret platformlarına olan güven giderek arttı ve ulusal politikalarla desteklendi. Özellikle lojistik ve mobil ödeme yöntemlerindeki teknolojik gelişmelere ilişkin destekler e-ticaretin artmasında önemli rol oynadı.

·         2006 ve 2007 yıllarında büyüme hızlanmış ve teknoloji hisseleri halka arz edilmeye başlamıştır. 2008 ve 2009 yıllarında sektörde rekabet şiddetlenmiş ve standartlaşma oluşmuştur. 21. yüzyılın ikinci on yılında geleneksel işletmeler de e-ticaret sektörüne girmiş ve bu sektöre önemli ölçüde sermaye girişleri başlamıştır.

·         Jindong, Alibaba ve Taobao gibi kuruluşlar devler haline gelmeye başlamıştır. Bu şirketler büyük bir ekosistem yaratarak ödeme sistemleri ve lojistik gibi ilgili sektörlerde kendi şirketlerini kurmuştur. Yoğun nüfus ve ucuz iş gücü sayesinde lojistik maliyetleri azalmıştır.

·         2018’de yeni e-ticaret yasası yürürlüğe girmiştir. Bu yasayla platformların müşterilere karşı sorumluluğu artmış, tüketicilerin menfaati gözetilmiş ve haksız piyasa davranışları yasaklanmıştır.

·         Tüketici alışkanlıklarının da değişmesiyle birlikte mobil telefonlar üzerinden yapılan harcamalarda ciddi artışlar olmuştur ve gelinen noktada yapılan harcamaların çok büyük bir oranı artık mobil cihazlar üzerinden gerçekleştirilmektedir.

·         Türk firmalarına son bir yıldır kendi ürünlerini Aliexpress üzerinden tüm dünyaya satabilme olanağı getirilmiştir ve bu halihazırda henüz bir yıl olmasına rağmen bu imkânı değerlendiren 20.000’den fazla satıcı bulunmaktadır. Bu fırsat, Türkiye’nin ihracat hedeflerini gerçekleştirmede önemli rol oynama potansiyeline sahiptir.

·         Çin’deki e-ticaretin başarılı olmasının arkasında devlet ve özel sektör işbirliği yatmaktadır. Çin dünyadaki e-ticaret hacminin % 45’ini tek başına yapmaktadır.

·         Genel olarak Çin’de e-ticaretin gelişmesi şu faktörlere dayandırılmıştır: Dünyanın en kalabalık ülkesi olması, devletin internet alt yapısını desteklemesi ve internetin ucuz hale gelmesi, özel gün uygulamaları (örneğin 11.11 indirimleri), devletin lojistik destekleri ve depo gibi yerleri tahsis etmesi, coğrafi koşulların zor olmasından dolayı üreticilerin e- ticarete yönelmesi.

·         Aliexpress, Çin’de ülke için kargo teslimatlarında bir gün ve uluslararası kargo teslimatlarında maksimum 3 gün hedefini benimserken ülke içi teslimatlardaki hedefini hemen hemen gerçekleştirirken lojistik altyapısına yaptığı yatırımlarla dünyada da 3 gün hedefine gittikçe yaklaşmaktadır. Özellikle pandeminin lojistik üzerindeki olumsuz etkilerini öngörerek gerek satın alma gerekse de kiralama yöntemiyle haftalık yaklaşık 25 uçakla uluslararası teslimatlardaki maliyetleri düşürürken aynı zamanda süreleri de kısaltmıştır.

“Pandemi Dünya Ekonomisini Nasıl Etkileyecek?” konulu üçüncü panelde Turkcell Kurumsal İletişim Müdürü İldar Özdemir moderatörlüğünde, Sabancı DX Genel Müdürü Doğuş Kuran, LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, Türk Telekom Strateji, Pazarlama ve Dijital Genel Müdür Yardımcısı Barış Karakullukçu ve 4CEO Kurucusu ve Dünya Gazetesi yazarı Hakan Okay aşağıdaki hususlara değinmişlerdir:

·         Hibrit çalışma modelleri geri dönülmeyecek biçimde iş hayatına girmiştir. Esnek ve çevik olan firmalar daha avantajlı konuma gelmiştir. Ayrıca müşteri odaklı olmanın önemi artmıştır.

·         Pandemi on yıl sonra oluşabilecek dijitalleşme seviyesini hızlandırmıştır.

·         Pandemiden sonra özellikle Avrupa’da havaalanlarını yenileme çalışması nedeniyle altyapı yatırımları hız kazanacaktır. Türkiye inşaat sektöründe Çin ile birlikte önde gelen ülkeler arasındadır. Özellikle de coğrafi konumu nedeniyle Avrupa’daki yatırımcılar için Çin ile kıyaslandığında daha da avantajlı olacaktır.

·         Eğitimin pandemi süresince uzaktan olması eğitim kalitesini olumsuz etkilemiştir. Bunun etkisi önümüzdeki on sene içinde görülebilecektir.

·         Sabancı Holding, pandemi dönemi ile birlikte iş modelini dayanıklılık, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve değişen iş biçimleri olmak üzere dört önemli başlığa dayandırmıştır. Değişen iş biçimlerinden kasıt ise müşteri davranışlarındaki değişim, deneyimlerden yararlanma ve hızın önemidir.

·         Pandemi ile birlikte alışkanlıkların değiştiği, paydaş ekonomisinin ön plana çıktığı ve risk ölçümünün yeterli yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Hem kapanma döneminde hem de kısmi açılmalarda stok yönetimi daha da önemli hale gelmiştir. Tüketici davranışları hızla değişmeye başlamıştır. Örneğin sade kıyafetler pandemi başında tercih edilirken açılmalardan sonra renkli kıyafetlerin tercih edildiği gözlenmiştir.

·         Uzaktan çalışma pandeminin başlarında avantajlı görünse de özel hayat ve iş hayatının iç içe geçmesi ve verimliliğin azalması gibi nedenlerle dezavantajlı olmaya başlamıştır.

·         Pandemi sonrasında Türkiye’de tekstil, otomotiv, turizm ve inşaat olmak üzere dört sektör ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin 2050’de en büyük on ekonomi arasına girmesi için bu sektörler kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte bu hedef için teknoloji ve beşeri sermayeye yatırım şarttır.

·         Kısıtlamaların gevşediği veya tamamen kalktığı dönemde e-ticarette işletmelerin vazgeçilmez olabilmesi için; güvenli olmaları, maliyet avantajına sahip olmaları, kolaylıkta ve iyilikte öncü olması gerekmektedir. Ayrıca bu işletmelerin müşteri odağını kaybetmemesi de elzemdir. Bunların hepsinden önemlisi hızı kaybetmemek ve bunun içinde başarılı girişimleri iş modeline dahil etmek gerekmektedir.

·         Pandemi, bazı sektörlerin giderek daha da önemli olacağını göstermiştir. Özellikle sağlık ve gıdanın önemi büyük ölçüde artmıştır. Bu sektörlerde yatırım yapan veya bu sektörlerin tedarik zincirinde rol alan şirketlerin önü çok daha açık olacaktır.

·         Başarılı bir iş modeli kurabilmek için umutsuzluğun ve alan korumanın ortadan kalkması, inisiyatif verilmesi ve sahip çıkmak son derece önemlidir.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin İstanbul’daki binasında, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mezunlar Derneğinin aylarca süren hazırlık çalışmaları, her detayın düşünüldüğü mükemmel organizasyonu ve son derece titiz sağlık önlemleri ile gerçekleşen zirvenin katılımcılara yeni iş fikirleri ve yeni perspektifler kattığına inanmaktayım.

Ayrıca, uzun zamandır Çevrimiçi (Online) gerçekleştirilen panellerden sonra, katılımcılarla yüz yüze böylesi bir zirve tüm konuşmacıların ve katılımcıların moral ve motivasyonunu artırmıştır.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
D-Medya 04 Ekim 2021
M-ticaret 27 Eylül 2021
Kariyer Maratonu 16 Ağustos 2021
Anafor etkisi 09 Ağustos 2021