21 °C
İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Türkiye’nin operasyonlarda elinin rahatlaması ne getirir?

Geçtiğimiz hafta PKK’nın silahlı kanadının liderlerinden Cemil Bayık’ın bir İHA saldırısı sonunda öldürüldüğüne ilişkin rivayetler Türk ve Kürt medyasında gidip geldi. Bu sohbetin yapıldığı sırada Kuzey Irak’ın dağlarında gerçekleştiği söylenen eylem ve sonuçları doğrulanmamış, ölenin bir başka önemli lider olduğu ve Irak ordusuna mensup rütbeli iki subayın da can verdiğine ilişkin rakip rivayetler dahi türemiş bulunuyor. Bu olasılıklardan herhangi biri doğru olsa bile, karşımıza ilginç sorular çıkmaktadır. PKK’nın askeri kanadından bir ileri gelenin etkisizleştirilmesi ilk defa gerçekleşmiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK liderlerini izlemekte ve kendi harekât bölgeleri içinde vurmakta giderek daha fazla beceri kazanıyor. Bu gerçekler muvacehesinde, PKK’ya karşı yürütülen mücadele ve karşımıza çıkabilecek imkanlar konusunda neler söylenebilir?

- Bu gelişme ne bakımdan önem arz ediyor?

Değindiğimiz iki rivayetten birinin doğrulanması şaşırtıcı olmaz. Son aylarda Türk Silahlı kuvvetleri PKK’nın üst düzey yönetiminden birkaç kişiyi etkisizleştirmiştir. Şu andaki rivayetler doğrulanmasa bile, PKK’nin kendisini büyük baskı altında hissettiğini söyleyebiliriz. Türk Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat kurumları PKK’nın askeri kanadının içinden bilgi edinebiliyorlarmış gibi görünüyor. Bu lider kadrosunun istikrarını çok sarsacak bir durumdur.

PKK’nın silahlı ve siyasi kanatları arasında zaman zaman bir kısmı da derin olan anlaşmazlıkların yaşandığı bilinmektedir. Silahlı kanat, doğal olarak, Türkiye’ye karşı silahlı mücadele yürütülmesini savunmaktadır. Ancak, silahlı kanadın çok yüksek seviyedeki bir lideri etkisizleştirilmişse, bu lider kadrosuna şok yaşatırken, çözümün siyaset alanında aranmasını savunanların durumunu güçlendirebilir.

- Türkiye’nin askeri konumunun güçlenmesine sizce hangi faktörler katkıda bulundu?

Kanaatimce, iki cephede önemli ilerleme kaydedildi. İlkin, Türk Silahlı Kuvvetleri her mevsim mücadele etme kabiliyetini geliştirdi. Bu gelişme, PKK’nın kış mevsimini toparlanmak, kabiliyetlerini geliştirmek, stoklarını yenilemek, silahlı elemanları eğitmek için kullanmasını zorlaştırdı. İkinci olarak, Türkiye istihbarat kabiliyetinde önemli ilerlemeler kaydetti. Günümüzde geniş bir İHA filosu devreye sokulmuş durumda. Bu araçlar PKK unsurlarının tüm hareketlerini izleyerek vazgeçilmez istihbarat sağlıyorlar. Ayrıca, PKK lider kadrosu mensuplarını etkisizleştirmesinin gösterdiği gibi, Türkiye’nin insan aracılığıyla bilgi edinme kabiliyetinde de ciddi gelişme var. Liderlerin seyahat planlarının başka türlü öğrenilmesi pek mümkün değil.

- Bu operasyonların büyük bölümü Irak topraklarında yürütülüyor. Irak hükümeti buna nasıl bir tepki veriyor?

Irak hükümeti hemen her defasında şikayet ediyorsa da, bu itirazlar simgesel düzeyde kalıyor. Şu sıralarda Irak hükümetinin ilgilenmesi gereken o kadar çok sorun var ki, Türkiye’ye karşı etkili bir direnme sergilemesi mümkün değil. Irak devletinin Irak’ta yerleşik teröristlerin bir hayli uzun olan Türk sınırını aşmalarını engelleyecek imkanları yok. İkinci olarak, PKK’nın ülkenin kuzeyinde kendi hükmünün geçmediği bir bölge oluşturmasını Irak hükümeti de istemiyor. Dolayısıyla, Irak’tan zaten toprak talebi bulunmayan Türkiye’nin yürüttüğü mücadele Irak’ın da stratejik hedeflerine aslında aykırı düşmüyor. Bununla birlikte, gözden uzak tutulmayacak bir ihtimal de var. Fırat ve Dicle’de kendilerine yeterli suyun verilmeyeceğinden endişe eden bazı Iraklı yetkililerin, PKK’yı Türkiye’ye karşı pazarlık için kullanma konusunda zihin jimnastikleri yaptıkları bilinmekte. Kanaatimce bu yaklaşım en fazla Irak’ın aleyhine sonuçlar doğuracaktır.

Son olarak, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne değinelim. IKBY’nin PKK ile arası pek iyi değildir. Özellikle petrol gelirlerinin güvenilir olmadığı günümüz ortamında, IKBY kendi iktisadi refahı açısından Türkiye ile işbirliğine muhtaçtır. Bunun yanında, PKK ve KRG yönetimi, bölgeyi yönetmeye talip birbirinden çok farklı iki siyasi seçkin grubunu temsil etmektedir. KRG yönetimi geleneksel aşiret bağlarına dayalı seçkinlerden oluşurken, PKK daha ziyade kitlesel temelli, aşiret temeli zayıfve ideolojiyi ön plana alan kadroların yönetimindedir. KRG, PKK’yı yönetimine bir tehdit olarak görmektedir.

- Bu ortamda, on yıllardır süren Kürt sorununun çözümüne bir kapı aralanma potansiyeli var mı?

Bir araya gelen bir dizi faktör, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yürüttüğü operasyonlarda karşılaştığı güçlükleri aşmasını kolaylaştırmıştır. Türkiye’nin artan askeri kabiliyetleri ile PKK’nın silahlı kanadının yaşadığı destek kaybı belki uzlaşmaya dayalı bir çözüm ortamına geçilmesini teşvik edebilir, ancak ülkemiz siyasetinin görünümü, iyimser olunmaması konusunda bir uyarı oluşturuyor. Türkiye’de iktidarın halihazırdaki bileşimi görüşmeler yoluyla bir çözüme gidilmesine imkan vermemektedir çünkü iktidarın küçük ortağı MHP bir Kürt sorunu olduğu düşüncesini bile reddetmekte, bir sorunun varlığını ileri sürenlerin ihanet içinde olduğunu ileri sürmektedir. Buna karşılık, muhalefette yer alan siyasi aktörlerin çoğu siyasi bir çözümün aranabileceği fikrini peşinen reddetmemektedirler. Eğer PKK’nın silahlı kanadı bir dağınıklığa sürüklenirse, o zaman siyasi çözümler üzerinde konuşmak kolaylaşacaktır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap