Uluslararası kıyaslamalar– Satın alma gücü paritesi ve dolar cinsinden GSYH

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Ülkelerin birbirleriyle ekonomik olarak karşılaştırmaları yapılırken en çok kullanılan kriterlerden biri ülkedeki toplam üretim seviyesidir. Ülkede bir yılda üretilen toplam mal ve hizmetin parasal değerine gayrısafi yurtiçi hasıla diyoruz. Ülkeler arası bir kıyaslama yapılması için bütün ülkelerin üretimlerinin kendi paraları cinsinden değerlerini dolara çeviriyoruz. Bu durumda dünyada hangi ülkenin payı daha yüksek, hangi ülke ekonomik olarak daha büyük bunu görmek mümkün hale geliyor. Diğer taraftan ülke vatandaşlarının birbirleriyle ekonomik kıyaslamasını yaparken kişi başı GSYH kullanıyoruz. Bu da kabaca az önce bahsettiğim GSYH rakamının ülke nufüsuna bölünmesiyle bulunuyor. Fakat burada denkleme bir kavram daha giriyor. -Satın alma gücü paritesi- Bu rakam da bize kişilerin elde ettikleri gelirle ne kadarlık bir harcama yapabildikleri bilgisini veriyor. Bütün ülkeler için aynı sepet kullanılıyor ki kıyaslama yapılabilsin.

Bir örnekle gidelim. Diyelim ki Almanya’ya çalışmaya gittiniz ve gitmeden önce maaşınız Türkiye’de 5.000 TL’ydi. Almanya’da ise 4.000 EUR kazanacaksınız. EUR/TL kurunun 9 olduğunu varsayarsak, bir anda maaşınızın TL karşılığı 36.000 TL’ye yükselmiş oluyor. Fakat Türkiye’deki fiyatların EUR cinsinden daha ucuz olduğunu hesaba katarsak 36.000 TL’yle Türkiye’de alacağınız mal ya da hizmetlerle bunun EUR karşılığı olan 4.000 EUR’yla Almanya’da alacağınız mal ya da hizmetler arasında oldukça yüksek bir fark olacaktır. En tipik örnek olarak kirayı gösterebiliriz. Türkiye’de 2.500 TL’ye oturabileceğiniz bir evi Almanya’da 1.500 EUR’ya kiralayabildiğinizi düşünelim. Yani TL karşılığı 13.500 TL olacaktır. Bu sebeple kira cinsinden bakarsak örneğimizdeki kişi aldığı maaşla (5.000 TL) Türkiye’de 2 ev kiralayabiliyorken, Almanya’da aldığı yeni maaşıyla (4.000 EUR) 2.66 ev kiralayabiliyor. Bu yüzden maaşı 5.000 TL’den 36.000 TL’ye yani 7.2 katına çıkmamış, 2’den 2.66’ye 1.33 katına çıkmıştır. (kira cinsinden) Tabii ki aşağıda Dünya Bankası’nın verileri hesaplanırken sadece kira değil, hesaplamayı anlamlı kılacak sayıda mal ve hizmet dikkate alınıyor.

Ülkeleri yukarıda bahsettiğim kriterlere göre kıyaslarken ani kur ve fiyat değişikliklerinin her zaman analizi bozucu etkisi olduğunu da hesaba katmak lazım. Mesela dolar cinsinden Türkiye GSYH hesaplaması yapılırken bir yıldan diğerine dolar/TL kurunda çok ciddi bir değişiklik olduğunda, dolar cinsinden GSYH değişimi üretim farkından ziyade dolar/TL’deki değişimden kaynaklanıyor demektir. Bu yüzden GSYH datasını analiz esnasında hangi amaçla hangi yöntemi kullanacağınıza dikkat etmeniz gerekir. Ben aşağıda ülkelerin dünyadaki ekonomik önemlerini ve kişilerin ülkeler arasında refah farklarını karşılaştırmak istediğim için dolar cinsinden GSYH ve satin alma gücü paritesine göre kişi başı GSYH rakamlarını kullanmayı tercih ettim.

Çin ne zaman en büyük ekonomi olacak?

Öncelikle şu anda dünyanın ilk 5 ekonomisinin 2000 yılıyla 2019 yılları arasındaki dolar cinsinden GSYH değişimlerine bakalım. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi dünyanın en büyük ilk 5 ekonomisi 2019 sonu itibariyle ABD, Çin, Japonya, Almanya ve Hindistan. Burada temel olarak dikkat çeken bir nokta Japonya ve Almanya’nın eğrisinin yatay olması. Bu trendin gelişmiş ülkelerin birçoğu için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Diğer birçok sebebin yanında bu ülkelerde nufüs artışının gelişmekte olan ülkeler kadar olmadığını ve bunun da toplam GSYH büyümesini etkilediğini söyleyebiliriz. Bunun yanında asıl dikkat edilmesi gereken nokta Çin’in eğrisinin oldukça dik olması, bir diğer ifadeyle Çin’in GSYH artış hızı. Bahsi geçen yıllarda ABD’nin yıllık ortalama büyüme hızı %3.88’ken Çin’in %13.01. Yukarıda da belirttiğim gibi bu büyümenin bir kısmı üretim artışından bir kısmı da Yuan’ın dolar karşısındaki hareketinden kaynaklanıyor. Geleceğe ilişkin bir projeksiyon yaptığımızda önümüzdeki 10 yıl boyunca ABD yıllık ortalama %3, Çin de %7 büyürse (dolar cinsinden) 11. yılda Çin dünyanın en büyük ekonomisi haline geliyor.

Türkiye için de genel duruma bir bakalım. 2019 yıl sonu itibariyle GSYH’mız 761 milyar USD. Grafikten de görüldüğü gibi özellikle 2000’li yılların ilk yarısında çok hızlı bir büyüme var. Bu büyüme 2008 global finansal krizle sekteye uğruyor. 2013’e kadar tekrar bir toparlanma söz konusu. 2013’ten günümüzeyse maalesef eğri aşağı doğru kıvrılmış durumda. Bunda yine TL’nin dolar karşısında hızlı değer kaybının da etkisi göz ardı edilmemeli.

Veriye yeteri kadar işkence ederseniz itiraf eder

Satın alma gücü paritesini dikkate alarak kişi başı GSYH’ya göre ülkeleri kıyaslarken benzer kategoride gösterilen ülkelerin birbirleriyle kıyaslanmaları daha anlamlı sonuçlar almamızı sağlıyor. Burada da daha önce Türkiye’yi karşılaştırırken kullandığımız 4 ülke olan Brezilya, Rusya, Güney Afrika ve Meksika’nın rakamlarına bakalım. Yıllık ortalama büyümeye baktığımız zaman Rusya’nın büyümesinin %7.65, Türkiye’nin büyümesinin %5.64, Meksika’nın %3.25, Brezilya ve Güney Afrika’nın %2.76 olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin bahsettiğimiz 2000 ile 2019 arası dönemde muadil ülkelere göre nispeten iyi performans gösterdiğini söyleyebiliriz. 2016 sonrası Türkiye’nin eğrisinin de yataylaştığını gözden kaçırmamamız ve Türkiye’nin genel ekonomil performansını yukarıda paylaştığım grafikle beraber değerlendirmemiz gerekiyor.

Uluslararası ekonomik karşılaştırmalar yaparken farklı veriler ve kriterler kullanılıyor. Analizi yaparken hangi dönemi aldığınız, neye göre ve hangi ülkeyle kıyaslama yaptığınız da çok önemli. Bu tarz analizlerdeki en çok karşılaşılan problemlerden biri, analizi yapan kişinin kendi ideolojik perspektifinden bakıp, kendini destekleyen datayı kullanması. Ünlü ekonomist Ronald Coase’ın söylediği gibi “Veriye yeteri kadar işkence ederseniz itiraf eder”. Hakikat ötesi çağda sadece neyi okuduğumuz değil aynı zamanda kimden okuduğumuz da çok önemli hale geldi.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar