Ücret ortalaması ile Türk-İş’i karşılaştırınca: “Yoksuluz”…
Türk-İş tarafından açıklanan Haziran verilerine göre:
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 36 bin lira;
Yoksulluk sınırı 116.4 bin lira; Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 46.2 bin lira…
***
Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre:
Aktif sigortalı çalışan sayısı yaklaşık 26.3 milyon kişi…
***
Sigortalı çalışanlar arasında:
SSK’lı (işçi) çalışan sayısı 19.4 milyon kişi…
Bağ-Kur’lu sayısı (esnaf/çiftçi) 3.2 milyon kişi…
Memur sayısı ise (işçi statüsündekiler ve sözleşmeliler hariç) 3.6 milyon kişi…
***
Yani… 1 çalışan, ortalama (kendisiyle birlikte) 3.3 kişiye bakıyor…
(Emekliler ayrıştığında ise, 1 kişi 2.7 kişiye bakıyor…
Ama, emekli aylıkları ve sağlık giderlerinin çoğunluğunun, çalışanlardan kesilen primlerle ödenebildiği/ödenebileceği de biliniyor…)
Yine Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinden hareketle: Bildirilen prime esas kazançlara göre, 2025 yılında Türkiye’de işçiler için uygulanan ortalama brüt ücret, kamuda 75.3 bin lira…
Özel sektörde 50.2 bin lira…
Ortalama mı? 53.5 bin lira civarında…
***
Özel sektörün işçisine en yüksek ücret verdiği iller mi? Asgari ücretin ortalama yüzde 154 fazlası ile Kocaeli, birinci… İstanbul ve Ankara yüzde 130 ortalama ile ikinci… (Yeterliliği tartışılır ama orta-yüksek teknolojili üretimin/geliştirmenin getirisi…)
VELHASIL
Yani…
Çalışanların ortalama net ücreti 40 bin lira civarında…
Türk-İş’e göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 36 bin lira, yoksulluk sınırı 116.4 bin liraysa?
Bu tespite göre, çoğunluğumuz “yoksul”, çoğunluğun büyük bölümü ise açlık sınırında…
***
Çalışan ve üreten verimliliğine en fazla ihtiyaç duyduğumuz dönemde, çalışan verimsizliğini artıran bu ücretlendirme tablosu ile biz:
İşçilerin ortalama ücreti asgari ücretin yüzde 40 fazlası olabilen Afyonkarahisar, Aydın, Denizli, Edirne, Kahramanmaraş gibi 22 ilin;
Yüzde 50 fazlası olabilen Çorum, Gaziantep gibi illerin;
Sanayi sayesinde büyüyeceğini/kalkınacağını düşünüp, umutla bekleyebiliyoruz…