Ucuz uçuş devri bitti, Türkiye hariç

Ussal ŞAHBAZ
Ussal ŞAHBAZ Global İşler Ussal@me.com

Ben üniversitedeyken uçakla bir yere gitmek lükstü. Hele öyle Ankara’dan öyle Bodrum’a falan uçak yoktu. Yaz tatillerine otobüsle veya şanslıysak arabayla giderdik. Onun dışında da fazla seyahat etmezdik. Türkiye’de ucuz uçuş devri, Pegasus’un 2005’te bu sistemi kurmasıyla başladı. Avrupa’da Easyjet 1995’te kurulmuştu. Zaman içerisinde yükselen rekabetle geleneksel havayollarının fiyatları da düştü. Hatta Türk Havayolları gibi şirketler Anadolujet gibi daha ucuz markalarla bu rekabete katıldı. Her devrin bir sonu var. COVID-19 sonrası Avrupa ve ABD’de olanlara bakarsak, ucuz uçuş devri bitmiş görünüyor. Biz ise Türkiye’de yine paralel evrende yaşamaya devam ediyoruz. Gelin bakalım ucuz uçuş devri neden sürdürülemez noktaya geldi.

Uçak biletlerinin ucuz olabilmesini sağlayan iki etmen vardı. Birincisi, uçuşların negatif çevresel maliyetinin henüz fiyatlara yansıtılmaması. Eğer uçuşlara uygulanan doğru düzgün bir karbon emisyonu vergisi olsa bu kadar ucuza uçmak mümkün olmazdı. İkincisi ise, havacılık sektöründeki yoğun rekabetin tüm havayolları şirketlerini maliyetleri düşürmeye zorlaması. Oysa havacılık bu kadar düşük maliyetle sürdürülebilir şekilde yapılabilecek bir iş değilmiş. COVID-19’da ücretsiz izne çıkarılan havayolu ve havaalanı çalışanları, kurye veya e-ticaret depolarında daha uygun saatlerde daha esnek işlerde çalışarak daha çok para kazanabileceklerini veya emekliliğin tadını çıkarmayı keşfedince eski işlerine geri dönmediler. Bu nedenle şu anda Avrupa’da havayolları çok para verse de eleman bulamıyor. Birçok uçuş iptal ediliyor.

Ucuz uçuşların getirdiği ve yine uçuş fiyatına yansıtılmayan bir diğer maliyetse “lüzumsuz turizm”. Lüzumsuz turizm nedeniyle birçok turistik yerin kimliği değişirken buralarda yaşamak da zamanla imkânsız hale geldi. Buna en güzel örnek ise Venedik. Bu tarihi şehir sulara gömülürken turizmin patladığı 80’lerden beri nüfusu yarı yarıya azaldı. Zira turistlere kiralanan evler nedeniyle oturacak ev bulmak mümkün değil. Hadi bir eviniz var diyelim, ama gidip alışveriş yapacak bakkal yok. Çünkü tüm dükkanlarda Çin ürünü gondol bibloları ve Venedik tişörtleri satılıyor. Sehayat bu kadar ucuzken turizmi nasıl engelleyeceksiniz? Avrupa Birliği içinde bunun hukuki bir yolu yok. Venedik yıllardır kişi başı 10 avroluk bir ayakbastı parası almaya çalışıyor. Himalayalar’daki küçük ülke Bhutan aynı ayakbastı parasını 200 dolar olarak açıkladı. Türkiye’de de aşırı turizmle kimliğini kaybetmiş birçok Venedik bulabilirsiniz.

İşte bu nedenlerle ucuz uçuş işi artık bitmiş görünüyor. Bloomberg’in analizine göre, Avrupa’da uçak fiyatları geçen yaza göre dolar bazında 2-3 kat artmış. Peki Türkiye’de durum nasıl? Ankara-İstanbul uçak biletleri en pahalısından aldığınızda geçen sene 70 dolar civarındaydı. Bu sene 60 dolar. Yakıt maliyetleri başta olmak üzere tüm maliyetler dünyada kat kat artarken biz bu mucizeyi nasıl beceriyoruz? Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nın tavan fiyat uygulamasıyla. Sonuç: Uçaklarda yer yok. Anadolu’daki şehirlere uçuşlar haftalar öncesinden doluyor.

Fiyatlamadaki mantıksızlıkları şöyle anlatayım: Mesela İstanbul-Van ve İstanbul-Viyana aynı mesafe (inanmıyorsanız haritadan pergelle ölçün). İstanbul-Van uçuşu Viyana’nın neredeyse dörtte bir fiyatına. Hadi dış hat vergilerini vb. düşün yine de açıklanabilir bir fark değil. Ne oluyor? İstanbul’dan Van’a uçak bulunamıyor. Geçen yaz İstanbul’dan Bodrum’a arabayla gitmenin maliyeti, otoban ücretleri dahil, uçağın bir buçuk katıydı. Bu yaz en az 3 katı. Doğal olarak İstanbul’dan Bodrum’a uçak yok. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de halka açık olan iki havayolu şirketinin küçük tasarruf sahibi hissedarlarından İstanbul’dan Bodrum’a her hafta sonu tatile giden zenginlere gelir transferi yapılıyor.

Yukarıda piyasa sistemi içinde belirlenen uçuş fiyatlarının neden gerçek sosyal maliyetleri yansıtmadığını ve sonunda sistemin nasıl çöktüğünü anlattım. Ne yazık ki biz daha piyasa fiyatlarını bile uygulayamıyoruz. Tüm dünyada faizler yükselirken düşük faiz ile ısınan ekonomimizde bir rüya yaşadığımız gibi, hâlâ ucuz uçup tatil yapabileceğimize inanıyoruz. Yakında havayolları şirketleri de, iş yapmak için seyahat etmesi gereken iş dünyası da felç olacak. Artık bu rüyadan uyansak mı acaba?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kaplan devri bitti mi? 13 Mayıs 2022