Uçuruma bakan tepeler

Gündüz FINDIKÇIOĞLU
Gündüz FINDIKÇIOĞLU GLOKAL BAKIŞ debrovian@gmail.com

Alexander Zinoviev’in çok övülen The Yawning Heights isimli kitabında İbansk’daki hayatın ilk yasası “koşulları değiştirmek isteyenlerin hiçbir şeyi değiştiremedikleri, değişimin daima değişiklik yapmayı hiç düşünmeyenlerin davranışlarından kaynaklandığı şeklindeki çok bilinen kural” oluyor. Kitabın Rusça adının “ışıldayan tepeler” –yani parlak gelecek- şeklindeki resmi Sovyet teriminin bir harf değişikliğiyle “esneyen tepeler” haline getirilmesinden doğduğu ama bunun bir kelime oyunu olduğu, aslında “tepe ve boşluk (uçurum)” bir araya getirilerek paradoks etkisi amaçlandığı yazılıyor. [Burada Nietzsche’nin ünlü aforizma 146’sına gönderme yapmaya kalkışabilirdim ama çok zorlama olacağına karar verdim.] Ne diyordu Zinoviev? 

İlk yasaya göre siyasi olasılıklar kümesi boş olduğu için tüm değişim ancak niyet olmadan, amaçlanmamış yan ürünler şeklinde gerçekleşiyor ve asla iradi eylemlerin sonucu olmuyor. İkinci İbansk yasası “bir liderliğin bayrağı altındayken ortaya çıkan her başarı o liderliğin başarısıdır” ve üçüncü yasa da “her felaket için liderlik dışında bir suçlu her zaman bulunabilir” şeklinde formüle ediliyor. İkinci ve üçüncü yasalar her yerde her zaman rastlanabilecek türden. Örneğin Paul Veyne Roma imparatorluğunda da ikinci ve üçüncü yasaların yürürlükte olduğunu yazıyor. Mesela Toscana’da sulama kanalları zamanında bitirilemediği için hasat kötü olur ve kıtlık çıkarsa yönetimin konuyla alakası yoktur, birileri işi bozmuştur, o nedenledir. Ama es kaza bol yağmur yağar ve hasat iyi olursa –kanalları zamanında bitiremediği halde- yönetimin başarısıdır. Genel bir taktik: Roma’dan beri sürüyor.

İlk yasa dikkat çekici çünkü bu tip bir iklime her yerde rastlanmaz. Tabii, Zinoviev’i Brejnev’in son yıllarında Batı’nın ilgi odağı yapan başka özellikler de var. İbansk’da hiç kimsenin hiçbir şeye inanmaması bunlardan birisidir. İbansk’da hiçbir inanç sistemi “kapanamaz”; eksik bir halka daima vardır (there is no belief closure). Timur Kuran, Zinoviev’den yıllar sonra bu olayın bir sonucuna –tek sonucu değil- “gerçek yalanlar” (true lies) adını vermişti. Buna göre kamuya açıklanan tercihlerle özel tercihler farklıdır; hatta taban tabana zıttır. Ancak olayın kendisi (no belief closure) her etkinin bir tepkiyle karşılıklı iptal edilmesine dayalıdır. Zinoviev, SSCB’de Lenin nişanı verilerek ödüllendirilen birisinin aynı gün başka bir nedenle partiden atılabildiğini ve kimsenin iki olayı da ciddiye almadığını yazar. Elbette bu bir satirdir. Zinoviev bir mantıkçıdır ve hicvini mantık yasaları biçiminde formüle etmiştir. Birinci yasanın geçerliliğini vurgulamak için olayların 8000 yılda gerçekleştiğini bildirir. Olup biteni 9974 yılında çöpte bulunan el yazmasından öğrenmekteyizdir. 

Bağlantılı kavramlar var. “Tercihlerin çarpıtılması” (preference falsification) gerçekten de küremizin hemen her yerinde ortaya çıkabilen yaygın bir olgu olarak görülebilir. Ayrıca “ajanda manipülasyonu” seçim sistemlerinin analitik teorisinde hep yeri olagelmiş bir kavramdır. Mesela, tercihler merkezi kaymış veya merkezi/odağı olmayan bir aynadan yansımaya başladığında “kendin ol” veya “olduğun gibi davran” komutları kendi kendisini yanlışlayan komutlar haline gelir. Toplu Şiirleri’nde Emily Dickinson’un bize hatırlattığı gibi:

 “Yürek unutamaz

Yok saymak istediğini

Hep hatırlamadıkça”

Bu örnek “iradi olarak yapılamayacak olanı istemek” konusunda güzel bir örnek. Mesela, isteyerek uykunuzu getiremezsiniz. “Kendin ol” komutundaki manasında “kendisi olmak” imkânsız bir projedir ve Jon Elster, Siyasi Psikoloji isimli kitabında, bu imkânsızlığı başarıyla analiz eder. “Unutmaya çalışmak” veya “kendisi olmaya çalışmak” içsel olarak temellenen projelerdir. Oysa “kendisi olmak” dışsal, üzerinde hiç düşünülmeden olması şart olan bir duruma işaret eder. Unutmaya çalışmak unutulacak olanın yokluğunu zihinde temsil etmeyi gerektirir fakat bunu yapabilmek için unutulmak istenenin varlığını temsil etmenin ön gereklilik olduğu açıktır. Yani proje çelişkilidir. Benzeri paradokslar pek çok alanda bulunabilir. Bazı siyasi akımlar “kendileri olamazlar”; olsalar da “kendileri olarak kazanamazlar”.

Türkiye’de İbansk’ın ilk yasasının hemen hemen hiç bir zaman geçerli olmamış olduğu söylenebilir. Siyasi eylemler olaylar gerçekleştikten sonra geriye bakarak motiflere, fırsatlara ve ilgili siyasi amaçları mümkün kılacak irade ve güce bağlanabilir. Bu topraklarda toplum mühendisliğinin hep açık ve gayet gerçekçi görünen yanlarının olması bu yüzdendir denebilir. Elbette her eylem planının söz konusu planı başlatan öznenin amacına uygun gelişeceği söylenemez. Burada söylenen her eylem planının (en az) bir öznenin –zorunlu olarak zinciri başlatan özne değil- amacına hizmet ediyor olmasıdır. Kuşkusuz bu sadece bir başlangıç hipotezi olarak, bir çalışma hipotezi olarak ortaya konuyor. Neden? Önümüzdeki dönemde sanılandan çok daha fazla zikzak olabilecek gibi görünüyor; nedeni bu. 

Zinoviev’in ilk yasasına ve (mantıksal olmasını istediği) hiciv aynasında yansıyanlara bir “gerçek dünya örneği” Jon Elster tarafından verilmişti. 1989 Mayıs ayında Tiananmen Meydanı gösterileri sırasında ABD Başkan yardımcısı Dan Quayle “Çin’de demokrasiye gidiş durdurulamaz fakat bu değişebilir” buyurmuştu. Siyasi tarihe geçen unutulmaz absürtlükte bir ifade ama Zinoviev şaşırmazdı.                       

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Gelecekte sol 02 Ağustos 2022
Kaptanlar ve krallar 19 Temmuz 2022
Analitik Marksizm 14 Haziran 2022
Bilineceği bilmek 17 Mayıs 2022