Türkiye’de yerli PCR testi kapasitesi yeterli!

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Türkiye okullardan ulaşıma, stadyumdan konser salonlarına kadar aşı kartı ve PCR testi zorunluluğunu içeren bir dizi tedbirle pandeminin ikinci sonbahar/kış sezonuna giriyor. Artan vaka sayıları “Yakında yeni bir kapanma kararı gelir mi?” tartışmalarını güçlendirse de Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere hem kamunun hem de iş dünyasının talebi, “Aşı ve test kontrollerini sıkılaştıralım, kapılar da ekonomi de açık kalsın” yönünde.

Aşı zorunluluğuna dair bir karar henüz çıkmadı ancak aşı olmayanların sosyal yaşamlarını kısıtlayan önemli bir karar alındı; birçok mekana en çok 48 saat önce yapılmış ve sonucu pozitif olan PCR testi vermeden girmek yasak. Bu kararın ardından gözler, yerli test kiti üreticilerine çevrildi. Türkiye’nin bu talebi karşılayacak test üretim kapasitesi var mı? Testlerin ücretlerini vatandaş mı yoksa organizasyon şirketleri mi karşılayacak?

Kapasite sorunu yok!

Pandemi döneminde ürettiği PCR testi kitleri hem Dünya Sağlık Örgütü hem de FDA’den onay alan dikkat çekici bir sağlık girişimi var: Bioeksen. 2014’te Canan Ketre Kolukırık tarafından, KOSGEB Ar-Ge İnovasyon desteği alarak kurulan şirket bugüne kadar 80 milyona yakın PCR testi satmış. Pazarın da büyük bölümüne hakim durumda. Başarılı girişimci Canan Ketre Kolukırık, Türkiye’de pandeminin başından bu yana test altyapısının oldukça güçlendiğini, özellikle laboratuvar altyapısına önemli yatırımlar yapıldığını söylüyor. Kolukırık’a göre test üretiminde ise Türkiye olarak ciddi bir atılım gerçekleşmiş durumda. Yeni dönemde şikayetlerden bağımsız olarak test taleplerinin artacak olmasını ne devletin ne de kendilerinin bir sorun olarak gördüğünü söylüyor. “Biz Bioeksen olarak şu anda aylık 30 milyon test üretme kapasitesindeyiz. Belli zamanlarda, ihtiyaç olduğunda bu kapasitenin tamamını ürettik, şu an ortalama aylık 10 milyon adet test üretiyoruz” diyen Kolukırık, henüz yeni dönemle ilgili bir talep almadıklarının altını çizdi.              

PCR, eczane işi değil!

Yurtdışında eczanelerden satın alınarak hatta evlere sipariş verilerek temin edilen COVID testleri de olduğunu hatırlattığımız Kolukırık, “Mesele hangi test olduğu” yorumunu yapıyor. Kolukırık, “Şu anda en sağlıklı sonucu veren testin PCR olduğu kabul edilmiş durumda. Bu testlerin de profesyonel ekiplerce yapılması ve yetkinlik belgesi olan laboratuvarlarda incelenmesi gerekiyor. Her laboratuvar bu hizmeti veremez. Bu nedenle regülasyon önemli” yorumunu yapıyor.            

Delta, PCR’dan kaçabiliyor mu?

Canan Ketre Kolukırık, test sonuçlarının değişken çıkmasını ise kitlere değil, inceleme sürecine bağlıyor. “Virüsün testten kaçması mümkün değil. Örnek alımından taşınmasına, laboratuvardaki personele kadar birçok faktör sonucu etkileyebilir” diyen Kolukırık, şöyle devam ediyor: “PCR testinde pozitif-negatif sonuç çıkmasını varyanta bağlamak doğru değil. Delta, PCR’dan kaçıyor demek yanlış olur.”

Testler 30 dakikada sonuç veriyor

Son dönemde gelişen üretim teknolojisiyle test sonuçlarının daha hızlı alınabildiğini vurgulayan Canan Ketre Kolukırık, “Şu anda kitlerimiz 30 dakika içinde sonuç veriyor. Biz aynı zamanda belirlenen COVID virüsünün, DSÖ’nün ‘endişe varyantları’ listesindeki 5 varyanttan hangisi olduğu bilgisini de 30 dakikada verebiliyoruz. Kitimiz, bu özelliğiyle dünya genelinde benzeri olmayan bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Çünkü ilerleyen dönemlerde varyantların artacağını düşünüyoruz” diyor.

NGS teknolojisini üç kat hızlandıran ürün yaptık        

SARS-CoV-2’nin tüm genetik materyalini deşifre eden, ve 2-3 günde sonuç alınabilen yeni nesil dizileme (NGS) adı verilen bir teknoloji var. Bioeksen mühendisleri, NGS yöntemini üç kat hızlı ve daha az maliyetli yapabilen basit bir cihaz geliştirdi. Yeni ürün önümüzdeki günlerde piyasada olacak. Kolukırık, “Cihaz, NGS yönteminin maliyetini de iki kat azaltıyor. Yeni teknolojimizin ileri genetik analizlerde bir devrim niteliğinde olacağını öngörüyoruz” bilgisini veriyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar