Ülkemiz su fakiri mi, su müsrifi mi?

Üç tarafı denizlerle çevrili, gölleri, ne­hirleri, kaynak suları ve yeraltı su po­tansiyeli ile ülkemizin su zengini olduğunu düşünürüz çoğumuz. Ancak gerçekler hiç de öyle değil. Kişi başı bin 347 metreküp su varlığı ile su stresi altında bir ülkeyiz ve hızla su fakiri olma yolunda ilerliyoruz.

Rakamlar böyle söylemekle birlikte en önemlisi, su konusunda son yıllarda deni­zin bittiğini fark ediyor ve aslında “su müs­rifi” olduğumuzu yeni yeni anlıyoruz. Su meselesi artık iklim ve çevre meselesinin ötesinde bir milli güvenlik meselesi.

Gelin, su konusunda verileri birlikte analiz edelim:

DSİ verilerine göre, ülkemizde toplam kullanılabilir su miktarı 112 milyar metre­küp. Bunun 98 milyar metreküpü yerüstü ve 14 milyar metreküpü yeraltı suyu. Ancak kullanılabilir su varlığımızın sadece yarı­sını kullanabiliyoruz; bu da 57 milyar met­reküp demek. Bu suyun en çok kullanıldığı alan tarım. Tarımsal sulamalarda kullandı­ğımız su miktarı 43,9 milyar metreküp ve bu mevcut kullanılan suyun yüzde 77’sine karşılık geliyor.

Yazımızın devamında vereceğim hesap­lamalar, suyun hangi aşamalarda nasıl israf edildiğini gösteriyor:

1 Tarımsal sulamaların etkinsizliğinden kaynaklanan su kayıpları: Tarımda kullanılan suyun toplamda 43,9 milyar met­reküp olarak hesaplanmasına rağmen maa­lesef, verimsizlik, buharlaşma, sızıntı veya kaçak gibi nedenlerle gerçekte kullanılabi­len net su miktarı, yüzde 51 sulama randı­manına göre, 22,4 milyar metreküptür.

2 Gıda israfı kaynaklı su kaybı: Hasat sonrasından insan beslenmesine ka­darki süreçte yaşanan gıda israfı, bir an­lamda o ürünlerin üretiminde kullanılan suyun da israf edilmesi anlamına geliyor. Kaynaklara ve ürünlere göre değişmek­le birlikte israf edilen gıda için hesapları­mızda yüzde 40’lık ortalama bir değer alı­yoruz. Bu demektir ki israf edilen gıdanın üretiminde kullanılan 9 milyar metreküp su da kaybedilmiştir.

Sonuçta, net tüketilen gıda için harcanan su yalnızca 13,4 milyar metreküp olarak he­saplanmıştır. Tarım dışında kullanılan su­yun israf edilen kısmı düşüldükten sonra kalan miktarı buna eklediğimizde 18,7 mil­yar metreküp net yararlanılan su miktarına ulaşıyoruz. Kalan bu miktar, toplam kulla­nılabilir suyumuzun yüzde 16,7’sine ve kul­lanılan toplam suyumuzun yüzde 32,8’ine karşılık geliyor.

Sonuçlarını verdiğimiz analizler konusunda neler yapılabilir?

İlk olarak, tarımsal sulama altyapısının ve sulama tekniklerinin acilen iyileştiril­mesi gerekiyor. Son 23 yılda sulama kanal­larında kapalı sulama sistemlerinin ora­nının yüzde 38’e yükseltilmesi çok değer­li olmakla birlikte 4. Tarım Orman Şurası kararı olan yüzde 50 hedefine ulaşabilmek için ilgili yatırım bütçesi artırılmalı. Kapalı sistem yetmez, basınçlı sulama ve kotalı su­lamaya da mutlaka geçilmeli.

İkinci olarak, gıda israfı yoluyla dolay­lı olarak kaybedilen suyun azaltılması için hasat, nakliye, depolama, perakende ve tü­ketim aşamalarında gıda kaybı ve israfı en aza indirilmeli. Bu sadece su açısından de­ğil, üretimde kullanılan tüm kaynaklar açı­sından da gerekli. Bulut tohumlama konu­su bir milli güvenlik meselesidir. Su ile ilgili tüm kurumlar bu konuda iş birliğine gide­rek oluşan dezenformasyonu gidermeli ve Ar-Ge’ye daha fazla kaynak ayırmalı. Yağ­mur suyu hasadı ve gri su kullanımı, kentsel alanda kurakçıl bitkilerin yaygınlaştırılma­sı gibi tedbirler artırılmalı. Su Kanun Tas­lağı, paydaşlarca olgunlaştırıldıktan sonra çok geç kalmadan yasalaşmalı.

Yazımızı güzel bir haberle noktalayalım: 2026 ve 2027’de, COP 31, İstanbul Su Fo­rumu ve Dünya Su Kongresi olmak üzere üç büyük etkinlik ülkemizde yapılacak ve Ba­kan Yumaklı’nın ifadesiyle Türkiye suyun başkenti olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar