Türkiye’nin yatırım fırsatları (II)

Faruk GÜLER
Faruk GÜLER Kurumsal Bakış

Önceki yazımda geniş üretim imkânları, kalifiye işgücü, stratejik konumu, modern lojistik altyapısı ve stratejik konumu sayesinde uluslararası doğrudan yatırımlar (UDY) için cazip bir merkez olan Türkiye’de, mevcut yatırımlardan yüksek verimlilik sağlandığı için, uluslararası firmaların genişleme türü yatırımlarında ülkemizi daha çok tercih ettiğini yazmıştım.

Bu yazıda ise, COVID-19 salgını ile birlikte değişen ekonomik şartların, ülkemizdeki yabancı yatırımcılara sunduğu fırsatları özetlemeye çalışacağım.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin koordinasyonunda hazırlanan ve ülkenin uluslararası doğrudan yatırımlar stratejisini belirleyen “Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi’nde”, ülkemizin küresel doğrudan yatırımlardaki payının 2023 yılında yüzde 1.5’e çıkarılması hedeflenmektedir. Strateji belgesinde ülkeyi bu hedefe götürecek yol haritası, 11 ana başlıktaki strateji ve 72 başlıkta da eylem planı ile belirlenmiş durumda.

Ekonomimizin önümüzdeki 2 yıldaki yol haritasını belirleyen ‘Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi’, COVID-19 ile değişen ekonomik şartların ülkemize sunduğu avantajları da içerecek şekilde, özetle şu tespitleri taşıyor.     

COVID-19 sonrasında da iş ve üretim süreçlerinin dijital dönüşümünün hızlanması ve derinleşmesiyle yüksek teknolojili hizmet yatırımları, orta-yüksek ve yüksek
teknolojili imalat yatırımları ve Ar-Ge faaliyetine yönelik yatırımlar için büyüyen bir pazar söz konusudur. Bu pazarın arz tarafındaki şirketlerin yatırım kararlarında öne çıkabilmek için ülkelerin insan kaynağı, BİT ve dijital altyapısı her zamankinden önemli hale gelmiştir.

İklim değişikliği uluslararası şirketlerin ana gündemi haline geldi

Sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği uluslararası şirketlerin gündemlerinin ana unsurlarından biri haline gelmiştir. Yeni dönemde özellikle AB merkezli yatırımcılar, yurtdışındaki yeni yatırım kararlarında yeşil mutabakat gibi politika çerçevelerine uyumlu olacak kararlar vermek durumundadır. 2015-19 döneminde Türkiye’ye gelen UDY’nin %58,4'ünün AB merkezli şirketler tarafından gerçekleştirildiği ve ülkemizin ihracatının %50,9’unun bu ülkelere yapıldığı dikkate alındığında, Türkiye’nin de çevreyle uyumlu yatırım politikaları geliştirmesi bir zorunluluk olarak kendini dayatmaktadır. Yatırımcıların yeni yatırım kararlarında veya hâlihazırda kurulu bulundukları ülkelerdeki yatırımlarını artırma ve çeşitlendirme kararlarında tedarik zincirlerinin optimizasyonu temel karar kriterlerinden biri haline gelmiştir.

Yakınlık, hız ve kalitenin önemi artarken, maliyetin önemi azaldı

Şirketlerin küresel tedarik zinciri başarı değerlendirmeleri COVID-19 ile değişirken, lojistik yakınlık, teslimat hızı, iş birliği, kalite, güvenilirlik, esneklik ve tedarikçi riski faktörleri daha önemli hale gelmiş, maliyetin önemi ise görece azalmıştır.

Küresel tedarik zincirinin (KTZ) yeniden kurgulandığı bu süreçte, Türkiye’nin bölgesinin üretim ve dağıtım üssü olma rolünü daha da güçlendirmesi beklenmektedir. Artan avantajları sayesinde ülkemizde henüz yatırımı bulunmayan çokuluslu imalat sektörü şirketlerinin de Türkiye’de yatırıma başlayacakları öngörülürken, mevcut yatırımcının ise genişleme türü yatırımlarla operasyonlarını büyütmesi ve daha yüksek katma değerli faaliyetlere yönelerek çeşitlendirmesi beklenmektedir.

Bunun yanı sıra mevcut yatırımcıların yurtdışındaki tedarikçisi konumundaki şirketlerin de yatırımlarını Türkiye’ye kaydırması öngörülürken, Ege Serbest Bölgesi’nde bu öngörüyü destekleyen yatırım kararları bir biri ardına hayata geçmektedir. Dünya modasına yön veren Hugo Boss, COVID-19 salgını sürecinde özellikle Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi Asya ülkelerindeki üreticilerin siparişlere zamanında yanıt verememesi nedeniyle siparişlerini büyük oranda Türkiye’ye kaydırdı. Ege Serbest Bölgesindeki tesiste önümüzdeki yıl çok ciddi bir büyüme beklentisi içinde olan Hugo Boss, spor giyim konusunda yapacağı yeni yatırımı da Türkiye’de gerçekleştirecek. Şirket, 2022 yılı sonuna kadar yaklaşık bin kişilik yeni istihdam sağlayarak İzmir’deki çalışan sayısını 4 binin üstüne taşımayı hedefliyor. Ayrıca penye alanındaki yeni yatırımlarıyla, üretimini adet olarak 2 yıl içinde 2 katına çıkarmayı planlıyor. Hugo Boss gibi, bölgemizde hali hazırda Mecalac, Grup Atlantik, Flavour-Tech ve Eldor Elektronik, Gram Equipment, Gates gibi uluslararası firmalar da büyüme kararı almış durumdalar. Yıllardır burada üretim yapan bu uluslararası firmaların bulundukları yerde büyüme kararı almalarını sağlayan temel etken, Ege Serbest Bölgesinde sunulan yüksek hizmet kalitesinin yanı sıra, teşvikler, lojistik imkânlar, kaliteli üretim altyapısı, genç insan kaynağı ve ülkemizin geleceğine duydukları güvendir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kurumsal sosyal sorumluluk 24 Ağustos 2022
Dijital oyun pazarı 20 Haziran 2022
Uzay atmosferinde kamp 19 Mayıs 2022
Savaş ve barış 28 Mart 2022
Üretim ve ihracat 31 Aralık 2021