20 °C
Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN dunyaweb@dunya.com

Tutmayan hesaplar ve büyüyen çaresizlikler!

Küresel ekonomik koşulların ve bunlara ilişkin orta vadeli gerçekçi beklentilerin genelde daha belirleyici olacağı bir süreç bizi bekliyor. Bu sebeple hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı ve tüm önceliklerin değişmek zorunda kalacağı algısı giderek güçleniyor; tam aksi görüşü pazarlamaya çalışanların eğilimler üzerindeki etkisi kısa vadeyi aşamıyor ve bunları birbirlerine eklemleyerek günü kurtarmak giderek olanaksızlaşıyor.

Sorunların ağırlaşması ile uzlaşmazlıkların derinleşmesi arasındaki ilişki güçlendikçe güven bunalımı derinleşiyor, küreselleşmenin iflasına ilişkin algılar genel kabul görmeye başlıyor. Bu süreç tüm beklentileri olumsuzlaştırarak belirsizliği artırıyor ve riskten kaçınma eğilimini besliyor. Davranış biçimlerinin altyapısındaki bu büyük değişime rağmen, durum böyle değilmiş gibi insanlığı sakinleştirmek adına aldatmaya çalışmak artık işe yaramıyor!

Siyasilerin ve para otoritelerinin abartılan söylem ve eylem etkisi, kalıcı olamıyor; biri artık eskisi kadar uzun zaman kazandıramıyor, diğeri ise korkuları nedeniyle gerçeklerin yanına bile yaklaşamadığı için yıpranmaktan kurtulamıyor! Tepkisel yaklaşımlara abonelik nedeniyle gerek siyasiler ve gerek ise sistemi oluşturan kurumsal yapının etkili ve yetkili kesimleri, sorunların önemli bir parçası haline gelerek istikrarsızlıkları besleme basiretsizliğinden arınamıyorlar.

1995 yılı sonrası, küresel eğilimler açısından hiçbir şeyin göründüğü gibi olamadığı ve geniş kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayabildiği sürece olumsuzluklara tepki veremediği bir süreç oldu. Sürdürülebilir olmayan eğilimler, politikaların da geleneksel olmaktan uzaklaşmasında ve sorunların ağırlaşmasına yol verilmesinde belirleyici oldu.

1995 ile 2002 yılları arasında kimse diğerlerini aldatmaya çalışmıyordu ve her şey kötüye gidiyordu. Küresel ticaret hacmi daraldıkça ödemeler sistemi kırılganlaşıyor, riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesi çöküş hedefli kısır döngüyü tamamlıyordu. Gelişen ve gelişmiş tüm ekonomiler adı konmamış bir bunalımın girdabında çırpınmaktan başka bir şey yapamıyordu. Asya, Rusya ve Latin Amerika krizleri bu süreçte adı konmuş bulaşıcı sarsıntılardı. Genelde ticaret hacmi güçlü bir şekilde daralmış, özellikle gelişen ekonomiler daralırken işsizlik ve enflasyon patlamıştı. Herkes her şeyi yaşıyor ve hissediyordu, kimse bir başkasını aldatamıyordu.

2002 yılı küresel kırılganlığın tehlikeli düzeyleri zorladığı ve tüm ekonomilerin eşanlı olarak durgunluk denilen bunalımı yaşamaya başladığı bir dönem oldu. Önceki yıllara göre tek fark ABD’nin de nasıl çıkacağını bilemediği bir durgunlukla tanışmış olması idi. Bu süreçte uzun vadeli siyasi hesapların gereği olarak, ekonomi cephesinde sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılmasına razı olundu! Para politikaları hesapsızca gevşetildi, küresel talep azdırıldı ve dengesizliklere ilişkin beklentilerin tam tersine dönmesi için ne gerekiyorsa yapıldı!

Küresel ticaret hacmi hazırlıksız bir şekilde artmaya ve sorunları ağırlaştırmaya başladı; tüm ekonomiler canlandı, işsizlik oranları geriledi, enflasyon baskıları ise tehlikeli olabilecek şekilde yükseldi. Dönem boyunca gelişenlerden, gelişmişlere ve yozlaşmış düzenin efendilerine gelir transferi gerçekleşti; faaliyet dışı gelir yaratan pozisyonların arkasındaki sermaye hareketleri öncelikle buna hizmet etti. Küresel krize giden yolda ilk öncü sarsıntılar 2006 yılında kendini belli etmeye başladı, zaaflar ve korkular nedeniyle kalıcı çözümden uzak duruldu. Gidebildiği yere kadar böyle devamı konusundaki sessiz bir uzlaşı vardı; sorunlar daha ağırdı ama farkındalığı yok edilmiş geniş kesimler nedeniyle kırılganlık algısı zayıftı!

2008 yılındaki küresel kriz sonrasında önce bir şaşkınlık yaşandı ve tercihler sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarılmasına devam yönünde oldu; fakat 2011 yılındaki Arap Baharı sonrasında jeopolitik fay hatları gerilmeye başlayınca her şey değişti. Bu bir geçiş süreci idi ve herkes uyurken, riskleri sakin bir şekilde azaltmak yönündeki tercihler ön plana çıkmaya başladı. Ancak herkesin pozisyonu türdeş olduğu için hedefler doğrultusunda ilerlenebilmesi pek mümkün olamadı! Son dört yıl genelinde ise, üst katlardakilerin tepişmeleri aşağıdakileri uyandırmaya başlayınca havalar iyice bozmaya başladı. Kısa süreli ateşkesler veya balonculuklar, ağırlaşmış sorunların belirleyici olmasını engellemekte yetersiz kalır oldu! Kış kapıyı çalarken kimsenin hesabı tutmadı! Geniş kesimlerin yorgun fakat öfkeli, yukarı katların ise korkak ve çaresiz oluşu iyi şeyler söylemiyor!

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap