Türkiye’nin rekabet avantajı olan sektörler (3): Tarım ve gıda

D. Ferhat DEMİR
D. Ferhat DEMİR İNOVASYON DELİSİ dfdemir@gmail.com

Ülkemizin rekabet üstünlüğü olan ve stratejik olarak desteklenmesi gereken sektörleri analiz etmeye devam ediyoruz. Kuşkusuz bunlardan birisi: tarım-gıda. Türkiye, dünyanın en büyük tarım üreticilerinden. 4 ürünün üretim ve ihracatında dünya lideri: fındık, kiraz, incir ve kayısı. Bu ürünlerin ihracatından yaklaşık 2 milyar dolar (USD) gelir elde ediyoruz. Türkiye, domates üretiminde dünyada üçüncü, zeytinde üçüncü, mercimekte üçüncü, Antep fıstığı ve cevizde dördüncü büyük üretici konumunda. Yaklaşık 10 kalemde dünyanın en büyük üreticisinden birisiyiz. Çay, portakal, üzüm, soğan, ay çiçeği, nohut gibi ürünlerde ise ilk 10 büyük üretici içinde yer alıyoruz. Dünyada çok az ülkenin iklim, güneş, su kaynakları vb. doğal koşulların tarıma bu kadar müsait olduğu söylenebilir. Fakat maalesef Türkiye’nin bu avantajlı konumu ekonomik değere sınırlı ölçüde yansımış durumda. Kendisinden çok daha sınırlı toprağa sahip ve iklim koşullarının çok daha kısıtlı olduğu bazı gelişmiş ülkelere göre tarım ihracatımız daha az. Örneğin Türkiye’nin tarım ve gıda ürünleri ihracatı yaklaşık 18 milyar Euro iken Hollanda’nın tarım ve gıda ürünleri ihracatı 2019 yılında yaklaşık 95 milyar Euro. Söz konusu bu dramatik farkın temel nedeni; tam olarak inovasyon yetersizliği.

Türkiye’nin sebze, meyve, baklagiller ve tahılda ürün çeşitliliğe oldukça iyi olmasına rağmen eski teknoloji ve bilinçsiz ekim kaynaklı sair nedenlerden dolayı üretimde verimsizlik yaşıyor. İnovasyon hem ekim, dikim, hasat gibi üretim süreçlerinde verimliliği artırabilir hem de genetik bilimi ve biyoteknolojilerin desteği ile ürün çeşitliliğini artırılabilir. Ayrıca raf ömürleri uzatılabilir. Agritech çalışan girişimler; hasat, tedarik, perakende gibi süreçleri optimize edeceği gibi dijitalleşme ve veri analizi çözümleri üreterek çiftçinin daha isabetli kararlar almasını sağlayabilir. Teknolojik tarımın başarılmasında nesnelerin interneti (IoT) önemli rol oynayacak. Türkiye’ye gıda ve tarım sektöründe rekabet avantajı sağlayan nedenler arasında ürün çeşitliliği, doğal koşullar olduğu gibi güçlü gıda firmalarına ve yetişmiş insan gücüne sahip olması da gösterilebilir. Ayrıca 84 milyon nüfusu ile büyük bir iç pazar var. Ülker, Eti, Torku, Pınar, Tat, Sütaş, Dardanel, Dimes, Tamek, Piyale, Tamek, Uludağ, Şölen gibi güçlü gıda firmalarımız mevcut. Bu markalarımızın bir an önce inovasyon departmanlarını kurmaları ve yeni ürünler geliştirmeleri gerekir.

Firmalarımız maalesef global rakiplerinin inovatif ürünlerine kıyasla konvansiyonel ürünlere yoğunlaşıyor. Gerek içecek gerekse de hazır gıda tarafında yurt dışındaki pek çok ürün yok ülkemizde. ABD ve Avrupa pazarlarında alkollü ve alkolsüz içecek çeşitliliği çok fazla. Örneğin, yüksek performanslı işler için mineral ve vitamin takviyesi olan su gibi basit ürünleri henüz göremiyoruz. Diğer taraftan ‘outdoor’ sporlarına merakı olan birisi olarak marketten alınarak direkt tüketime hazır yiyecek çeşitliliğinde sorun yaşıyoruz. Mesela, konservelere plastik kaşık eklenmesi ve kapaklarının rahat açılması gibi küçük inovasyonlar yapılabilir. Söz konusu firmalarımız, finansal güçleri ve tarihi tecrübeleri ışığında biraz daha cesurca kararlar alarak, hammaddenin lokal tedariği ve zengin Türk mutfağı avantajını kullanarak rahatlıkla global inovasyonlar çıkartabilirler. Ayrıca akıllı tarıma odaklanan agritech startuplarımızın sayısı artırılmalı. Kurumsal gıda firmalarımız özellikle bu tip startupları desteklemeli. Onlara yatırım yapmasa dahi uzun vadeli iş birliği anlaşmaları yapabilir. Agritech kümelenmeleri kurmalı ve büyütmeliyiz. Bana göre Balıkesir-Mersin arası Ege ve Akdeniz bu kümelenmeler için çok ideal. Özellikle Akdeniz Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü tarım teknolojilerine odaklanarak ekosistemlere liderlik edebilir. Ayrıca tarım ihtisas üniversiteleri kurmalıyız. Tarım Meslek Liselerinin sayısı artırılmalı ve bu okullar özendirilmeli. “Tarım- gıda inovasyonu ve girişimciliği” dersleri açmalıyız. Son olarak Tarım İnovasyon Merkezleri kurmalıyız ve bu merkezlerde geleneksel çiftçilerimiz yeni nesil çiftçiye dönüştülürken, yeni nesil çiftçilerin ise yeni ürün inovasyonlarına odaklanması teşvik edilmeli.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar