Türkiye’de parası olanın da işi zor

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Türkiye’de parasızlık zor olduğu gibi parası olanın da işi hiç kolay değil. Para biriminin bu kadar oynak olduğu, enflasyon ve faizin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede paranızın reel değerini korumanız başlı başına bir uğraş gerektiriyor. Türkiye’de yatırım deyince geniş kitlelerin aklına 4 tane enstrüman geliyor. Vadeli mevduat, döviz, altın ve gayrımenkul. Bunların yanında özellikle sermaye piyasaları gelişmiş ülkelerde hisse senedi, tahvil-bono ve fonlar da kişilerin yatırımlarını yönlendirdikleri enstrümanlar.

Yukarıda da belirttiğim gibi buradaki kritik kelime “Reel”. Reel getiri sizin bir finansal üründen elde ettiğiniz getirinin içinden ilgili döneme ait enflasyonun çıkarılmış halidir kabaca. Asıl önemli olan da bu getiridir. Türkiye’de son 1 yılda enflasyon oranı %18.95, eğer siz bir yatırımınızdan %15 getiri elde ettiyseniz kâr ettim sanıyor olabilirsiniz ama gerçekte “reel” olarak %3.95 zarar etmişsiniz demektir. Yani paranızın ülkedeki mallar karşısındaki alım gücü %3.95 erimiştir. Maalesef bu konuya yeteri kadar dikkat edilmiyor.

Geçtiğimiz haftalarda Twitter’da alternatif getiriyle ilgili bir anket yaptım. Soru şuydu; “Dolar kuru 8.56’yken 1 yıl sonra 9.75’ten satacağınızı garanti etsem bugün dolar alır mıydınız?”. Yaklaşık 5.300 kişi katıldı ve katılımcıların neredeyse yarısı bu soruya “evet” yanıtını verdi. Halbuki dolar 8.56’dan 9.75’e çıktığında elde edilecek getiri yaklaşık %14’tür. Halihazırda gerek vadeli mevduatta gerekse de devlet tahvilinde bunun çok daha üzerinde (%18-%19) getiri elde etme şansı varken anketteki soruya verilmesi gereken rasyonel cevap “hayır” olmalıydı. Yatırımcılarımızın hem reel getiri hem de alternatif getiri kavramlarını içselleştirmeden paralarını Türkiye gibi zor bir ülkede korumaları oldukça zor. Bir de tabii ki bunun yanında ilgili yatırımın taşıdığı riskin de mutlaka dikkate alınması gerekir.

Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları

Yukarıda bahsettiğim kurallara uyulsa dahi yine de enflasyon üzerinde bir getiri elde etmek maalesef garanti değil. TÜİK her ay “Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları” başlıklı bir bülten yayımlıyor. Bu bültende devlet iç borçlanma senetleri(DİBS), dolar, euro, altın, vadeli mevduat ve BIST100’ün son 1-3-6 aylık ve 1 yıllık reel getirilerini paylaşıyor. Temmuz 2021’e ilişkin yayımlanan bültendeki aylık ve yıllık reel getiri grafiklerini paylaşıyorum. Gördüğünüz gibi aylıkta neredeyse hiçbir üründe reel getiri sağlanamamışken, yıllıkta da sadece yabancı para bağlantılı ürünlerde reel getiri gerçekleşmiş. (Bireysel yatırımcı ağırlıklı konuştuğumuz için kırmızı olan TÜFE’yle indirgenmiş barları dikkate almanızda fayda var.)

Yukarıdaki tablolar bize Türkiye’de neden vatandaşın dövize ve altına yöneldiğini, hatta grafiklerde finansal yatırım aracı olmadığı için yer almayan konut ve otonun neden yatırım için bu kadar tercih edildiğini gösteriyor. Özellikle son 1 yılda BIST100, vadeli mevduat ve DİBS’teki negatif reel getirilerin temel nedenlerinin de uygulanan ekonomi politikaları olduğunu belirtmek gerekir. Hisse senetleri fiyatlarının düşük olmasının bir nedeni ani merkez bankası başkanı değişiklikleriyle yabancı yatırımcıyı küstürmemizken diğer bir nedeni de yüksek faizdir. Hisse senedi fiyatları gelecekte elde edilecek karların ya da serbest nakit akışlarının bugüne indirgenmesiyle hesaplanır. Bu indirgemeyi gerçekleştirdiğiniz faiz oranı yüksekse hisse fiyatları da düşük kalır. Birçok ekonomik problemin temel kaynağı olan baskıyla düşük faiz politikamız maalesef bu alanda da olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Düşük faiz ısrarı ve buna dönük alınan aksiyonlar yüksek kura, yüksek kur yüksek enflasyona, yüksek enflasyon da yüksek faize neden olunca hisse fiyatları da baskılanmıştır.

Ayrıca 1 yıllık reel getirilerde mevduat ve DİBS’teki negatif getirilerin oldukça yüksek olması da, faizleri düşürüp ekonomiyi canlandıracağız diyerek uygulanan politikalar sonucu vatandaşın elindeki tasarrufun erimesinin net bir göstergesidir.

Sonuç itibariyle Türkiye’de yatırım yapmak zor zanaat. Gerek politik belirsizlikler, gerek sık değişen kurumlar ve kişiler, gerek dalgalı para birimimiz ve yüksek enflasyonumuz yatırımcıyı zora sokuyor. Ekonomiyi kendi kuralları içinde akışına bırakırsak yatırımcılar da kendi tasarruflarını korumak konusunda daha rahat edecekler.

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar