Ücretler büyük ölçüde ‘asgari’, enflasyonumuz ‘azami’

Maruf Buzcugil
Maruf Buzcugil ANKARA NOTLARI maruf.buzcugil@dunya.com

Ekonomiyi canlı tutmak adına göze alınmış enflasyon artışının bu boyutlara ulaşacağı tahmin edilemedi. Giderek hiper enflasyona yaklaşan, en başta iktidar ve hatta daha olumsuz tahminler yapsalar da bağımsız gözlemciler, fiyat artışlarının böylesi yüksek oranlara çıkacağını beklemiyorlardı. Artık ücret artışlarının çalışanların yaşamını bir miktar rahatlatacağını düşündüğümüz anda giderek büyüyen enflasyon dalgasını önümüzde buluyoruz. TÜİK, yılın ilk yarısını kapsadığı için önemli olan Haziran ayı enflasyon verilerini bugün açıklayacak. Ancak elimizde İstanbul Ticaret Odası (İTO) taze verileri var. İstanbul’da tüketici fiyatlarını ölçen İTO Ücretliler Geçinme Endeksi Haziran’da yıllık yüzde 94,19 arttı. Böylece İstanbul’da İTO’nun ölçtüğü enflasyon 24 yılın zirvesine çıktı. Küresel düzeydeki enflasyon dalgası ve daralma endişelerine hak ettiği payı vererek, yapısal ekonomik sıkıntılar ve enflasyon sorununu siyasi kaygılardan uzak kapsamlı politikalarla çözmeye yönelmenin çok uzağındayız. İktidar ve muhalefetin ufkunda seçim var. Seçim sonrasında siyasi iradenin arkasında duracağını taahhüt edeceği geniş katılımlı ekonomik politika tasarımlarından niyet beyanları dışında henüz haber yok.

Şimdi dikkatler aralıktaki asgari ücret artışında

Türkiye’de asgari ücret, genel ücret, referans ücret niteliğini almış durumda. Asgari ücret ve hemen üstünde ücret alanların tüm çalışanlar içindeki payının yüzde 57 dolayında olduğu tahmin ediliyor. Asgari ücrette 2021 sonunda yapılan ve iktidarın öğündüğü yüzde 50 zammın yüksek enflasyon karşısında eridiği hemen görüldü. Alışık olunmadığı şekilde ara Temmuz güncellemesi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yüzde 30 artışla 5 bin 500 TL olarak açıklandı. Açıklandığı andan itibaren gözler yeni enflasyon oranlarına ve 5 ay sonra Aralık’ta yapılacak güncellemeye çevrildi. Merkez Bankası’nın geçmişte yaptığı ücret artışlarının enflasyonda yarattığı “atalet ve kemikleşme” uyarılarını tartışmanın tam zamanı. 

Yaşam Maliyeti’ni ölçen yeni endeks

İliklerimize kadar hissettiğimiz fiyat artışlarının, resmi enflasyon verileriyle neden örtüşmediğini yıllardır tartışırız. Hayat pahalılığı ve yaşam maliyetindeki artışı gösteren veri setimizin sınırlı olmasından yakınırız. Artık 25 Haziran tarihinden bu yana TÜİK veri tabanını esas alarak hesaplanan bir Yaşam Maliyeti Endeksi (YME) var. TCMB’nin eski Araştırma genel müdürü, DPT Yıllık Programlar ve Finansman Genel Müdürü deneyimli araştırmacı Zafer Yükseler, emekli olduğundan beri resmi verilerle yola çıkan çok önemli araştırmalara imza atıyor. Yükseler, 2012 yılından bu yana geniş bir kesimim takip ettiği Hızlı Tüketilen ürünler Fiyat Endeksi’ni (HTFE) hesaplamaya TÜİK’in kısa süre önce ortalama madde fiyatına ilişkin veri açıklamayacağını duyurması nedeniyle son verdi. Yükseler, artık bu endeksi TÜİK’in çekirdek enflasyonu da barındıran “özel nitelikli endeksler”ine benzer şekilde Yaşam Maliyeti Endeksi’ne (YME) dönüştürdü. Mayıs ayı verilerine dayanan ilk verilerde yaşam maliyetinin yıllık yüzde 82,76 arttığı açıklandı. Oysa TÜİK Mayıs ayı itibarıyla yıllık TÜFE’yi yüzde 73,50 olarak açıklamıştı.

Endeksin kapsamı

Yaşam Maliyeti Endeksinde, TÜFE içinde yüzde 4,31 ağırlığa sahip alkollü içecekler ve tütün grubu yer almıyor. TÜFE içindeki ağırlığı yüzde 6,51 olan ve ev eşyası ile eğlence-kültür grubunda yer alan, mobilyalar, buzdolabı, fırın, çamaşır ve bulaşık makinası, TV, telefon ve bilgisayar gibi dayanıklı tüketim malları Yaşam Maliyeti Endeksine dâhil edilmiyor. Benzer şekilde TÜFE içinde yüzde 7,60 ağırlığı olan ve ulaştırma grubunda yer alan otomobil, motosiklet ve bisiklet te Yaşam Maliyeti Endeksinden dışlanıyor. Ücretsiz sağlık hizmetlerinin yaygınlığı nedeniyle sağlık harcamalarının yüzde 2,15’i ile 1,14 ağırlığa sahip mücevher-saat harcamaları da Yaşam Maliyeti Endeksi kapsamında bulunmuyor. Endeksin ikinci verisi Temmuz ayının son haftasında açıklanacak.

Asgari ücret açlık sınırını aşamadı

YME’den önce enflasyonun çalışanların yaşamındaki etkisini doğrudan ölçen sadece Türk-İş’in “Açlık ve Yoksulluk Sınırı” Araştırması vardı. En son Türk-İş, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarından oluşan açlık sınırının Haziran ayında  6 bin 391 TL’ye çıktığını açıkladı. Böylece 1 Temmuz itibarıyla 5 bin 500 liraya yükseltilen asgari ücret Türk-İş’in açlık sınırının gerisinde kaldı.  Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı 20 bin 818 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 8 bin 313 TL’ye yükseldi.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar