Türkiye “Mavi Vatan” yasasında ısrarcı olmalı
Bayram tatilinde bir arkadaşımla birlikte Atina’ya gittim. Yıllardır Yunanistan’a tatile giden birisi olarak her bayramda Yunanistan’da çok sayıda Türk turist görmeyi alışkınım. Hele de Türkiye’ye coğrafi yakınlığı olan Sakız, Midilli, Rodos gibi Yunan Adaları’nda elini sallasan Türk turiste çarpar. Malum Türkiye’de orta sınıfın bütçesi kendi ülkelerindeki turizm tesislerindeki fahiş fiyatlar nedeniyle Bodrum’da, Çeşme’de tatil yapmaya yetmeyince - vizesi olan herkes soluğu Yunan Adaları’nda alır oldu.
Ancak Yunanistan’a bu gidişimde Türklerin yanı sıra bir başka ülkeden daha gelen turistin sayısının belirgin bir biçimde arttığını gördüm: İsrailliler.
Görünen o ki eskiden Antalya’dan çıkmayan İsrailli turistler, Türkiye ve İsrail ilişkilerinin kopma noktasına gelmesiyle birlikte rotayı Yunanistan’a çevirmişler. Ayrıca İsrail’in Gazze’de işlediği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edilen soykırım suçunun ardından, İsrailli turistlerin etraftan tepki görmeden rahatça gezebileceği ülkelerin sayısı da kısıtlandı.
İsrail - Yunanistan iş birliği
İsrailli turistlerin bu tercihinde tabi ki İsrail’in son dönemde Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la savunma ve enerji alanlarında kurmuş olduğu yakın iş birliklerinin de etkisi bulunuyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, Ortadoğu’daki saldırgan politikalarının bir uzantısı olarak Türkiye’yi de düşmanlaştırmaya başlayınca, buna paralel olarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la Türkiye’yi dışlayan savunma ve enerji anlaşmaları imzalamaya da başladı. Bu üçlü iş birliği, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı ve KKTC’nin bölgedeki haklarını görmezden gelen enerji anlaşmalarıyla devam etti.
Enerji iş birliği konusunda öne çıkan projelerden biri de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı deniz altından döşenecek bir elektrik kablosuyla ortak bir elektrik şebekesine bağlamayı içeriyor.
“Great Sea Interconnector” adlı proje, dünyanın en uzun denizaltı elektrik kablosu aracılığıyla İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan elektrik şebekelerini hem birbirine hem de Avrupa anakarasına bağlayacak. 1200 kilometreden fazla uzunluğa sahip olan proje şu anda ilerliyor.
Üç ülkenin lideri ayrıca doğalgaz geliştirme konusunu da görüşüyorlar, özellikle de Kıbrıs’ın güney kıyılarında, ülkenin deniz Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki 12 numaralı keşif sondaj bloğunda bulunan devasa Afrodit gaz sahasını.
İşte tam da bu noktada, Türkiye’nin bu ay yürürlüğe koyacağı yeni yasa, Yunanistan’ın hak iddia ettiği ekonomik sularla ilgili bölgesel planları bozabilir.
Türkiye’nin “denizlerdeki Misak-ı Milli sınırlarının ilanı” olarak tanımlanan Mavi Vatan Doktrini, Türkiye’nin kara yüzölçümü 783 bin 562 kilometrekareyken, “Mavi Vatan” coğrafyası içinde Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge ve deniz yetki alanlarının yaklaşık 462 bin kilometrekare olduğunu söylüyor.
Yani toplamda Türkiye’nin jeopolitik, siyasi ve ekonomik coğrafyası 1 milyon 245 bin kilometrekare olarak hesaplanabilir. Dolayısıyla bu yasaya göre Türkiye, sadece kıyılarının güvenliğini değil aynı zamanda deniz ticaret güzergâhlarını, enerji kaynaklarını, deniz altı zenginliklerini ve jeopolitik erişim bölgelerinin de güvenliğini sağlamakla mükelleftir.
İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki savunma ve enerji alanlarındaki iş birliği her geçen gün daha artarak Türkiye’ye karşı bir Doğu Akdeniz bloğu olma tehdidi taşıyor. Bu nedenle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hem kendi haklarını hem de KKTC’nin haklarını araması açısından Mavi Vatan yasasında ısrarcı olması ve proaktif politikalar yürütmesi elzem hale gelmiş durumda.