Türkiye’nin 2026 karnesi
Brüksel’de görev yapan Türk gazeteciler için ilkbaharın sonu ve sonbahar en kritik dönemdir. İlkbaharın sonunda Avrupa Parlamentosu’nun (AP) ve sonbaharda Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun hazırladığı Türkiye Raporları açıklanır her yıl. Brüksel’de eskiden “atlatma haber”in en çok yapıldığı dönemlerdi Türkiye raporlarının açıklanmasından önceki günler…
AP’nin İspanyol Milletvekili Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan Türkiye Raporu geçtiğimiz hafta AP Genel Kurulu’nda görüşülerek kabul edildi. AB’nin yasama organı olarak görev yapan milletvekillerinin halk tarafından doğrudan seçilen AP’nin hazırladığı Türkiye Raporu’nda Türkiye’ye karşı çok sert eleştirilere yer verildi.
AP Genel Kurulu’nda 381 “evet” oyuyla kabul edilen Türkiye Raporu’nda beş yıl sonra yeniden “laiklikle vurgusu” yapıldı. Raporda, “AP, Türk makamlarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden duyduğu endişenin giderek arttığını ifade eder” denildi.
AB ile Türkiye arasında 2005’te başlayan üyelik müzakerelerinin 2018’den beri “fiilen durmuş durumda” olduğu hatırlatılan Türkiye Raporu’nda, “mevcut durumda müzakerelere dönülmesi için hukukun üstünlüğünün ve demokratik süreçlerin korunması konusunda somut ilerleme kaydedilmesi” istendi.
Hukukun üstünlüğü ve demokratik süreçlerde ilerleme sağlanmadığı takdirde üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılamayacağının vurgulandığı raporda, “AP, bu süregelen eylemsizliği, Türk hükümetinin reform ya da üyelik sürecini yeniden canlandırma konusunda gerçek bir siyasi iradeye sahip olmadığının açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor” görüşüne yer verildi. Raporda, “AP, AB genişleme politikası şu anda yeni bir ivme kazanıyor olsa da Türkiye’nin demokratik reformlardaki eksiklikler nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığını üzülerek not etmektedir” denildi.
AP’de 107 milletvekilinin “hayır” oyu kullandığı Türkiye Raporu’nda ilk kez bir isim verilerek, AB sınırları içerisindeki varlıklarına yaptırım çağrısı yapıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yaptırım çağrısı yapılan raporda, “Demokratik gerileme göz önüne alınarak insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’nin işletilmesi” talep edildi. Raporda, “Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Yargıda çifte standart
AP’nin Türkiye Raporu’nda Türkiye’deki “yargı sistemi” her yıl özellikle üzerinde durduğu konuların başında geliyor. Raporda, “Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini” yer verilen raporda, “AP, yargı sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık eksikliğini ve çifte standartların yaygın olarak uygulanmasını esefle karşılamaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındakiler de dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını isteyen AP, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dava sürecini eleştirdi ve tutukluluk halini bir kez daha kınadı.
“Terörsüz Türkiye” desteği
AP’deki oylamada 171 milletvekilinin “çekimser” oy verdiği Türkiye Raporu’nda, “PKK’nın feshedileceğinin duyurulması gibi önemli gelişmelerin önünü açan” ve halen devam eden “Terörsüz Türkiye” girişimi kapsamında Türk makamlarının ve siyasi partilerin çabaları takdirle karşılandığı ifade edildi. “Terörsüz Türkiye” sürecinde zamanında ve kararlı adımlar atılamadığı görüşüne yer verilen raporda, “Süreci daha kırılgan ve dış gelişmelere karşı daha savunmasız hale getirdiği, daha fazla kutuplaşmaya zemin hazırladığı” belirtildi.
Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki önemli konu başlıkları arasında yer alan “vize serbestisi” Türkiye Raporu’nda, “AP, Türk hükümetini vize serbestleştirme diyaloğunun yeniden başlatılmasını engelleyen kalan engelleri gidermeye çağırırken aynı şekilde AB Konseyi’ni de bu adımlar atıldıktan sonra kendi payına düşeni yapmaya çağırır” cümlesiyle yer verildi. Türkiye’ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirme çağrısı yapıldı.
Atanmışlar, bürokratlar ve teknokratların hazırladığı değil doğrudan seçilmişler tarafından kaleme alınan ve AP’de görev yapan milletin vekilleri tarafından oylanarak kabul edildiği için AP’nin Türkiye Raporu’nu daha kıymetli bulurum. Çünkü, bağlayıcılığı olmasa da AP Türkiye Raporu Avrupa halklarının dışarıdan Türkiye’ye bakışını ortaya koyar ve daha öğreticidir…