Türkiye yapay zekâ atılımının neresinde?
Yapay zekâ (YZ) bireyler, şirketler ve ülkeler arasındaki uçurumları derinleştiriyor. Türkiye YZ teknolojisindeki hızlı gelişmelere erken adapte olabilirse, yeniden şekillenecek küresel sistemdeki konumunu güçlendirebilecek. Bu alandaki gelişmelere ne ölçüde hazır olduğuna bakalım.
Yeni teknolojileri geliştirmek, uygulamak, devrim niteliğindeki dönüşümlere ayak uydurmak bazı koşulları gerektirir. Bunların başında uygun regülasyon çerçevesi, altyapı, insan kaynakları, finansman imkanları, kritik hammaddelere erişim, pazar büyüklüğü, kamunun kolaylaştırıcı rolü gelir. Bu durum ülkelerin YZ alanındaki performanslarını ölçmenin de temelini oluşturur.
Ülkeler arası karşılaştırmalar
YZ’nın baş döndürücü gelişim hızı, tanımlanma, durum saptama ve kapasite ölçme işlerini zorlaştırsa da ülkelerin YZ performansını karşılaştırabileceğimiz epey çalışma var. Stanford AI Index, IMF AI Preparedness Index, Oxford AI Readiness Index, Tortoise Global AI Index ve OECD AI Index gibi çalışmalar, ülkelerin performansını kapsamlı analizlerle düzenli olarak değerlendiriliyor.
Bunların yanı sıra, WEF gibi organizasyonların ve Microsoft gibi şirketlerin çalışmaları ve Birleşmiş Milletler’in konuyla ilgili veri setleri de var. Bu çalışmalarda YZ’nin geliştirilmesi ve benimsenmesi için koşulların uygunluğu, teknik kapasite, YZ’nin ekonomik ve toplumsal etkileri, yönetişim modeli gibi farklı boyutlar ön plana çıkabiliyor.
Farklı çalışmalarda ABD ve gelişmiş ekonomiler ilk sıralarda yer alıyor. Ayrıca çeşitli çalışmalarda bu farkın açıldığı da görülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu çalışmalardaki konumunu takip etmesi YZ’nin getireceği küresel fırsatlardan yararlanabilmesi açısından önemli.
Bu çalışmalarda Türkiye’nin konumuna baktığımızda kullanılan veri setlerinin ve metodolojilerin farklı olması sıralamayı da etkiliyor. Buna karşılık tüm çalışmalar bir noktayı gösteriyor: Türkiye YZ teknolojilerinde, birçok küresel güney ülkesinin önünde olsa da ilk sıralarda yer alan 30-40 lider ülke arasında değil. Türkiye bunları izleyen, teknolojiyi geliştiren değil, sonradan uygulayan ülkeler arasında yer alıyor. Teknolojide zaten ileri olan ülkelerin bu sayede konumlarını konsolide ettiklerini ve geriden gelen ülkelerle aralarındaki makası açtıklarını dikkate aldığımızda, teknoloji yarışına daha stratejik yaklaşmamız gerekiyor.
Bu çalışmaların detayları hangi alanlarda gelişme sağlanması gerektiği konusunda da fikir veriyor. İncelediğim çalışmalarda politika geliştirme ve kamu kullanımı başlıkları Türkiye’nin performansına olumlu katkı yaparken, YZ kullanımı ve altyapı gibi başlıkların genel performansı aşağı çektiği görülüyor.
Biraz detaylandırayım:
●Türkiye, Oxford Government AI Readiness Index (2025) çalışmasında 195 ülke arasında 53. sırada yer alıyor. Türkiye kamu sektörünün YZ adoptasyonu ve strateji geliştirme kapasitesi başlıklarında yüksek puan alırken altyapıda ve inovasyon çıktılarında önemli eksiklikler dikkati çekiyor.
●Türkiye, Tortoise Media - Global AI Index listesinde de 83 ülke arasında 40. sıralarda yer alıyor. Endeksin alt bileşenlerine bakıldığında; kamu stratejisi ve işletme ortamı alanları göreceli olarak daha güçlüyken, araştırma ve beceriler alanlarında ortalama, araştırma ve geliştirme, altyapı ve ticarileşme başlıklarında ise katedilmesi gereken mesafenin fazla olduğu görülüyor.
●Dünyanın en çok atıf alan YZ raporu olan Stanford Üniversitesi İnsan Merkezli Yapay Zekâ Enstitüsü (HAI) tarafından hazırlanan Stanford HAI AI Index raporu YZ alanındaki gelişmeleri tematik başlıklar altında inceliyor. Çalışmada Türkiye’nin BİT eğitimini geliştirme konusunda önde gelen ülkeler arasında yer alırken, YZ regülasyonu için kamuya güvende ise gerilerde konumlandığı, buna karşılık araştırma-geliştirme, teknolojik performans, YZ ekonomisi, bilim ve tıpta YZ kullanımı gibi başlıklarda ise öne çıkan ülkeler arasında yer bulamadığı görülüyor.
●OECD'nin 38 üye ülkeyi kapsayan ve YZ politikalarının uygulanmasını ölçen OECD AI Index (2024) çalışmasında Türkiye, 0,30'luk genel puanı ile son beş ülke arasında sıralanıyor. Altyapı bu çalışmada da Türkiye’nin notunu aşağı çekiyor.
●IMF AI Preparedness Index’ine göre Türkiye 174 ülke arasında 50. sırada.
Altyapı ve beceri geliştirme en öncelikli alanlar
Ülkeler arası karşılaştırmaların neredeyse tamamında altyapı en önemli kısıt olarak karşımıza çıkıyor. Hesaplama kapasitesi, veri altyapısı, elektrik üretimi, internet bant genişliği gibi fiziksel veya işlemsel altyapı yetersizlikleri ve veri paylaşım politikalarındaki sorunlar, Türkiye’nin YZ atılımının önündeki en net kısıtlar.
En tartışmalı başlık ise yetenek havuzunun YZ atılımını ne ölçüde desteklediği. Burada nicelik ve nitelik farkı dikkati çekiyor. Türkiye, bilişim alanında mezun verme konusundaki başarısına rağmen, nitelikli yeteneği elde tutma, iş gücü piyasasına entegre etme ve cinsiyet eşitliğini sağlama konularında sıkıntılar yaşıyor. Ayrıca, Türkiye akademik yayın hacmindeki performansını patentlere ve somut teknolojik çıktılara dönüşme açısından zayıf.
Bir diğer tartışmalı alan da YZ kullanımı. Microsoft ve Stanford HAI AI endekslerinin işaret ettiği gibi Türkiye’de bireyler ve öğrenciler arasında YZ kullanımı yaygınlaşıyor olsa da aynı durum iş dünyası özellikle de KOBİ’ler için geçerli değil.
YZ kullanımını işletmeler bazında inceleyen OECD çalışmasında, 2023-2024 döneminde neredeyse tüm ülkelerde bir ivmelenme görülürken, Türkiye'nin bu eğilimin tek istisnası olduğu ve işletme düzeyinde YZ kullanım oranlarında yüzde 1 düşüş kaydedildiği görülüyor.
Türkiye'nin temel sorunu stratejik çerçevenin mevcut olmasına, kamunun dijital teknolojileri benimseme hızına, bireysel ilgiye, büyük şirketlerin adaptasyon kapasitesine rağmen, YZ'nin ekonomik değere dönüşmesinin yavaş ve topluma entegrasyonunun sınırlı olmasında.
Bunun da arka planında, YZ'nin üzerine inşa edileceği genel ekonomik ve kurumsal zeminin yeterince güçlü olmaması yatıyor. YZ ekonomileri yüksek nitelikli insan kaynağı, güçlü araştırma üniversiteleri, derin sermaye piyasaları, büyük ölçekli özel sektör yatırımları ve öngörülebilir kurumsal yapılar üzerinde yükseliyor. Bu yapısal eksiklikler Türkiye'nin küresel sıralamalardaki konumunu zayıflatıyor.
Yeşim Üçdoğruk Gürel ve Yılmaz Kılıçaslan ile yaptığımız ve TÜBİSAD tarafından yayımlanan Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi de bu bulguları destekliyor. Dijital teknolojilerin kullanımı toplumun ve ekonominin tümüne yayılmadan YZ çağını yakalamamız söz konusu olmayacak.
Bu nedenle YZ’yi sadece teknoloji politikalarına hapsetmek yerine makroekonomik istikrarın öncelenmesi, gelişkin bir kurumsal yönetişim yapısının oluşturulması, çağın becerilerini önceliklendiren bir eğitim sistemi gibi çok daha geniş bir çerçevede düşünmek gerekiyor. Ülkeler, teknolojik gelişmeyi geniş bir çerçevede ele alıp pasif bir kullanıcı olmanın ötesine geçtiklerinde büyük verimlilik ve refah artışları sağlayabiliyorlar.
Teknolojik devrimlerin yarattığı çalkantılar birçok yeni sıkıntıya yol açtığı gibi, böyle sıçramaları gerçekleştirmek için fırsatlar da ortaya çıkarıyor. Türkiye’nin de bu fırsatları değerlendirerek küresel sıralamalardaki geriden takip eden ülkeler arasından sıyrılması ve lider ülkeler seviyesine yaklaşması mümkün. Ancak uzun vadeli ve stratejik bir zihniyetle hareket etmek, teknolojik gelişmeyi ivmelendirecek politikaları benimsemek, bu politikaları ısrarlı ve tutarlı bir biçimde uygulamak böyle bir sıçramanın ön koşuludur elbette.