Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü
Gayri safi yurt içi hasılada kesintisiz büyüme süreci 21 çeyreğe ulaştı. Üçüncü çeyrekte inşaat yüzde 13,9, sanayi yüzde 6,5 büyürken, yüzde 12,7 küçülen tarımda kan kaybı devam etti. İç tüketimdeki yüzde 4,8 ve yatırımlardaki yüzde 11,7’lik artışlar, üçüncü çeyrekte büyümenin ana sürükleyeni olurken, devletin tüketimi ise yüzde 0,8 arttı. Eylül sonu itibarıyla son dört çeyrek toplamında GSYH 1 trilyon 537,9 milyar, kişi başı milli gelir 17.886 dolar oldu.
Türkiye ekonomisi parasal sıkılaştırma sürecine rağmen büyüme dinamiğini koruyor. Gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 ile beklentilere yakın bir büyüme kaydetti. GSYH’de kesintisiz büyüme süreci 21 çeyreğe ulaştı. Büyümede, özellikle iç tüketimde devam eden canlılık ve yatırımlarda başlayan ivme etkili oldu. Sanayi ve özellikle inşaat hızlı büyürken, tarımda ise kan kabı ağırlaştı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı temmuz-eylül dönemi GSYH tahminlerine göre üretim yöntemiyle milli gelir, bu dönemde cari fiyatlarla geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,6 artarak 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL oldu. Üçüncü çeyrekte GSYH’nin ABD doları cinsinden tutarı da 432 milyar 880 milyon olarak gerçekleşti. Zincirlenmiş hacim endeksine göre üçüncü çeyrekte GSYH’de geçen yılın aynı çeyreğine göre büyüme yüzde 3,7 olarak hesaplandı. Bu arada TÜİK, önceki iki çeyreğe ilişkin daha önce açıklanmış olduğu büyüme verilerinde revizyona gitti. Bu yılın ilk çeyreğindeki büyüme oranı yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e, ikinci çeyreğin oranı da yüzde 4,8’den yüzde 4,9’a revize edildi. Böylece ilk dokuz aydaki büyüme de yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksine göre bir önceki çeyreğe göre artış ise yüzde 1,1; takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksinde geçen yılın aynı çeyreğine göre artış da yüzde 3,4 oldu.
Tarımda ağır kan kaybı
Tarımda sektöründe ise kan kaybı hızlanarak devam etti. Bu yılın ilk üç çeyreğinde de ana sektörler içinde en olumsuz gelişme, bu sektördeki küçülme oldu. Revize verilere göre tarımda bu yıl ilk çeyrekte yüzde 0,7, ikinci çeyrekte yüzde 5,5 olan küçülme, üçüncü çeyrekte yüzde 12,7’ye ulaştı. Son yıllarda tarım sektörünü etkileyen olumsuz iklim koşulları, 2025 yılında da etkisini sürdürdü. Kuraklık, iklim değişikliği ve su stresi birçok bölgede rekolte kaybına yol açtı, üretim maliyetlerini artırdı. Mazot, gübre, tohum, pestisit ve enerji başta olmak girdi fiyatlarındaki sert artış üreticinin maliyetini yükseltirken satış fiyatlarıyla aradaki makas daraldı; çiftçinin üretimden çekilmesi hızlandı. İthalata dayalı politika ve fiyat belirsizliği, yatırım isteğini zayıflattı; tarımda planlama ve destek sisteminin yetersizliği üretimi zorlaştırdı.
Sanayi canlı, inşaat atağa geçti
Sanayide bu yıl ikinci çeyrekte başlayan canlanma üçüncüde ivme kazandı. Sanayi sektörü ikinci çeyrekte yüzde 6 büyümüştü. Sanayi üçüncü çeyrekte de yüzde 6,5’lik bir büyüme kaydetti. Bu kapsamda imalat sanayiindeki büyüme yüzde 7,7 oldu.
Geçen yılın aynı dönemine göre en hızlı büyüme yüzde 13,9’la inşaat sektöründe yaşandı. Deprem konutları yatırımlarının da etkisiyle hızlı büyüyen inşaat sektörü bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 8,5 ile iktisadi faaliyet kolları içinde en hızlı büyümeyi kaydetmişti.
Finans ve sigortada yüzde 10,8 ve bilgi ve iletişimde de yüzde 10,1’le yüksek oranlı büyüme kaydedildi.
Emeğin milli gelirdeki payı yüzde 35
Bu yıl üçüncü çeyrekte geçen yılın eş dönemine göre işgücü ödemeleri yüzde 41,1, “net işletme artığı/karma gelir” ise yüzde 43,5 arttı. Emek kesiminin milli gelirden aldığı payı gösteren işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içinde geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 35 olan, bu yıl aynı ikinci çeyrekte yüzde 38,4’e yükselen payı, üçüncü çeyrekte tekrar yüzde 35’e geriledi. Sermaye kesiminin milli gelirden aldığı payı gösteren net işletme artığı/karma gelirin geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 46,9 olan, bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 41,3’e inen payı ise üçüncü çeyrekte yüzde 46,7’ye yükseldi.

Kişi başı gelir 17.886 dolar
Son açıklanan milli gelir verilerinde, eylül sonu itibarıyla son dört çeyreğin toplamında GSYH hacmi ise 1 trilyon 537,9 milyar dolar. TÜİK’in 1 Ekim itibarıyla 85 milyon 980 bin 654 olarak belirlediği nüfusa bölündüğünde kişi başı milli gelir 17 bin 886,5 dolar ediyor. Ancak bu artışta, enflasyon-kur marjı nedeniyle “fiktif” bir zenginleşme algısı yaratan TL’deki değerlenmenin etkisi büyük. Baskılı kur politikası terk edilip dövizin serbest bırakılması durumunda kurun geleceği olası yüksek düzeyin, kişi başı geliri bir anda aşağı çekme olasılığı bulunuyor.
Milli gelir, bir takvim yılında ülkede yaratılan toplam katma değerin parasal karşılığını ifade ediyor. Bunun nüfusa bölünmesi ile de kişi başı milli gelir bulunuyor. Kişi başı gelirde son iki yıldaki hızlı artışta, nüfus artışının iyice yavaşlamasının da kısmî payı bulunuyor.
Tüketim ve yatırımda gaza basıldı
Enflasyonu tek haneye indirme hedefi doğrultusunda parasal sıkılaştırma devam ederken faiz indirimleri ile geçilen kontrollü gevşeme sürecinde iç talep canlılığını korudu. İç tüketimdeki artış ivmesi, üçüncü çeyrekte de büyümeye önemli katkı yaptı. Zincirlenmiş hacim endeksinde yerleşik hane halklarının tüketimi geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,8 arttı. Revize verilere göre söz konusu harcamalarda geçen yıl ilk çeyrekte yüzde 7,8 olan artış, ikinci çeyrekte yüzde 1,6’ya düşmüş, izleyen iki çeyrekte yüzde 3,2 ve yüzde 4,7 ile ivme kazanmış ve yılın tümünde yüzde 4,3 olmuştu. İç tüketimde bu yıl revize verilere göre ilk çeyrekte yüzde 2,1, ikincide yüzde 4,4 olan artış üçüncüde biraz daha hızlandı.
Bu yıl üçüncü çeyrekte; kamu ve özel sektör yatırımlarını gösteren gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 11,7 artış kaydetti. Bu kapsamda inşaat yatırımlarındaki artış yüzde 13,3, makine ve teçhizattaki yüzde 11,3 oldu. Devletin nihai tüketim harcamaları ise üçüncü çeyrekte yüzde 0,8 oranında bir artış gösterdi. Mal ve hizmet ihracatı, geçen yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,7 gerilerken, (eksi) mal ve hizmet ithalatındaki artış yüzde 4,8’e ulaştı, böylece net ihracatın milli gelir büyümesine etkisi negatif oldu.
Yılmaz: Dengeli seyir daha da belirginleşecek
Büyüme verilerinin, enflasyonla mücadele kapsamında aldıkları kararların yansıması olarak ortaya çıktığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Mali disipline verdiğimiz önem ve sıkılaştırıcı politikalardan yatırımların görece daha az etkilenmesi yönündeki çabalarımızı bu rakamlar desteklemektedir. Üçüncü çeyrek verileri, dengeli büyüme modelimize uygun olarak ekonomimizin dirençli yapısını ve sürdürülebilir büyüme patikasındaki kararlılığımızı ortaya koymaktadır" açıklamasını yaptı.
Şimşek: Ekonomik aktivitedeki artışı daha olumlu olacak
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Büyümenin son çeyrekte ılımlı seyretmesini ve 2025 yılında OVP'nin sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Daha elverişli finansal koşullar ve destekleyici küresel konjonktür sayesinde ekonomik aktivitedeki artışın 2026'da, bu yıldan daha olumlu olmasını bekliyoruz. Ayrıca büyümenin, enflasyondaki düşüşü desteklemeye devam edeceğini değerlendiriyoruz."
Bolat: Yatırımlar büyümeyi desteklemeyi sürdürdü
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yatırım harcamalarının, büyümeye yüzde 2,8 puan katkı sunduğunu belirterek, "Böylelikle, yatırımlar büyümeyi desteklemeyi 4 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür" ifadesini kullandı.
Bolat, "İhracatımız bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,9 artarken, ithalat yüzde 4,4 azalmıştır. Yatırım harcamaları ise bir önceki yıla göre yüzde 11,7 artarak, ekonomik büyümeye yüzde 2,8 puan katkı sunmuştur. Böylelikle, yatırımlar büyümeyi desteklemeyi 4 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür" ifadesini kullandı.
İş dünyası yatırım ve tarıma dikkat çekti
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç:
Üçüncü çeyrekte yatırımların yüzde 11,7 yükselmesini değerli buluyoruz.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak: Tarımdaki daralma sadece büyümeye katkısı açısından değil gıda arz güvenliği ve fiyatlar üzerinden değerlendirilmeli.
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın: Önümüzdeki dönemde özellikle yüksek katma değerli üretim, teknoloji yatırımları ve verimlilik artışına yönelik adımların güçlendirilmesiyle Türkiye ekonomisinin daha sürdürülebilir bir büyüme patikasına gireceğine inanıyoruz.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz:
Son bitkisel üretim tahminleri, 2025 yılı genelinde bitkisel üretimde gerilemeye işaret ediyordu. Elbette bu rekolte kayıplarında olumsuz hava koşulları, kuraklık, yer yer don olayları gibi faktörler etkili olmuştur.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç: Önümüzdeki dönemde sanayimizin ivme kazanacağı yönündeki umutlarımızı artırıyor.